KDV sadeleştirilmesiyle piyasa şok geçirecek demişti! Bebek bezi mama tuvalet kağıdı var mı?

Hazine ve Maliye Bakanımız Nurettin Nebati 'piyasayı şok edecek radikal' bir KDV sadeleştirilmesi haberini verdi. Peki KDV ne zaman hayatımıza girdi şu anda lüks sayılıp KDV alınan en tartışmalı tüketim ürünleri neler biliyor musunuz? İşte KDV hakkında bilmeniz gerekenler:

Özkan Taştan ih-ozkantastan@internethaber.com

Katma Değer Vergisi'nin (KDV) sadeleştirilmesi konusu uzun süredir gündemde. 

Hazine ve Maliye Bakanımız Nurettin Nebati, KDV'nin sadeleştirilmesi konusunda belirli aralıklarla açıklamalar yapmakta. 

- Sadeleştirmeyle ilgili çalışmalarımız sürüyor.

- KDV'de devrim geliyor. Piyasa yaptığımızı görünce şok olacak.

- KDV sadeleştirmesi büyük ses getirecek.

PEKİ... NEDİR BU KDV?

Katma Değer Vergisi'ne kısaca; "yapılan mal ve hizmet teslimlerinde, mal ve hizmeti teslim alanın teslim edene ödediği vergi" diyebiliriz. 

Ayşe Teyze'nin anlayacağı tabirle "tüketim yapanın, harcama yapanın" ödediği verginin adı.

Ülkemizde 1985 yılından bu zamana kadar yürürlükte olan KDV kanunu, "Vergide Reform" başlıklarıyla; 1985 yılından önce uygulanan sekiz adet dolaylı verginin kaldırılıp, yerine KDV'nin getirilmesiyle birlikte yürürlüğe girdi. 

Katma Değer Vergisi belge ve evrak düzenine dayalı olarak hesaplandığından; kanunun kısa sürede yerleşmesi, istenen hedeflere kısa sürede ulaşılması nedenleriyle;

Perakendecilere yazar kasa kullanma zorunluluğunuz getirilmesi,

Alışverişlerde belge istenmesini teşvik için ücretlilere "vergi iadesi" verilmesi (Yaşı 25'in üzerindekilerin hatırlayacağı "bir alışveriş bir fiş" uygulaması) gibi bir dizi düzenlemeye de gidildi. 

KDV ORANINDAKİ DEĞİŞİMLER...

Başlangıçta temel gıda ürünlerinde sıfır, diğer tüm mal ve hizmetlerde tek oran (yüzde 10) olarak uygulanan KDV zaman içerisinde, yüzde 11, 12, 15, 17 olarak değişikliklere uğradı. 1993 yılında, bugün hala uygulanmakta olan yüzde 1 ve yüzde 8'lik indirimli oranlar kabul edildi. 2001 yılından itibaren de indirimli oran dışındaki mal ve hizmetler için genel oran yüzde 18 olarak belirlendi. 2002 yılında ise Özel Tüketim Vergisi'nin getirilmesi ile yükseltilmiş oranalar ( 13, 15, 20, 23, 25, 26 ve 40) tamamen kaldırıldı.

Bu gün KDV'de hangi oranlar var derseniz; yüzde 1, 8 ve 18 olmak üzere üç adet oranımız bulunmakta. 

MÜKELLEFLER İÇİN KDV NEDEN SADELEŞTİRİLMELİ?

1985 yılında yürürlüğe giren KDV kanunu 63 esas 5 geçici maddeden oluşmaktayken, günümüze gelene kadar;

- Altmışın üzerinde "AYRI KANUN" ile ilave düzenlemeye gidilmiş,

- Yüz almış iki adet "TEBLİĞ" ve

- Almış sekiz adet "SİRKÜLER" yayınlanmış. 

- On binlerce mükellef, KDV ile ilgili tereddüt ettiği konularda Maliye'den "ÖZELGE" (görüş) almak zorunda kalmıştır. 

Özetle; KDV kanununda 37 yılda 290 ayrı düzenleme yapılmış, ortalama yılda 8 adet kanun, tebliğ ve sirküler yayınlanmıştır. 

Kanun yürürlüğe girdiğinden beri neredeyse "iki ayda bir" KDV'de değişikliğe gidilmiştir. 

Bu kadar çok kanun, tebliğ ve sirkülerle yamalı bohça halini alan KDV kanunumuz; mükelleflerin beklentilerine cevap vermek bir tarafa, içinden çıkılamaz karmaşık bir yapıya bürünmüştür. 

Buna yeni ortaya çıkan iş fikirleri, dijital çağın yeni meslekleri de (Mobil uygulama ve oyun geliştiriciliği, teknoloji ve yazılım, sanal market işletmeciliği, e-ticaret gibi) eklendiğinde, KDV kanunumuz çağın çok gerisinde kalmıştır. 

Öyle ki; Maliye'nin aynı konuda cevap istenip de bir mükellefe olumlu görüş bildirirken diğerine tam tersi yönde cevap verdiği birçok özelgesi bulunmaktadır. 

VATANDAŞ İÇİN KDV NEDEN SADELEŞTİRİLMELİ?

Bilindiği üzere KDV'si sebebiyle senelerdir tartışıla gelen fakat bir türlü çözüm üretilmeyen bazı ürünler mevcut. 

Bunlar; bebek bezi, bebek maması, kedi-köpek maması, kadın hijyen pedi, tuvalet kağıdı , sabun, deterjan, kolonya, dezenfektan gibi temizlik maddeleri...

Bu ürünler aslında "temel ihtiyaç maddeleri iken", KDV kanunumuzda "lüks ihtiyaç maddeleri" olarak geçtiğinden vatandaşlar bu ürünler için yüzde 18 KDV ödüyor. 

KDV, mal ve hizmetlerin satış bedeli üzerine eklenerek kullanıcıdan tahsil edildiği için; vergisiz 250 TL olan bir bebek bezi yüzde 18 KDV  ile vatandaşa 295 TL'ye geliyor. 

Bu ürünler kadar zaruri ihtiyaç maddesi olmayıp da KDV'siz veya düşük oran KDV'li ürünler varken, bunlardan yüzde 18 KDV alınması, KDV'nin sadeleştirilmesi gerekliliğini bir kez daha açıkça gözler önüne seriyor. 

EVDE 1, LOKANTADA 8, BİRİNCİ SINIF LOKANTADA 18...

KDV olayının karmaşık hallerinden birini de bir örnekle açıklayacak olursam;

Salata canınız çekti ve evde kendiniz yapacaksınız. Şanslısınız...

Manavdan domates, salatalık, biber, limon aldınız. Bu ürünler için manava ödeyeceğiniz KDV yüzde 1.

Yok ben salatayı lokantada yerim derseniz bu sefer KDV'yi yüzde 8 olarak ödemek zorundasınız. 

Bir de bu lokantanın "birinci sınıf lokanta belgesi" (Turizm İşletme Belgesi) varsa yiyeceğiniz salataya yüzde 18 KDV ödemeniz gerekecek. 

SADELEŞTİRME ÖNERİM...

KDV'nin neden sadeleştirilmesi gerektiği ile ilgili daha birçok sebep saymak, bunula ilgili sayısız örnek vermek mümkün.

Konuyu daha da uzatmamak adına, Bakan Bey'in tabiriyle "piyasayı şok edecek radikal" bir önerisinde bulunmak istiyorum.

Hem de o kadar anlaşılabilir ve sade ki...

Vatandaşın da vergi mükellefinin de Maliye'nin de memnun olacağını düşündüğüm bir öneri...

1 - Öncelikli olarak temel gıda maddeleri ve temel ihtiyaç maddelerinde (yukarıda saydıklarım dâhil) KDV sıfırlanır,

2 - Değişik türlerdeki tüm KDV iadeleri ve KDV istisnaları kaldırılır,

3 - Bütün mükellefler için KDV'nin indirim konusu yapılması uygulamasına son verilir,

4 - Sektör ve yurt içi-yurt dışı satış ayrımı olmaksızın tüm vergi mükelleflerinin aylık hasılatının yüzde 2'si, 3'ü, 4'ü (indirim, iade ve istisna müessesesi kalktığından; Maliye toplanması gereken verginin hesabında vergi oranın ne olması gerektiğinin teknik hesabını yapabilir.) KDV orak belirlenebilir. Böylece;

- KDV iadesi, indirim ve istisnalar olmayacağından Maliye'nin iş yükü azalacak ve daha çok denetim yapma şansı elde edecek,

- KDV tabana yayıldığı için Maliye daha çok vergi toplayacak,

- KDV indirimi enflasyonun düşmesi konusunda olumlu etki sunacak,

- Birçok ürünün fiyatı düşeceğinden vatandaş memnun olacak,

- KDV iadesini geç aldığı için şikâyet eden ihracatçıların ve ihraç kayıtlı iş yapan imalatçıların yüzü gülecek,

- Yüksek oranda KDV ödememek için farklı yollara sapanlar (sahte fatura, sahte belge kullanma gibi) artık buna tenezzül etmeyecek,  

- Vergi karmaşası ve yüksek KDV oranı yüzünden mükellef olmak istemeyip kaçak çalışanlar kayıt altına girmek isteyecek. 

Özetle; yirmi yılı aşkın süredir Türk vergi sisteminin içerisinde olan biri olarak şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki hem KDV kanunumuz hem diğer vergi kanunlarımız miadını doldurmuştur. Çağımızın ihtiyaçlarına cevap verememektedir. 

Bu sebeple, her iki ayda bir yapılacak eklemeler, düzeltmeler ve değişiklikler çözüm olmaktan çok bu karmaşanın daha da artmasına sebep olmaktadır. 

Sade, anlaşılabilir ve her kesimden kabul gören yeni vergi kanunlarına ihtiyaç olduğu aşikârdır. 

Ne kadar eleştirilirse eleştirilsin devletin devamlılığı için, ne tür vergi olursa olsun her vatandaşın vergi  sistemimizin arkasında durması gerekmektedir. Çünkü; her sorumlu vatandaş gibi bana göre de "vergi kutsaldır."

Fakat devletin de vatandaşlarından vergi talep ederken; adil, herkes tarafından kabul gören ve hayatı kolaylaştıran kanunlar, uygulamalar ortaya koyması gerekmektedir.