Namus davası...

Namus kelimesinin anlamı Türk Dil Kurumu'na göre; "bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık,dürüstlük, doğruluk" olarak tanımlanmıştır. Peki nedir bu ahlak kuralları ve dereceleri ?

Ayla ÖZYURT aylaozyurt@internethaber.com

Namus davası..

Namus kelimesinin anlamı Türk Dil Kurumu'na göre; "bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık,dürüstlük, doğruluk" olarak tanımlanmıştır.

Peki nedir bu ahlak kuralları ve dereceleri ?

Toplumlar içinde "namus anlayışı"na sahip kültürlerde, erkeğin namusu ailesindeki kızların cinsel çekimserliği ile korunur. Bir kızdan, ailesinin namusunu tehlikeye sokmaması için daima belirli kurallara uyması beklenir. Bir kızın ve ailesinin namusu, ancak o kızın bakire olarak evliliğe girmesi ile korunur. Bir erkeğin namusu, harama el uzatırsa bozulur.

Başka bir anlamı ile "namus"; ailenin kendi içine dönük dünyası ve dışarıdaki bekar erkeklerin dünyası arasındaki sınırdır. Bu sınırın aşılması namusun tehlikeye girmesine yol açabilir, ama bunun nedenleri ve derecesi net şekilde belirlenmiş değildir.

Namus anlayışının toplumdaki etkileri

Namus, geleneksel oryantal topluluklarda en önemli değer anlayışıdır. Günümüzde hızla ilerleyen şehirleşme; şehirlerde yaşayan insanlara daha çok sosyal olma, ailenin kontrolünden uzak kalma ve eski sert kuralları gevşetme imkanı vermiştir. Ama kırsal bölgelerin kasabalarında ve köylerinde eski kurallar hala çok canlı ve etkilidir.

Olumlu etkileri

Tarihte oryantal toplumların üzerinde hüküm sürmüş olan kültürlerin ve bunların koruyucu güçlerinin, bütün topraklarının her köşesine kadar her zaman ulaşamadığı ve çoğu kez anarşi içinde kalındığı dikkate alınırsa, toplumun kültürüne işlenmiş olan bir namus anlayışının, sosyal düzeni dengede tutmakta büyük faydası olmuş olması gerektiği sonucuna varılır.

Olumsuz etkileri

Namus anlayışı, kadınların erkeklerden daha korumasız ve kendilerine hakim olamayacak kadar zayıf olduklarının kabul edilmesi olarakta değerlendirilebilir. Bu anlayış bir kadının ailesinden fazla uzaklaşmasını veya mesleki kariyer yapmasını neredeyse imkansız kılar. Bütün dünyada kadın oranının 3'te 2 olduğu dikkate alınırsa, kadınların kariyer yapmasının imkansız olduğu topluluklarda, sadece üçte birini oluşturan erkeklerin gayri safi milli hasılada katkıda bulundukları anlamına gelir. Böylece bu toplulukların, kadınların çalışabildiği topluluklardaki gelişme hızına yetişmesinin imkansız olduğu sonucuna varılır.

Namus anlayışının en sıkı şeklini yaşayan toplumlarda ataerkil bir bakış açısı olduğundan, bir tecavüzün kurbanı olmuş kadın kurban olarak görülmez. Böylece namusunun kirlenmiş olduğuna inanan aile, tecavüze uğrayan kızlarını öldürerek namuslarını temizlediklerine inanırlar. Bazı ailelerde ise tecavüze uğramış olan kıza, intihar edene kadar sosyal baskı uygulanır.

Genelde namus açısından bakire olarak evliliğe girmek çok önemlidir. Evliliğin (genelde) ilk gecesinde bakirelik sona erdirildiğinde, çarşafın üzerinde meydana gelmesi beklenen kan lekesi bu kültürlerde namuslu bir geçmişin kanıtı olarak görülür. Özellikle Türkiye'nin doğusunda bu leke "namus gülü" olarak adlandırılır ve gururla yeni evlenmiş çiftin kapısı önüne asılırdı.

Türkiye'nin büyük kentlerinde bu gelenek genelde ilkel ve saçma olarak görülür. Çünkü kızlık zarının zedelenmesinde gerçekleşen kanama çok farklı olabilir ve bazen hiç kanama olmaması da mümkündür. Ama buna rağmen bu gelenek hala uygulansa da, ancak kayınvalidenin herhangi bir şüphesi olduğundan dolayı gerçekleşir, ve bu kanıt sadece ailenin kadınları arasında incelenip değerlendirilir. (Kaynak: Vikipedia)

Yani, namus denildiğinde akla gelen şeyler; kadının dışarıda erkeklere karşı korunması, korunamadığı takdirde kadının bir nevi aşağılanması ve/ya katledilişi...

Hadi diyelim ki bu tür namus kavramları artık gerilerde kaldı, modern hayatın içinde kadın/erkek ilişkisi ve toplumun kadına bakış açısı çok yol katetti.

Peki soruyorum size, günümüzde ünlü/ünsüz insanların özel hayatlarına bu kadar başlarını uzatıp, büyük bir merakla anlamaya çalışmak, anlamadığında da spekülasyonlara başvurup dedikodular üretmek, gerçekmiş gibi yedi alemde anlatmak/deşifre etmek namussuzluk değil de ne oluyor ?

İnsanın özel hayatını, mahremiyetini, didik didik edip sonra bıdı bıdı konuşanlara soruyorum ?

Toplumda, özellikle kadınları kendilerine rakip olarak gördüklerinde belden aşağı vuranlara soruyorum ?..

Evde eşini kapı dışarı çıkarmayıp diğer erkeklere karşı korumaya alıp(!) kendisini bekar tanıtanlara/bekar tadında yaşayanlara da soruyorum ?..

Bir takım habercilerin,ünlü birisi için ''henüz eşinden boşanmadığı halde sevgilisiyle mesajlaşıyor '' diye haber yapmalarını da kınıyorum.

Bir aileyi, bir ilişkiyi göz göre göre katledenlere soruyorum ?..

Bunu yapanların aynı zamanda ağzından ''namus'' sözcüğünü düşürmeyenler olduğunu da biliyorum.

Aynı zamanda evleneceği eşinin bakire olmasını şart koşanlar olanlar olduğunu da biliyorum.

Özellikle göz önünde olan insanların hayatlarını deşifre ederek, onları kendi namus kavramları çerçevesinde tabiri caizse ''basit'' olarak yaftalayıp, kendi dünyasını ilahlaştıran, bunu birde dini unsurları kullanarak yapan kişilerin yaşadığı ülkedeyiz.

Namus yüzünden en çok kadın cinayetlerinin işlendiği, çocuk yaşta tecavüzlerin bolca yaşandığı, ensest ilişkilerin, cinsiyet sapmalarının, bol bol yaşandığı bizim ülkemiz...

Belki çok klişe olacak ama; namus gerçekten insanın beynindedir.

Yaşadığı hayat tarzı/dış görünümü/tavırları v.s. dolayısıyla hafif olarak algıladığınız, burun kıvırdığınız, namuslu/namussuz diye beylik laflar ettiğiniz birçok kişi de belki sandıklarınızdan daha dürüsttür.

Sözde namus olmasın, özde namus olsun (burada namusu dürüstlük olarak alıyorum).