Kadın haklarını savunan şeytanlar…

Kadın ve erkeği birbirinin alternatifi olarak gören akıl da insan aklı değil şeytan aklıdır.

Mustafa Sabri Beşer msbeser@internethaber.com

Hani insan bir şeyi savunacağım derken o kadar ileri gider ki maksadını aşar, savunmak istediği şeye zarar vermeye başlar ya, işte kadın hakları konusunda da olay buraya geldi.

Kadınları savunacağız diyenler bilerek veya bilmeyerek artık kadına zarar vermeye başladılar.

Yukarıdaki sözlerim istatiksel olarak da kanıtlanmış durumda.

İstanbul Sözleşmesi öncesinde kadına yönelik şiddet olayları ile sözleşme sonrası kadına yönelik şiddet olaylarının sayısında çok ciddi bir artış var. Oysa ki tam tersi olması gerekiyordu. Şiddetin azalması, kadının daha fazla saygı ve sevgi görmesi gerekiyordu. Ama maalesef tam tersi oldu.

Son günlerde yaşanan bazı hadiseler de işin artık şirazesinden çıktığının en büyük göstergesi.

Mesela CHP'li Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin

Şahin güya kadına sahip çıkacağım derken öylesine bir gafa (!) imza attı ki buna gaf demek bile yetersiz kalır. Semih Şahin'İstanbul Sözleşmesi kimden korur?' başlıklı afişleri kentin çeşitli alanlarında bulunan billboardlara astırdı. Semih Şahin'in imzasının bulunduğu afişlerde, "İstanbul Sözleşmesi kimden korur? İstanbul Sözleşmesi, okulda öğretmenin, karakolda polisin şiddet ve tacizinden korur" iddiaları yer aldı.

Yapılan vahim, vahim olduğu kadar da ürkütücü yanlışı görebiliyor musunuz?

Kadını koruyacağım derken öğretmen ve polisi tacizci olarak niteleme hangi aklın ürünüdür Allah aşkına. Yapılan bu nitelendirmeyi yanlışlık olarak görmek mümkün değil.

Bu yanlışa imza atmak normal şartlarda mümkün değil. Bunda ancak bir kasıt olabilir. O da kadın haklarını koruma kılıfı altında toplumu birbirine düşman haline getirmek.

Toplumun temel taşı olan sevgi ve saygıyı kin ve nefrete dönüştürmek.

Bu sayede toplumu sosyolojik ve ahlaki açıdan zayıflatmak ve en nihayetinde yok etmek…

Benzer bir uygulamaya son zamanlarda gene CHP yönetiminde olan İstanbul’da toplu taşıma araçlarında rastlıyoruz maalesef. Sözde kadın haklarını korumak amacıyla hazırlanmış afişlerde buram buram erkek düşmanlığı hissedebiliyor.

Erkekler küçümseniyor ve aşağılanıyor.

Hani kavga öncesinde karşı tarafı tahrik etmek amaçlı hakaretler yapılır ya… Aynen onun gibi…

Erkeği küçümsemek ve aşağılamak kadına değer kazandırmaz, sadece iki cinsiyet arasındaki uçurumu derinleştirir.

Siz hiç birisinin saygısını kazanmak için ona hakaret eder misiniz? Etmezsiniz tabii ki… Bu akıllı bir insanın yapacağı bir şey değildir. Burada olsa olsa ancak bir tahrik vardır.

Pedagojide bir kural vardır: Çocuğunuzu asla başka bir çocukla kıyaslamayın. Bu ona fayda yerine zarar verir.

Şu anda CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin marifetiyle hazırlanan bu afişler kadına ve erkeğe zarar vermekten başka bir işe yaramıyor.

CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşıma araçlarında kullanmış olduğu afiş içeriklerinde bir garabet daha var. “Erkekler de yapabilir!” sloganı ile hazırlanmış afişlerde çeşitli meslek alanlarında farklı farklı kadın profilleri kullanılmış. Lakin başörtülü kadın profili kullanılan afişte “temizlikçi” teması işlenerek algı oluşturulmaya çalışılmış.

Oysa çok değil daha yeni CHP ve zihniyet destekçileri başörtülü vatandaşı siyasi malzeme yaparak ön planda tutmaya çalışmışlardı. Ama şimdi algıda “temizlikçi” profili ile başörtülüleri bütün topluma karşı aşağılamış oluyorlar.

Ve bu aşağılama taktiğini bir taşla kuş katliamı yaparak gerçekleştiriyorlar.

Aslında bu yapılanlar yeni değil.

Bu akıl normal bir insanın aklı değil.

Olsa olsa nacak Şeytan aklı olabilir.

Şeytan da Cennet’te mutlu ve huzurlu bir hayat süren erkek ve kadını kandırarak onların Cennet’ten kovulmasına yol açmıştı.

Kadın ve erkeği birbirinin alternatifi olarak gören akıl da insan aklı değil şeytan aklıdır.

Ailede var olan huzur ve mutluluğu kadın ve erkeği birbirine düşman ederek bozmak…

Yapılmak istenen şey aynen budur.

Akıllı olup bu tuzağa düşmemek gerekiyor…