Neden Recep Tayyip Erdoğan!..

Muhalefet hala anlamak istemiyor.Türkiye bir lider gerçeği yaşıyor. 27 Nisan 1960'da başarılı olanlar neden 15 Temmuz'da başarılı olamamıştı?.

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

Hala  birileri şu gerçeği anlamak istemiyorlar…

Türkiye’de siyaset sahnesinde 15 yıldır tek bir fark var…

O fark partiden çok öte lider farkı…

Yani Recep Tayyip Erdoğan…

Dünya siyaset tarihinde yok eşi benzeri..

2001’de AK Parti’ yi  kurdu…

İlk seçimde partisini açık ara tek başına iktidara getirdi…

O gün bugün tek başına iktidar…

Yani 2002’den 2017’ye damgasını vurdu…

‘Muhtar bile seçilemez’ dediler…

Genel Başkan oldu…

Başbakan seçildi…

Halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı oldu…

Şimdi de halkın seçeceği ilk Başkanlık kapısını açtı…

Ne dediği ise onu yaptı!..

Çünkü milletin desteği ile Allah Yürü ya Tayyip” dedi..

Karşısına çıkan Gezi’den,17/25 kumpası ve 15 Temmuz’a kadar bütün saldırıları bertaraf etmesinin nedeni bundan başka ne olabilir diki!..

Dünya siyaset tarihi demokrasi ile yönetilen ülkelerde milletin bitmek bilmeyen desteğini böylesine uzun bir süre sütün seçimleri açık ara kazanacak şekilde arkasına alan bir lideri yazıyor mu?

Yok eşi benzeri…

15 yıldır rakipsiz…

Karşıtı olmak bu gerçeği değiştirmiyor!..

Görülüyor ki gelecek seçimde de bu gerçek değişmeyecek…

                                                ***

Tayyip Erdoğan öncesinde Türkiye’de birçok Cumhurbaşkanı görev yaptı.

Kaç tanesinin arkasında böyle bir millet desteği vardı…

15 Temmuz öyle bir milat oldu ki…

Millet liderine  öyle bir sadakat gösterdi ki dünya şaşırdı…

Liderinin şahsında tecessüm eden değerlerine ve hayallerine, sahip olduklarına ve refaha sahip çıktı…

Yani Türk siyaset tarihinde bu kez sahaya inerek kendisini yöneten iradeye ‘Arkandayım’ diye sahip çıktı…

O nedenle Erdoğan  iç ve dış  muhalefete rağmen  bütün engelleri tek, tek aşıyor, istediklerini yapıyorsa  bunun yegane nedeni  kayıtsız şartsız milli egemenliktir..

Millettir…

Çinli ünlü bilge adam Lao Tzu’nun çok güzel bir sözü var..                       “İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız, onlarla birlikte yürüyün.”        İşte Erdoğan bunu çok iyi yapıyor…

                                                     ***

Bakın Milli iradenin şahlanışı ile oy oranı arasında doğrudan bir ilişki kurmamak gerekir.

Nasıl mı?

15 Temmuz 2016 ile 27 Mayıs 1960 değerlendirmesi açısından okuduğum bir analizi sizlerle paylaşmak istiyorum..

Çünkü tam isabet…

1960 yılında indirilen Cumhurbaşkanı ve Başbakanın arkasındaki oy desteği aşağı yukarı bu kadardı.

27 Ekim 1957 tarihinde yapılan seçimlerden sonra 1960’da darbe ile indirilen Demokrat Partinin oyu % 47.9’du.

1 Kasım 2015 tarihinde yapılan seçimlerde AK Parti iktidarının oyu da % 49.5’dı…

Yani sadece 1.6 puan fark vardı..

Ama o gün (1960 ihtilali) kimsenin sesi çıkmadı, kılı kıpırdamadı…

27 Mayıs 1960 darbesinde 15 Temmuz gibi yaygın bir saldırganlık da yoktu. O gün cuntanın arkasında asker sivil tüm kurumlarda teşkilatlanmış, iş dünyasından sivil toplum örgütlerine kadar yayılmış, bu kadar geniş bir örgüt de bulunmuyordu.

Cuntanın lideri albay rütbesindeydi.

Cuntanın içinde yüzbaşılar vardı.

27 Mayıs darbesi de emir komuta zinciri içinde yapılmamıştı. Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun, yaverinin de yardımıyla derdest edilmişti. Darbeye katılması teklif edilmiş, kabul etmeyince Yassıada’ya gönderilerek idama mahkûm edilmişti.

O gün de Cumhurbaşkanının yaveri hainler içindeydi.

Kuvvet komutanlarının tamamı cuntanın hedefindeydi.

Genelkurmay Personel Başkanı tuğgeneral darbeciydi.

1960 yılında da 235 general ve 3500 civarında albay, yarbay, binbaşı rütbesinde subayın ordu ile ilişiği kesilmişti..

Üniversite öğretim üyelerinin ve yüksek hakimler dahil hakim savcı kadrosunun aşağı yukarı yarısının görevine son verilmişti...

54 kişiden oluşan Danıştay üyelerinin 28’inin görevine de son verilmişti.

Yani 27 Mayıs darbesinde iktidardaki Demokrat Parti’nin aldığı oy, aşağı yukarı 15 Temmuz darbe girişimine maruz kalan AK Parti’nin oy oranı kadardı.

27 Mayıs’ta, 15 Temmuz cuntasından çok daha zayıf bir grup vardı.

15 Temmuz’da çok daha yaygın, zalim, alçak, kalleş ve saldırgan bir teşebbüs vardı.

Peki 15 Temmuz’da ne olmuştu da FETÖ’cüler başaramamıştı…

Neden?

Fark işte buradaydı!

O farkın adı milletin adamı olabilmekti.

27 Mayıs’ta birkaç cılız ses dışında hiçbir ses çıkmamıştı..

Ama 15 Temmuz’da ise millet; tankların, uçakların, helikopterlerin, otomatik silahların karşısında silahsız ve kale gibi dimdik durarak darbeye geçit vermedi…

Çünkü millet o akşam "Milletime  bir çağrı yapıyorum, oda şudur, milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Milletçe meydanlarda, hava limanında toplanalım ve bunların o azınlık grubu, tanklarıyla, toplarıyla gelsinler ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar. Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar"diye seslenen kefeni elinde olan liderine sahip çıktı.

Milletimizin değerlerini ve hayallerini ayakta tutan bir lider olmasaydı, milletin bu şahlanışı olur muydu hiç?

                                            ***

O nedenle Türk siyasetinde 15 yıldır tek bir  fark var!..

Gerek iç gerekse dış muhalefetin  üstüne üstelik  dışarıdan desteklendiği aşikar olan darbe girişimine karşı bir türlü engelleyemediği bir fark bu..

O fark milletin adamı olabilmek farkı..

Muhalefet bu gerçeği hala  anlamak istemiyor…

Lidere sadakatin, liderin şahsında tecessüm ettiğini görülen değer yargılarına, hayallere ve hedeflere de sadakati gerektirdiği gerçeğini anlayamıyor…

Çünkü Millet  Recep Tayyip Erdoğan’ a desteğinin anlamını Üstat Necip Fazıl'ın şu sözleri ile bütünleştiriyor..

“Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes..                                  Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es.”

İşte “Neden Recep Tayyip Erdoğan?” sorusunun cevabı  bu sözde saklı...

Biliyor ki  Erdoğan'a destek bir Milli haykırıştır...

                                            ***

İŞTE TÜRK POLİSİ...

Sevgili okurlar bu arada  Reina katliamcısı alçağı  sessiz ve derinden müthiş takip ve operasyonla sağ  ele geçiren  polisimizden, istihbarat çalışanlarımıza kadar bütün güvenlik güçlerimize  İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu' nun  nezdinde  milletimiz adına minnettar olduğumuzu belirtmek istiyorum...

Şu bir gerçek ki Türkiye Bakan Soylu ile  güvenlik anlamında takdir edilecek çok başarılı işlerin altına imza atıyor..

Allah yar ve yardımcıları olsun yollarını açık etsin...