Gül'den 3. Yargı Paketi'ne jet onay

Abone ol

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Köşk'e gönderilen 3. Yargı Paketi'ni bekletmeden onayladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını da içeren '3. Yargı Paketi'ni onayladı. Yapılan açıklamada iki gün önce onaya sunulan yasanın 'tutuklamaları zorlaştırdığı ve şartlı tahliyeleri erkene aldığı' gerekçesiyle beklemeden onaylandığı belirtildi.
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, iki yasayı onayladı.
 
Onaylanan yasalar arasında kamuoyunda '3. Yargı Paketi' olarak bilinen; 'Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun' da bulunuyor.
 
2 gün önce Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmelerin ardından yasalaşarak Gül'ün onayına sunulan yasa, en önemlisi 'özel yetkili mahkemelerin kaldırılması' olmak üzere yargı sisteminde birçok köklü değişiklik içeriyor.
 
Yasa, onaylanan bir diğer kanun olan 'Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la birlikte yayımlanmak üzere Başbakanlık'a gönderildi.
 
BEKLEMEDEN ONAYLADI

Yasanın onaylanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever bir açıklama yaptı.
 
Sever, Gül'ün '3. Yargı Paketi'ni 'tutukluluğa neden olan koşulları biraz daha ağırlaştırdığı, şartlı tahliyelerin erkene alınmasına zemin hazırladığı ve mağduriyetleri azalttığı' gerekçesiyle beklemeden onaylama kararı aldığını bildirdi.

3. YARGI PAKETİYLE NELER DEĞİŞECEK? AYRINTILAR SONRAKİ SAYFADA

Kamuoyunda, ''3. Yargı Paketi'' olarak bilinen Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İlişkin Deva Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un TBMM'de kabul edilmesinin ardından, yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi için Kanun'un, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanması ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Kanun yürürlüğe girdikten sonra, Adalet Bakanlığı, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. maddesi kapsamına giren suçlardan açılan davalarla ilgili Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) teklif sunacak. Bu teklif üzerine HSYK, illerin ihtiyaçlarını tespit edecek ve yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde ağır ceza mahkemelerini bu davalara bakmakla görevlendirecek.

BAZI SUÇLAR KABAHATE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ    

Düzenlemeyle, TCK'daki özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti, soruşturmanın gizliliği ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçları, Avrupa Birliği ilerleme raporlarında ve bir kısım uluslararası belgeler ile kamuoyunda yer alan eleştiriler dikkate alınarak yeniden düzenlendi.

Cumhuriyet savcılıklarının ve mahkemelerin iş yüklerinin azaltılması amacıyla bazı suçlar kabahate dönüştürüldü ve bazı kabahatlerde karar verme yetkisi adli makamlardan alınarak idari makamlara devredildi.

5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun 25 ve 26. maddeleri ile 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Hakkında Kanunun 30. maddesinde yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla maddede belirtilen eylemler suç olmaktan çıkartılarak kabahate dönüştürüldü. İdari yaptırım uygulama yetkisi mülki amirlere verildi.

Öte yandan, başta alkollü ve ehliyetsiz araç kullanmak olmak üzere bir kısım özel kanunlar gereğince verilmesi gereken idari yaptırım kararlarının mülki amirler tarafından verileceği düzenlendi.

TUTUKLU VEKİLLERİ ETKİLEYECEK Mİ?

Yapılan değişiklikle, tutukluluk yasağı sınırı bir yıldan iki yıla çıkarıldı. CMK'nın 100. maddesinde yapılan değişiklikle, daha önce üst sınırı 1 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemiyordu. Düzenlemeyle, üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili tutuklama kararı verilemeyecek.

Uygulayıcıların tutuklama konusunda daha özenli olmaları amacıyla da tutuklama kararlarının somut olgularla gerekçelendirilmeleri gerekecek. CMK'nın 101. maddesinde yapılan değişiklikle, tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı ile tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça yazılması gerekecek. Böylece her bir somut olayla ilgili mahkemeler karar verirken verdikleri kararları ayrıntılı şekilde gerekçelendirmek zorunda kalacak.

CMK 109. maddesinde, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı 3 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suç nedeniyle yürütülen soruşturmada, tutuklanma yerine adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilebiliyordu. Değişiklikle, 3 yıllık üst sınır kaldırıldı. Böylece, tutuklama sebeplerinin varlığı söz konusu olsa bile tutuklamaya alternatif olarak mahkemelerce gerekli görülmesi halinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilecek. Bu değişiklik, hakimin takdirinde olmak üzere tutuklu milletvekilleri de dahil diğer tutuklular için uygulanabilecek.

BASİT TERÖR SUÇLARI ERTELENEBİLİNECEK

Yeni düzenlemeyle, TMK'nın 13. maddesi yürürlükten kaldırılarak, Kanun kapsamında kalan suçlardan mahkumiyet durumunda da verilen cezaların, genel hükümler çerçevesinde ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi imkanı getirildi. Böylece, terör suçlarından 2 yılın altında hapis cezası alan kişilerin hürriyetlerinden mahrum olmaları ve terörist damgası yemeleri nedeniyle bu kişilerin terör örgütleriyle olan bağlantıların artmasından kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesi amaçlandı.

TMK'nın 6. maddesinin beşinci fıkrası da yürürlükten kaldırılarak, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik, işlenmiş suçları ve suçlularını övme veya terör örgütünün propagandasını içeren süreli yayınlar hakkında yayın durdurma cezası uygulanmasının önüne geçildi.

5187 sayılı Basın Kanunu'na geçici madde eklenmek suretiyle, farklı tarihlerde çeşitli mahkemelerce verilen ve bir kısmı da sonradan ortadan kaldırılan basılı eserler hakkında çok sayıda verilen toplatma kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda, basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması amacıyla hükümsüz kılındı.

31 Aralık 2011 tarihine kadar basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenen ve temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı 5 yıl yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; soruşturma evresinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesine, kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, kesinleşmiş olan mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine karar verilmesi öngörüldü.

CUMHURİYET SAVCILARI BİZZAT YAPACAK

TMK kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturma, HSYK'ca bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılacak. Bu Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başka mahkemelerde ve işlerde görevlendirilemeyecek.

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), ''Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak'', ''Anayasayı ihlal'', ''Yasama organına karşı suç'', ''Hükümete karşı suç'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan'' ''Silahlı örgüt'', ''Silah sağlama'' ve ''Suç için anlaşma'' maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlemiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılacak. MİT mensupları hakkında soruşturma yapılmasını Başbakanın iznine bağlayan Kanun maddesi hükmü saklı olacak.

Değişikliğe göre, arama, el koyma, yakalama, gözaltına alma, tutuklama ve iletişimin tespiti gibi koruma tedbirlerine ilişkin kararların, özel yetkili ağır ceza mahkemesi üyesinden alınması uygulamasından vazgeçildi. Yeni sistemde sadece bu işlere bakmak üzere ''özgürlükler hakimleri'' görevlendirilecek. Bundan böyle bu tür kararlar bu hakimler tarafından verilecek, itirazlar da yine bu amaçla görevlendirilen diğer hakimler tarafından karara bağlanacak.

Soruşturma ve kovuşturmalarda kolluğun; şüpheli veya sanığı, tanığı, bilirkişiyi ve mağduru Cumhuriyet savcısının veya hakimin emriyle belirtilen gün, saat ve yerde hazır bulundurmaya mecbur olduğuna ilişkin hüküm kaldırıldı. Bunlara ilişkin genel usul hükümleri uygulanacak.

Özel yetkili mahkemelerin yargı çevresi içindeki genel ve özel bütçeli idarelere, kamu iktisadi teşebbüslerine, il özel idarelerine ve belediyelere ait bina, araç, gereç ve personelden yararlanmak için istemde bulunabileceğine ilişkin hüküm ile Türk Silahlı Kuvvetleri kıt'a, karargah ve kurumlarından istemde bulunulması halinde istemin, yetkili amirlikçe değerlendirilerek yerine getirilebileceğine ilişkin hüküm de kaldırıldı.

PETROL BORU HATLARINDAN HIRSIZLIĞIN CEZASI ARTIRILDI

Düzenlemeyle, TCK'nın ilgili maddesinde değişiklik yapılarak, petrol boru hatlarından hırsızlığın cezası artırıldı. Bu değişiklikle, Türkiye'nin enerji hatlarıyla ilgili stratejik hedeflerini sekteye uğratacak boyutlarda ağır mali sonuçları olması nedeniyle, petrol boru hatlarından yapılan hırsızlık suçuyla daha etkin mücadele edilebilmesinin amaçlandığı belirtildi. Buna göre, petrol boru hatlarından sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında işlenen hırsızlık suçları için öngörülen üç yıldan yedi yıla kadar olan hapis cezası, beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası olarak değiştirildi.

Düzenlemeyle ayrıca, elektrik hırsızlığı, karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendi ve bu suç nedeniyle oluşan zararın giderilmesi halinde kamu davası açılmayacağı hüküm altına alındı. TCK'nın karşılıksız yararlanma başlıklı 163. maddesine yeni bir fıkra eklenerek, elektrik enerjisinin, suyun veya doğalgazın sahibinin rızası olmaksızın tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi eylemleri hırsızlık suçu kapsamından çıkartıldı ve karşılıksız yararlanma olarak düzenlendi. İki yıldan beş yıla kadar olan bu eylemlerin cezası, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına indirildi.

ÖRGÜT ÜYESİ OLMAYIP ÖRGÜT ADINA SUÇ İŞLEYENLER

Düzenlemeyle örgüte üye olmayıp örgüt adına suç işleyenler ile örgüte yardım edenlerin cezası indirildi. TCK'nın 220. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarındaki mevcut düzenleme ile örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişiler, örgüt üyesi olarak kabul ediliyor ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyordu. Örgütün silahlı olması durumunda ise, bu kişilere verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılıyordu. Ayrıca, TCK'da düzenlenen devletin güvenliği ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olanlar ise, 314. maddenin ikinci fıkrası gereğince on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılıyordu. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin TCK'nın 220. maddesinin altıncı fıkrasında, ''Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı'' cezalandırılacağı hükmüne yer veriliyordu.

Örgüt adına suç işleyen örgüt üyelerine verilecek ceza ile örgüt üyesi olmadan, örgütün çağrısı üzerine herhangi bir eyleme katılana örgüt üyesi gibi ceza verilmesinin, ceza adaleti yönünden uygun görülmediği gerekçesiyle değişikliğe gidildiği belirtildi. Yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiye örgüte üye olmak suçundan verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiye ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek cezada maktu indirim yapılması yerine, hakime indirim yapıp yapmama ve yapacaksa bu indirimin oranı konusunda takdir yetkisi verilecek. Bir başka değişiklikle ise örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişiye örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilecek.

İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA GETİRİLEN YENİLİKLER

Düzenlemeyle, icra dairelerinde icra katipliği kadrosu oluşturularak, çalışanların nitelik ve sayısı artırıldı. İcra dairelerinde çalışan personelin nakit parayla doğrudan teması kesildi. İcra dairelerinin parayla temasının tamamen ortadan kaldırılabilmesi amacıyla icra takibinin başlatılmasından, sonuçlanmasına kadar geçen tüm aşamalarda, icra müdürlüğüne yapılacak nakit ödemeler ile icra müdürü tarafından ilgilisine yapılacak nakit ödemelerin banka aracılığıyla yapılması ilkesi getirildi.

Uygulamada evlere gidilerek yapılan hacizler sırasında her türlü eşyanın haczedilebilir olması nedeniyle, yaşanan sorunların giderilmesi için para, kıymetli evrak, altın, gümüş ve değerli süs eşyası gibi bazı şeyler dışında borçlu ve borçlu ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri için gerekli olan lüzumlu eşyaların haczedilemeyeceği hükme bağlandı.

Kanunla, yediemin depoları ile bu depolarda muhafaza edilen tüm hacizli malların belli kriterler esas alınarak muhafaza edilebilmesine ve bu kriterlerin devlet tarafından belirlenebilmesine imkan sağlayacak çok önemli bir düzenleme getirildi. Düzenlemeye göre, yediemin deposu işletebilecek gerçek ve tüzel kişiler Adalet Bakanlığınca belli kriterlere göre belirlenecek. Yediemin deposu işletebilmek için Bakanlıktan lisans alınması gerekecek.



Günün Önemli Haberleri