Kılıçdaroğlu'ndan flaş açıklamalar

Abone ol

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 5N1K adlı programa katıldı. THY kıyafetlerinden Baykal'a kadar her soruyu yanıtladı.

CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal , grup toplantısında neden konuşma yaptı?

Bu sorunun yanıtını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu verdi. "Kendisinin görüşleri bizim açımızdan çok önemli" diyen Kılıçdaroğlu, "Onun birikimlerini görmezden gelemeyiz" dedi.

Kılıçdaroğlu, İngiltere İşçi Partisinin davetlisi olarak geldiği Londra'da, CNNTürk televizyonunda yayınlanan 5N1K Programına katılarak canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Baykal neler demişti?

1 Mart tezkeresinin yıldönümü geliyor. Topluma tezkereyi hatırlatalım ve sahaya inelim. Ben göreve hazırım.

- Anayasa sürecinde bizi bölmeye çalışacaklar. Birlik beraberlik içinde olalım.

- Partiyi karıştırmaya çalışacaklar. Bir arada duralım.

- Anayasa'dan Türklük kavramını çıkartmak isteyecekler. Buna izin vermeyelim.

- Mübadele anayasası, ulus devletini ver, başkanlığı al anayasasıdır. Başkanlık sistemine CHP, tüm gücüyle direnmelidir.

- Ergenekon, büyük bir yalandır, yalan da olduğu da ortaya çıkmıştır. 1 Mart yaklaşıyor, bir panel düzenleyin, herkese 1 Mart'ı anlatmalıyız.

- Ulus devlet kavramı, modası geçmiş bir kavram değildir, Türk milletini, bir arada tutan bir kavramdır. Eğer, bu konuda bir kafa karışıklığı varsa bunu gidermek CHP'nin boynunun borcudur.

Eski Genel Başkan ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ın partisinin grup toplantısının basına kapalı bölümünde yaptığı konuşmaya ilişkin soruları da yanıtladı.

İÇERİK OLARAK DOĞRU

Toplantının basına açık bölümüne hazırlandığı için Baykal'ın konuşmasını takip edemediğini, ancak daha sonra konuşmayı dinlediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''İçerikli bir konuşma. Anayasa konusunda sanki CHP'de farklı görüşler varmış gibi bir endişe taşımış ve bu endişeyi gidermeye yönelik bir konuşma yapmış. İçerik olarak doğru.

Sayın Baykal uzun süre CHP'de genel başkanlık yapmış, siyasal birikimi, deneyimi olan bir lider. Kendisinin görüşleri bizim açımızdan çok önemli. Elbette ben partinin genel başkanıyım, Sayın Baykal Antalya milletvekili ama bu onun birikimlerini bizim görmezden gelmemizi öngörmez. Onun birikimleri vardır, siyasette deneyimleri vardır, bedeller ödemiştir demokrasi için. Böyle bir liderin birikimlerinden bir siyasal partinin, onun milletvekillerinin yararlanması, düşüncelerini alması son derece doğaldır.''

ASLA VE ASLA KABUL EDİLMEZ

Kılıçdaroğlu, bir başka soruyu yanıtlarken partisinin Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün 'ün polis teşkilatına yönelik TBMM'de sarf ettiği iddia edilen sözlerin hatırlatılması üzerine hangi kelime kullanılmış olursa olsun, bütün polisleri hedef alan bir açıklamayı asla ve asla doğru bulmadığını vurguladı.

PLANLAMADAN KONUŞTU

İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler 'in tartışma yaratan sözleriyle ilgili soruya da bu sözlerin planlanmış bir konuşmada sarf edilmediğini belirterek, parti adına görüş ifade edenin Genel Başkan Yardımcısı olduğuna dikkate çekti. CHP'de aykırı sesler değil, demokratik bir ortamda görüşlerini aktarma kültürünün olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Bir siyasal partinin içinde olan milletvekillerinin partinin ana felsefesi, ana omurgası, ana çerçevesi doğrultusunda oluşturulan politikalara koşut söylem geliştirmeleri ve söylemde bulunmaları gerekir'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''Partiye hakim misiniz?'' sorusuna ise ''Tabii'' karşılığını verdi ve uyarıları dikkate almayanların ise sonucuna katlanacağını söyledi.

İMRALI İLE GÖRÜŞMELER

Kılıçdaroğlu, ''İmralı sürecinin neresinde duruyorsunuz?'' sorusuna, ''Hiçbir yerinde'' karşılığını verdi.

''Sorunun çözülmesi için Abdullah Öcalan'la görüşülmesi şarttır tanımlamasına katılıyor musunuz?'' şeklindeki soruyu yanıtlarken de Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Hayır. Bizim görüşümüz şu: Parlamentoda bir uzlaşma komisyonu kuralım, bunun paralelinde parlamento dışında yine o siyasal partilerin belirlediği akil adamlardan oluşan bir komisyon kuralım. Dolayısıyla sorunun çözümüne yönelik çözümler üretelim.

Görüşmeleri devletin bir yetkilisi yapmasın. Kimle görüşürse görüşsün, akil adamlar yapsın. Devlet meşru zeminlerde görüşme yapar. Bizim düşüncemiz bu.''

İktidarın sürece ilişkin kendilerine bilgi vermediğini savunan ve bu yaklaşımı eleştiren Kılıçdaroğlu, hükümete destek olabilmeleri için bilgi sahibi olmaları gerektiğini ifade etti.

AZİZ NESİN HAYATTA OLSA

Kılıçdaroğlu, bir başka soruyu yanıtlarken de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın emekli Orgeneral Ergin Saygun'a yaptığı ziyarete insani olarak itirazı olmadığını, ancak samimi bulmadığını söyledi.

Bir başka soruyu yanıtlarken de Kılıçdaroğlu, emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un ''terörist diye hapiste tutulmasının demokrasi, insan hakları ve hukuk açısından bir ayıp olduğu'' değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu, ''Rahmetli Aziz Nesin hayatta olsaydı, aklına gelmezdi, bir genelkurmay başkanının emekli olduktan sonra tutuklanıp terörist diye hapse atılabileceği'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın uzun tutukluluklara ilişkin sözlerini de samimi bulmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''4. Yargı Paketiyle sorun çözülecek dedi. Gelsin... Siz eğer 12 Eylül yasalarını değiştirmiyorsanız asla samimi değilsiniz. Darbe hukukun arkasına saklanan bir siyasal iktidardan demokrasi dersi alamayız'' dedi.

GELİRSE KAPIMIZ AÇIK

Başbakanla girdiği polemikler hatırlatılarak, siyasetteki üslubun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Siyasetteki üslubun dikkatli kullanılması gerekiyor. Elbette zaman zaman sertleşebiliriz, ama bunun bir kalitesinin olması lazım. Sayın Başbakan, sert üslup kullanıyor, hakarete varan boyutlarda eleştiriler yapabiliyor, yanıt vermediğimiz zaman bizim tabanımızdan, 'niye yanıt vermedin' diye şikayetler geliyor. Yanıt verdiğimiz zaman, özellikle entellektüel kesimden, 'Kemal Bey, niye sen buna böyle yanıt verdin?' diye eleştiri geliyor. Sonuçta biz siyaset yapıyoruz. Ben İsterim ki biz uygar insanlar gibi bir araya gelip konuşabilelim. Sayın Başbakanın en zayıf tarafı eleştiriye tahammül edememesi. Bir başbakan eleştiriye tahammül edemiyorsa başbakanlık yapamaz.''

Kılıçdaroğlu, kendilerinin muhalefet partisi olduğunu ve iktidarın yanlışlarını söylemek zorunda olduklarını belirtti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yararına olduğu sürece çoğu yasaya destek verdiklerini de anımsattı.

Mustafa Sarıgül'ün, partiye katılıp katılmaması konusundaki gelişmelerin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Gelirse ben defalarca söyledim kapımız açık'' yanıtını verdi.

SARIGÜL'DEN ÇEKİNMİYORUM

''Sarıgül'ün liderliği elinizden almasından çekiniyor musunuz?'' denmesi üzerine Kılıçdaroğlu, ''Hayır'' karşılığını verdi.

''Bizim ayrışma lüksümüz yok'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'nin içinde bulunduğu koşulları dikkate aldığımız zaman, güçleri birleştirmemiz lazım. Tabii buyursun gelsin, niye demeyeyim ben. Biz güçlerimizi birleştirmek zorundayız. Türkiye iyi yönetilmiyor, kötü yönetiliyor. Kim ne derse desin'' değerlendirmesinde bulundu.

Bekçilik yapan kardeşinin hatırlatılarak, bunun bazı kesimler tarafından hoş karşılandığını bazı kesimler tarafından da eleştirildiğinin belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Kardeşim, aç açıkta olan birisi değil ki. Emekli aylığı var, aldığı emekli aylığı yetmediği için ek bir iş almış, onun da sigorta primini ödüyor. Herhangi bir sorunu yok. Geçimini sağlıyor. Yani onu alıp başka bir yerde görev mi verelim. Hayır, yani çalışıyor kendisi. Aç da değil, açıkta da değil, bir sorunu yok. Yani namusuyla, alın teriyle çalışıp geçimini sağlıyor. Dolayısıyla ona özel bir torpil yapıp, 'şöyle yapalım' bu bizim CHP olarak kültürümüzde yoktur. Biz, herkes çalışır, eğitimine göre, durumuna göre yaşına göre çalışır. Aç kalırsa elbette ki ben yardım ederim. Yoksulluk olursa elbette ki ben yardım ederim ama geçinip gidiyor.''

TAKDİR HALKIN

Yerel seçimlerdeki başarı kriterlerinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, amaçlarının daha fazla belediye kazanmak olduğunu bildirdi.

Kılıçdaroğlu, ''Oran belirlemek doğru değil ama biz mevcut olan belediyelerimizin dışında, diğer belediyeleri de ağırlıklı olarak büyükşehirlerden en azından bir ikisini yeniden kazanmak isteriz'' dedi.

''Kendinizi başarılı buluyor musunuz?'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ''Benim ölçütlerime göre, 'ben başarılıyım' demek doğru değil. Siyasette başarının takdirini halk verir'' değerlendirmesinde bulundu.

KILIÇDAROĞLU'NDAN THY TEPKİSİ

HABERİN DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE]

THY'nin yeni hostes kıyafetleri sorulan Kılıçdaroğlu, düşünülen kıyafetlerin kabul edilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Kıyafetleri Türkiye'nin imajını zedeleyen giysiler olarak niteleyen Kılıçdaroğlu, "Umarım THY yönetimi böyle bir olayın içinde olmaz'' ifadesini kullandı.

''Bu bir rejim meselesi mi? THY hosteslerinin kıyafetleri çok mu önemli? Yarı özerk bir havayolu şirketinden bahsediyoruz. Neden bu kadar önemli'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, THY'nin adında Türk isminin geçtiğini ve vatandaşların ödediği vergilerle kurulan bir kuruluş olduğunu ifade etti.

Özel bir havayolu şirketinin istediği gibi özel kıyafet belirleyebileceğini ancak halkın vergileriyle hayat bulan kuruluşların, halkın bu konudaki eleştirilerini, taleplerini dikkate almak zorunda olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, kıyafetleri beğenmediğini ve kullanılacağını düşünmediğini söyledi.

Çok başarılı olduğu, son yıllarda büyüdüğü belirtilerek, THY'yi nasıl bulduğunun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Onu şuna bağlamak lazım: Bir: THY bu konuda çalışıyor. İki: Geniş bir Türk diasporası oluştu'' cevabını verdi.

Afrika'dan, Avustralya'ya, Avrupa'ya, Amerika'ya, Güney Amerika'ya kadar geniş bir Türk diasporası olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Nereye giderseniz, bir Türk iş adamıyla aydınıyla gazetecisiyle cemaat mensubuyla karşılaşabiliyorsunuz. Dolayısıyla böyle baktığınızda THY'nin büyümesini bizim diasporanın büyümesine bağlamamız gerekiyor. Örneğin, Almanya, İngiltere'den bir uçak yetmiyor. Özel sektör de artık oralara girmeye başladı. Bu bizim açımızdan güzel bir olay tabii. THY'nin daha iyi, daha güçlü olmasını isteriz'' değerlendirmesinde bulundu. Kılıçdaroğlu, THY'nin denetime açık olmasını istediklerini de belirtti.

BAĞIŞ'A YANIT

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, Londra Havaalanı'nda AB Bakanı Egemen Bağış ve ekibiyle karşılaştıklarını, merhabalaştıklarını söyledi.

Bağış'ın Twitter hesabından, ''Biz Londra'dayken Sayın Kılıçdaroğlu da gelecekmiş. Burada trafik ters aktığından şaşırır, kaybolur endişesi duymayın. Göz kulak oluruz'' mesajını paylaştığı belirtilerek, ''Biraz sizinle dalga geçer hali var. Sordunuz mu'' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''Sormadım ama kendisi yolunu şaşırmamışsa bir sorunumuz yok'' karşılığını verdi.

Son zamanlarda yurt dışı gezilerinin neden arttığı sorulan Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'yi dünyaya anlatmamız gerekiyor'' diye konuştu.

Bazı şeyleri Türkiye'de anlatmakta zorlandıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Bu medyaya uygulanan baskı, medyanın kendi içinde uyguladığı otosansür var. Ama Türkiye'de demokrasinin kalitesinde ciddi bir yozlaşma var. Bunu biz bırakın siyasetçiyi, Türkiye'de yaşayan bir olağan bir yurttaş olarak hissediyoruz'' değerlendirmesinde bulundu.

ERDOĞAN'IN AB TEPKİSİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AB'ye yönelik açıklamaları hatırlatılarak, ''AB sürecinde nerede görüyorsunuz Türkiye'yi? Sürece nasıl bakıyorsunuz. Nerede bir aksaklık var?'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ''Şu eleştiriyi kabul edelim. AB Türkiye'ye karşı hep çifte standart uyguladı. Bunu ben gittiğim her yerde açıklıkla ifade ettim. Siz diğer üyelere uyguladığınız koşulları Türkiye'ye uygulamıyorsunuz. Türkiye'ye ek koşullar getiriyorsunuz'' cevabını verdi.

Türkiye'nin Romanya, Polonya, Bulgaristan gibi AB açısından kolay hazmedilecek bir ülke olmadığını, bu nedenle bazı ek koşullar getirebileceğini ifade ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, tam üyelik dışında bir seçeneğin önerilmesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, ''Nüfus büyüklüğümüz Avrupa'yı korkutuyor. Acaba oradan büyük göçler gelir mi. Türkiye'deki beklenen dengeler değişebilir mi' diye. Aslında böyle bir şey de yok. Yeteri kadar Türk Avrupa'da var. İşsizlik varsa niye gelsinler buraya? Buraya da gelip kalmazlar. Dolayısıyla biz AB'ye tam üyelik stratejisini destekliyoruz. Bu yeni bir politika değil. Aslında bu devletin bir politikası. Bugüne kadar rahmetli İsmet İnönü'nün Ankara Anlaşmasını imzaladığı tarihten itibaren bütün iktidarlar AB'ye tam üyelik projesine destek vermişlerdir'' görüşünü belirtti.

ŞANGAY BEŞLİSİNE DE GİREMEYİZ

''Sayın Başbakan diyor ki 'Bizi almıyorsanız biz Şangay Beşlisi'ne gireriz', hatta 'hem ona gireriz, hem buna gireriz', en son böyle bir noktaya geldi. Ne düşünüyorsunuz. 'Böyle de bir alternatifimiz var' diye Başbakan bunu tanımlıyor'' denilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Şangay Beşlisi'ne bizi alırlar mı? Orada gözlemciyiz. Uzakdoğu ile Çin, Rusya, Güney Kore, Malezya ile bizim ilişkilerimiz gelişebilmeli. Burada hiçbir tereddütümüz yok. Türkiye büyük bir ülke. Sadece Avrupa ile değil Uzakdoğu ile de sağlıklı ilişkiler kurmalı. Ama bizim yerimiz Şangay Beşlisi'nin olduğu yer değildir. Olamaz da. Orada otoriter rejimler var. Doğru ben Çin'e gittim, ziyaret ettim ama demokrasi, insan hakları açısından Çin'de, Rusya'da, Kuzey Kore'de ciddi sorunlar var. Türkiye o dünyada yer almamalı. Türkiye'de kör topal da olsa şikayet de etsek bir demokrasi var. Bir özgürlük var. Bizim amacımız bunu biraz daha geliştirmek, daha geriye götürmek değil. Sayın Başbakan bizi oraya alın dediği andan itibaren 'biz zaten otoriter rejimi savunuyoruz, anayasayı da ona göre değiştireceğiz, yasalar zaten 12 Eylül yasaları, biz o yasaları aynen uygulamaya devam ediyoruz. Yerimiz Şangay Beşlisi.' Emin olun bu kafayla Şangay Beşlisi'ne de almazlar.

Geçen salı günü küçük bir espri yaptım. Sayın Başbakan'a bir şey önerdim. En iyisi siz bir üçlü oluşturun, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye. Biraz çabalarsanız liderliğini de alırsınız böylece Ortadoğu üçlüsünü oluşturursunuz. Bizim yerimiz o dünya değil. Biz oralara sırtımızı dönelim, ilişkilerimizi keselim demiyorum ama bizim yönümüz uygarlık olmalı.''

BAASÇI MISINIZ?

Suriye'de yaşananlara ilişkin açıklamaları nedeniyle ''Baasçı'' eleştirileri yapıldığı belirtilerek, ''Baasçı mısınız, Esad rejimini mi savunuyorsunuz?'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ''Esad rejimini savunsaydım. Ben de Şangay Beşlisi'ne girelim derdim. Otoriter rejimleri savunurdum. Tam tersi Avrupa Birliği'ni, uygarlığı, dünyayı, bilimi, teknolojiyi, özgürlüğü, kadın erkek eşitliğini, demokrasiyi savunuyoruz biz'' dedi.

''Biz hiçbir zaman 'Esad mutlaka kalmalı, çok iyi yapıyor' böyle bir şeyi hiçbir zaman söylemedik. Yeri zamanı geldi onu da eleştirdik'' diyen Kılıçdaroğlu, buna karşın Türkiye'nin komşularıyla iyi ilişkileri olması konusunda ısrar ettiklerini ve Türkiye'nin başka ülkelerin içişlerine karışmamasını istediklerini söyledi.

İnsan hakları ihlallerinin bütün dünyanın dikkatini çektiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Türkiye Suriye'deki insan hakları ihlallerinin kaldırılmasını isteyebilir, bu en doğal hakkıdır. Ama Türkiye'nin taraflardan birinin eline silah verip, Katar'dan para getirip cebine de para koyup, 'git orada kardeşini öldür' diyemez'' ifadesini kullandı.

''Bunu demiyor ama'' denilmesine karşı Kılıçdaroğlu, ''Bunu biz biliyoruz, bilmeyen yok. Batılı pek çok televizyon programlarında yapılan röportajlar, Katar'da yapılan röportajlar, Türkiye'de yapılan röportajlar nerelerde bomba imal edildiğine dair görüntüler. Bütün bunların hepsi yayınlandı'' diye konuştu.

''Gözünüzün önünde birileri öldürülüyor. Buna insan olarak müdahale etmez misiniz? Nasıl müdahale edeceksiniz, sizin öneriniz ne'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, evrensel hukuk kurallarının takip edilmesi, BM'nin kararıyla müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.

BM'nin bu konuyu umursamadığının belirtilmesi üzerine de Kılıçdaroğlu, BM'nin gündemine geldiğini, Kofi Annan'ın devreye girdiğini bildirdi.

Beşşar Esed'in verdiği sözleri tutmadığının ifade edilmesine karşı Kılıçdaroğlu, ''Her şeye rağmen Türkiye oranın içişlerine müdahale etmemeli. Silahlı güçleri silah verip desteklememeli. Eğer siz müdahale ederseniz daha çok kişi ölür, müdahale etmezseniz daha az kişi ölür. Bu çok nettir. Dışarıdan yapılan her müdahale o ülkeye kan ve gözyaşı getirmiştir. Irak örneği önümüzde duruyor. 1,5 milyon insan öldü Irak'a demokrasi mi geldi'' diye konuştu.

''Esad rejiminin ne zaman yıkılacağını biliyor musunuz'' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''Bilmiyorum ama uzun süre iç çatışmalar sürerse bundan kaybedecek olan mevcut yönetimdir. Muhalifler şimdi Esad rejimiyle görüşmeye hazır olduklarını söylediler. Bu çok önemli bir adımdır. Bir araya gelip en azından sorunları aşma konusunda konuşmaları çok önemli bir adımdır. Türkiye buna destek vermeli'' yanıtını verdi.

ŞAŞIRDIM

''Papa istifa etti. Şaşırdınız mı'' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''Şaşırmadım desem yanlış olur. Onların kendi kuralları var. O kurallar yerleşik kurallar. O kuralları işleteceklerdir'' yanıtını verdi.

Günün Önemli Haberleri