O isim de gözaltında! Hanefi Avcı ne demişti?

Abone ol

Poyrazköy cephaneliğini ortaya çıkaran eski Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Ömer Köse de gözaltına alınanlar arasında.

İNTERNETHABER.COM- Ömer Köse, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan'a ait araziye gömülü silahları ortaya çıkaran isimdi.. O silahlardan yola çıkılarak başlatılan soruşturma sonrasında hazırlanan Kafes iddianamesinin temeli sayılan 3 No'lu DVD'nin üzerindeki kara bulutlar kamuoyunun gündemini meşgul etti.

BALYOZ DAVASINDA TARTIŞILAN DELİLLERİN BULUNDUĞU GÖLCÜK'TE KROKİ BULUNMUŞTU

Kazı çalışmaları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen “şantaj ve askeri casusluk” iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında, Gölcük'teki Donanma Komutanlığında yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler arasında yer alan krokilerden yola çıkılarak yapılmıştı.

TSK İÇİNDE İLLEGAL YAPILANMA İDDİASI

Hükümeti düşürmek için için gayrimüslimlere yönelik suikakestler yapılıp bombalı saldırılar düzenlenecekti. İddianamede "Bu yapılanmanın, TSK’nın kurallarına aykırı olarak askerî hiyerarşi dışında, Deniz Kuvvetleri bünyesinde oluşturulan Kafes Operasyonu Eylem Planı’nı hayata geçirmek üzere faaliyet yürüten yasa dışı bir örgütlenme olduğu anlaşılmıştır.’’ deniliyordu. Davada 33 sanığa 15 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

3 NO'LU DVD SAHTE İDDİASI

İstanbul'da aralarında emniyet mensuplarının olduğu bildirilen şüphelilere yönelik operasyon başlatıldı. Eski terör müdürü Ömer Köse.

2009 yılının Nisan ayında Poyrazköy'de bulunan silahlar sonrası hazırlanan Kafes iddianamesi çok tartışılmıştı. İddianamedeki çelişkileri ve tuhaf noktaları bir dönem Taraf'ta yazan Yıldıray Oğur, 17 Ocak 2014'te Türkiye gazetesinde "Nasıl 'Kafes'lendik?" başlıklı yazısında çarpıcı ayrıntılar aktarmıştı:

"Tutuklu sanıklardan biri emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaş. Kafes İddianamesindeki diğer 33 sanık hakkındaki iddiaların hepsi aynı cümleyle başlıyor: LEVENT BEKTAŞ'ın iş yerinde ele geçen 3 nolu DVD deki..
Davanın temeli o DVD çünkü.
21 Nisan 2009 tarihinde aranan Bektaş’ın iş yerinde el konmuş DVD aslında 22 Nisan tarihinde Emniyet’te incelenmiş ve bir suç unsuruna rastlanılmadığı diye rapor tutulmuş. Bektaş’a sorgusunda Kafes planı da sorulmamış. Sonra birden 4 Mayıs’ta DVD tekrar incelenmeye alınmış ve 11 Mayıs’ta rapor savcıya teslim edilmiş. Rapora göre ”Okul” adlı videonun arkasına saklanmıştır Kafes Planı.
İddianameden okuyalım:
“Levent BEKTAŞ'tan ele geçirilen PRINCO marka, P412240106031211 seri numaralı 'Mezuniyet Töreni' ibareli 1 nolu CD'de 'Data Stash' isimli özel bilgisayar programı kullanılarak 3 nolu DVD'de bulunan video görüntüsüne ait dosyanın içine gizlenen 'ac.rar' isimli arşivleme/sıkıştırma dosyasının görünür/okunabilir hale getirilebileceği tespit edilmiştir. Böylece 3 nolu DVD içerisinde bulunan 'Okul (2004 DVD) Rip.mp4' isimli video dosyasının içerisine/arkasına normal bilgisayar kullanıcıları tarafından görülmesi ve okunması mümkün olmayacak şekilde farklı bir dosyanın 'Data Stash' isimli program kullanılarak gizlendiği anlaşılmıştır.”

TUHAFLIKLAR ZİNCİRİ

Davada tuhaflıklar zinciri bundan sonra başlar. Çünkü daha bu araştırmayla plan bulunmadan 27  Nisan’da sanıklardan birine Kafes sorulmuştur. En tuhafı bu değildir ama.
Planın başında durum tespiti yapılırken “29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde bekledikleri başarıyı elde edememiştir” ifadesi kullanılmış. Hâlbuki planın tarihi 30 Mart 2009. Yani seçim sonuçları bile tam belli olmadan Denizciler oturmuş ve AKP’yi köşeye sıkıştırma aşkıyla bir günde, içinde ayrıntılı planların, fişlemelerin, haritaların olduğu Kafes Eylem Planı’nı yazmıştır.
Davanın hâlâ 5’i tutuklu olan 33 sanığını sanık yapan tek delil işte o DVD’de adlarının birtakım dijital kâğıtlarda geçmesi. Peki, gerçekten Levent Bektaş’ın DVD’sinden Kafes Planı çıktı mı?
TÜBİTAK’a göre “evet”. Sanık avukatlarının incelettiği Boğaziçi Üniversitesi’nden uzmanlara göre “hayır”. DVD  ve CD’leri inceleyen New York Polis Teşkilatı’nda Dahili Araştırmalar Bölümünün Bilgisayar Suçları Soruşturma Birimi’nin kurucusu ve şube müdürü Adli Bilirkişi Yalkın Demirkaya ise sadece “hayır” dememiş ve eklemiş: “Meslek hayatımda bu kadar pervasızca işlenmiş bir suça daha şahit olmadım. Bu kişiler, o derece kasıtlılar ki, el konulan kanıtlardan (CD1 ve DVD3) çıkmadığı aşikâr olan raporlar hazırlamakta hiçbir çekince hissetmemişlerdir. Bu, yaptıklarından sorumlu tutulmayacaklarına dair belli bir özgüven içerisinde hareket ettiklerini göstermektedir. Bu özgüven ise, ancak güç sahibi kişi/kurumların doğrudan desteği sayesinde mümkün olabilir.”
Bu arada İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Jale Bafra plandaki Levent Bektaş’a ait olduğu söylenen imzanın sahte olduğunu tespit etmiş." Yazının tamamı için

NELER BULUNMUŞTU?

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen arama kararlarına dayanarak Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21 Nisan 2009'da başlatılan kazılara 28 Nisan Salı günü son verilmişti.

Kazılarda ele geçirilen malzemeler şöyle:

“15 adet dolu lav silahı, 6 adet boş lav silahı, 14 adet el bombası, 24 adet el bombası fünyesi, 450 gram C3 patlayıcı madde, 7 adet hakem bombası, 3 adet gösteri bombası, 5 adet bubi tuzağı, 2 adet kullanılmış bubi tuzağı, 23 adet işaret fişeği, 45 adet sis bombası, 15 adet aydınlatma fişeği, 30 metre uzunluğunda infilaklı fitil (korteks), 38 metre uzunluğunda saniyeli fitil, 3 bin 17 adet çeşitli çapta fişek ve 1 adet siyah renkli kamuflaj kremi tüpü.”

SİLAHLARI KİM KOYDU?

Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitabıyla cemaatin hedef tahtasına oturan ve hakkında dava açılan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Poyrazköy'deki silahlarla ilgili çarpıcı bir açıklama yapmıştı. Silivri Cezaevi'nden tahliye olduktan sonra Avcı, "Poyrazköy'de silahları gömenler o silahları bulanlardır" diye konuşmuştu.

BALIKÇI DENİZE PATLAYICI MADDE ATILIRKEN GÖRMÜŞ!

İstanbul Poyrazköy'de İstek Vakfı arazisinde mühimmat bulunmasından sonra şimdi de, Beykoz'daki Çubuklu İskelesi yakınında denizin dibinde silahlara rastlandığı açıklanmıştı. Bir balıkçının "içinde patlayıcı maddelerin bulunduğu bir poşetin denize atıldığı" yönündeki ihbarı değerlendiren polis, torbanın içerisinde uzun namlulu tüfek mermileri olduğunu belirlemişti.

POYRAZKÖY VE KCK SORUŞTURMALARINA BAKIYORLARDI

Köse son olarak 17 Aralık operasyonu sonrası görevden alınmıştı. Atayün ise yine kamuoyunun konuştuğu KCK-Balyoz soruşturmasını yürüten isimlerden birisiydi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlililerinin KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmasının ardından, KCK soruşturmasını yürüten Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün'ün yerine Ömer Köse atanmıştı.

TEVHİD'İ SELAM ÖRGÜTÜ SORUŞTURMASINDA ADI GEÇİYOR

Yeni Şafak ve Star gazetesi telefon dinleme skandalını ortaya çıkarmasından sonra Başsavcılık aralarında  KCK ve Selam örgütü soruşturmasını yürüten Adem Özcan, İstanbul eski İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan, eski  İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse’nin de bulunduğu çok sayıda kamu görevlisi hakkında inceleme başlatmıştı.

3 AYRI KOLDAN

UYAP’a 2014/60469, 2014/37574, 2014/59373  sayıları ile kaydedilen soruşturma dosyalarını Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı İrfan Fidan yürütüyordu. Soruşturmada, ‘görevi kötüye kullanma’, ‘silahlı terör örgütü üyeliği,  kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması’, ‘özel hayatın gizliliğini ihlâl’ ve ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’ gibi suçlamalar araştırılacak. Soruşturmanın müştekileri arasında işamadı Rıza Sarraf da bulunuyor.  

'EMNİYET'İN BİLGİSAYARLARINI VE LOG KAYITLARINI SİLDİ' SUÇLAMASI

Soruşturmada adı geçen savcı Adem Özcan, 2280 kişinin dinlendiği iddia edilen Selam örgütü dosyasının basına yansımasının ardından Afyonkarahisar’a atanmıştı. İstanbul eski İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan  MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasının ardından görevden alınmış, İstanbul eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse de, ‘Emniyet bilgisayarlarındaki bilgileri ve log kayıtlarını sildikleri, ayrıca fişleme yaptıkları’ gerekçesiyle açığa alınan müdürler arasında yer almıştı. 

Günün Önemli Haberleri