Manevi terbiye ve cemaatler

Malumunuz insanın maddi ve manevi ihtiyaçları olan bir varlıktır.

Eyüphan Kaya eyuphank@internethaber.com

Malumunuz insanın maddi ve manevi ihtiyaçları olan bir varlıktır.

Madde, elle tutulan, gözle görülen ihtiyaçlar olunca orada insanlık birleşiyor.

Manevi ihtiyaç, elle tutulur olmayınca boyutları çeşitlilik arz eder, öyle ki bu konuda manidar bir ifade var; deniliyor ki, “buradan arşı alaya kadar el üstünde el var”

Kısacası dünyevi meselelerde ne kadar terakki ederseniz edin gönlünüzün bir kenarında manevi terakkinin bir hasreti duruyor.

İslami literatürde Mevlana Cami, Mevlana Halit, Mevlana Celalettin olmak üzere üç manevi şahsiyet dikkati çekiyor, üçünün de ortak özelliği alim zengin ve güçlü kimseler olmasına rağmen maneviyata yönelip insanlığın ruhuna hizmet veriyorlar.

Onun için tarikatlar, cemaatler yeryüzünde bitmiyor, gizli ya da aşikar muhakkak bu oluşumlar daima hizmet verdiler/vermeye devam ediyorlar.

Bunların tarihi süreç içinde yaptıkları bir yanlış var, o da şudur devletin mekanizmasını kontrol etmeye yeltenmeleri.

Bektaşiler de, Mevleviler de bir ara yolundan sapmış ve  FETÖ’nün hatasına düşmüşler, ama alanları dışına çıktıkları için de başaramamışlar.

Halbuki bunların asıl vazifeleri iyi insan, nefsine hakim olan insan, insana hizmet etmekten huzur bulan insan bütün bunları yaparken Allah rızasını arayan insan yetiştirmektir.

Bu şahsiyet sahibi ümmeti Muhammed’e dua eden ehli tasavvufun oluşmasına vesile olan tarikatları, imanlı edepli insan yetiştiren cemaatleri desteklemek devletin de milletin de görevidir.

Tıpkı “Ahı Evran” teşkilatının bir zamanlar hayata katkı verdiği gibi.

Eğer böyle bir insan kitlesi oluştura bilseydik hayatın tadı başka olurdu. Ama İslam ve insanlık düşmanı kimseler buna müsaade etmiyorlar. Onların endişesi acaba küçük heveslerine bir kısıtlama gelir mi? yani belden aşağı hevesleri ve göz zevki için her fırsatta bir bayanın mahrem yerlerine bakma hevesi, hatta homoseksvellerin heveslerine bir kısıtlama gelebilir mi? Diye endişe ediyorlar. Ben adamım diyen bir kimsenin yüzlerine tüküresi geldiği defolu kimselerdir bunlar.

Bir ara Diyarbakır’da “eşcinseller her yerde”  afişlerini dahi astılar. O zaman eleştirel bir yazı yazdım birileri nefret suçları raporuna aldı. Yani namussuzlar tesanüt içinde çalışıyorlar.

Hele bu AB destek fonlarına bakın, bunlardan yararlanan bir çok oluşumun aralarına aldığı derneklerin başında LGBT geliyor. Ah ki ne ah! bunu görmeyen gözler neyi görüyor acaba?

Bilmiyor musunuz ben söyleyeyim, benim gibi edep ve marifeti sahibi kimselerle uğraşıyor ya!

Eyüphan Kaya gibi mümin bir yazara sağdan soldan hücum ederek moralini bozmak, onu lekelemek, frenlemek için ne yapabilirim ne yazabilirim derdindeler.

Bunu yaparken de laiklik gibi şimdiye kadar sadece müminleri sindirmek için kullanılan bir silahtan yararlanıyor.

Neyse ki siyasette dahil her alanda yok oldu gitti o gaddar laiklik anlayışı, şu anda gerçek laiklik yaşıyor.

Başta İslam olmak üzere tüm dinler ülkemizde yaşama imkanı, kendini ifade etme fırsatı buluyor. Müslüman evlatlarına Kur’anı Kerim ve Siyerünnebi(Hz.Muhammed’in hayatı) dersi veriliyor işte laiklik budur, Keleş!

Adamlar tutturmuş küçük meselelerle ülkemizde gündem oluşturuyorlar, biz de oyuna gelip sabah akşam laka luka ediyoruz. Dünya da tam hız dönüyor.

Ben bunu fark etmişim arkadaş, sen fark etmemişsen Allah basiret versin demekten başka elimden ne geliyor?