Gandi reklamda ayrı meydanda farklı

Abone ol

Doç. Dr. Sezai Türk, liderlerin miting performanslarını değerlendirdi

12 Haziran seçimlerine artık günler kaldı! Peki liderlerin, seçim meydanlarındaki performansları seçmen üzerinde nasıl bir etki bırakıyor? Bir dönemin "sakin gücü olarak" nitelendirilen Kılıçdaroğlu, meydanlarda oldukça sert söylemlerle boy gösterirken Bahçeli TV programlarının aksine daha agrasif! Erdoğan cephesinde iktidarın getirmiş olduğu bir rahatlık var...

Türkiye, ABD'deki seçim yarışına benzer bir heyecanı yaşıyor. Propaganda yöntemleri daha profesyonelleşirken, liderler seçmeni ikna edebilmek amacıyla "gerilla tipi reklamlardan" tutun da mitinglere kadar hemen hemen tüm yolları deniyor. 

Yaşanılan seçim sürecini İnternethaber'e değerlendiren Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Sezai Türk, siyasi partilerin seçim kampanyalarında artık daha modern iletişim yöntemlerini kullandığını ve yapının ABD'deki başkanlık seçimlerinde yaşanan sürece benzetilmeye çalışıldığını söyledi. CHP'nin halen yayınlanmakta olan TV reklamlarının, John Kerry ve John Mc Cain'in propaganda reklamlarının kopyası olduğu yönündeki tartışmalara dikkat çeken Türk, seçimlerden sonra yaşanan sürecin daha iyi değerlendirilebileceğini söyledi.

İşte aynı zamanda siyasal iletişim uzmanı olan Doç. Dr. Türk'ün gözünden 12 Haziran seçimleri;

Türkiye’de 1980’lerden itibaren ekonomik, politik ve toplumsal değişime paralel olarak secim kampanyalarının da dönüştüğünü ve ABD’deki gibi bir seyir izlediğini, yani, Amerikanlaştığı iddia edilmektedir. Siz bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerçektende günümüz modern secim kampanya modeli veya ‘Amerikanlaşma’ denilen olgunun hemen her ülkede olduğu gibi ülkemizde de iki ana değişikliğe sebebiyet verdiği gözlemlenmiştir. Birinci değişiklik partilerin ‘ideolojik’ temelden kayması ve program ve ideolojiden ziyade daha popülist politika izler hale gelmesi,  parti bağımlılığı ve gönüllülüğünün yerini ‘yanar-döner’ partililiğin  alması, İkinci değişiklik ise, medyanın secim kampanyalarında başat unsur haline gelmesidir. Partililerin ve seçmenlerin bilgilendirilmesinde ve aynı zamanda kamuoyunun sekilendirilmesinde eski usul yöntemler yerine medya mantığına göre dizayn edilen ve ‘pazarlama’ mantığı ile yürütülmeye başlanan modern politik kampanyalar, halkla ilişkiler, reklam ve kamuoyu araştırmacılığı gibi teknikler ağırlık kazanmıştır. 12 Haziran seçimlerini de bu bağlamda irdelemek
gerekir. 



Öncelikle Özal’dan sonra bu modern seçim kampanya modelini en iyi şekilde uygulayan AK Parti konusu üzerinde duralım;

Kurulduğu yıllarda bir kadro hareketi görüntüsü veren AK Parti, artık lider odaklı bir harekete döndü. Parti, Tayyip Erdoğan merkezinde bir kampanya yürütüyor. Erdoğan’ın dışındaki isimler ise geri planda kaldı. Hazırlanan milletvekili listeleri de bu görüntüyü destekliyor. En büyük avantajı 8 yıldır iktidarda olmasına rağmen halen yüzde 40’lar civarında bir oy oranını koruyor olması. Anketlerde halen açık ara birinci. Yazılı ve görsel medya desteğini sürdürüyor. Seçim kampanyasını üzerine inşa ettiği 2023 projesi Türkiye’ye ufuk çiziyor. Çılgın Proje, Türkiye’nin medyanın gündemini uzun süre meşgul etti. Üzerinde yapılan tartışmalar AK Parti’yi gündemden düşürmedi. Seçim kampanyasını profesyonel şekilde yürütüyor. Bilbordlar, gazeteler ve televizyonları en iyi şekilde kullanan parti. Aynı başarılı performansı CHP ve MHP nin istenilen düzeyde başardığını söylemek çok mümkün değil. 

Türkiye seçim sürecine nasıl bir ortamda giriyor?

Uzun yıllardan sonra Türkiye neredeyse ilk kez normal bir ortamda seçime giriyor. 1999 genel seçimleri terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının hemen ardından, 2003 genel seçimleri büyük ekonomik krizin etkilerinin bütün yoğunluğuyla hissedildiği bir ortamda, 2007 genel seçimleri ise 27 Nisan muhtırasının ardından yapılmıştı. Dolayısıyla seçmen tercihlerinde de bu olaylara karşı alınan tavırların büyük etkisi olmuştu. 12 Haziran’da seçimin sonuçlarını doğrudan etkileyebilecek büyük bir olay yaşanmadı. Secime kadar yaşanır mı bilinmez. 

Medyaya yansıyan anket sonuçlar var. Anket sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anketler siyasi partilerin bir propaganda aracına dönüştü. Özellikle Ak Parti anketleri iyi kullanıyor. Zaman zaman kendi yaptırdığı, zaman zaman kendisine yakın medyanın yaptırmış olduğu anketlerle, hem seçim sonrası yapmayı planladığı anayasa değişikliğinin alt yapısını oluşturmaya çalışıyor. Hem de anketlerde görülen yüksek oy oranlarıyla seçmenine moral ve mesaj veriyor. CHP ve MHP’yi ‘seçmen sizin politikalarınızı desteklemiyor’ diyerek onları söylem ve programlarında şüpheye düşürüyor. Ergenekon davasında yargılanan isimlerle ilgili anketlere sorular yerleştirerek, bu isimlerle ilgili adaylık tasarrufunda bulunan partileri kamuoyu nezdinde zor durumda bırakmaya çalışıyor. Özellikle MHP’yi baraj sınırında göstererek, bu partiyi seçmen nezdinde ‘barajı geçip geçmeyeceği şüpheli’ bir parti haline getiriyor

Bu anket çalışmalarını yapan şirketlerin kar güden ve sermayeden bağımsız olmayan kuruluşlar olduğunu, anketleri finansa ettiği için yandaş, candaş yada yoldaş medyanın yoklama sonuçlarını etkileyebileceği, onları istediği yönde yorumlayarak yayınlayabileceğini halkımızın unutmaması gereklidir. 

KASETLER MHP'NİN OYUNU ETKİLER Mİ?
ERDOĞAN'IN ÇILGIN PROJELERİ
SEÇMENİ NASIL ETKİLİYOR?
AYRINTILAR HABERİN DEVAMINDA... [PAGE]


Partilerin kampanyalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Partiler kampanyalarını daha çok lider odaklı yapıyorlar. Bu bizim geleneğimden de kaynaklanan, batıda da yaygın olan bir durum. Liderler bir marka gibi pazarlanıyor. Türkiye’de de siyasi partilerin yaptığı bu. Önce lidere bir imaj çiziliyor, ardından o imaja uygun bir söylem geliştiriliyor. Burada önemli olan imajla söylemin çelişmemesi. Seçmen karşısındaki kişinin rol yaptığını anlarsa o zaman tepkisi de olumsuz olur. 

Böyle bir durum var mı?

Evet. Liderlerin tavırlarına bakıldığı zaman bunu görmek mümkün. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun televizyon reklamlarındaki tavrıyla, meydan mitinglerindeki görüntüsü yüzde yüz ters. Hangisi gerçek Kılıçdaroğlu anlaşılması güç. Bir yanda sakin ses tonuyla herkese hitap eden bir kişi, meydanlarda ise ‘benim adım Kemal’ diyerek, kavgacı bir imaj. Aynı şekilde MHP liderinin kişisel ilişkileriyle miting meydanlarındaki tavrı birbiriyle fark içeriyor. Mitinglerde başbakana karşı ağır ifadeler kullanmaktan çekinmeyen bir Bahçeli, televizyonda gazetecilerin sorularını cevaplandırırken veya ‘püskevit’e tepki verirken son derece anlayışlı bir isim. Bu tavır değişikliğini Başbakan’da da görmek mümkün. Bir taraftan herkesin başbakanı, ileri demokrasi derken diğer taraftan ülkücülere ‘hayvan’ imasında bulunacak kadar ağır sözleri sarf etmekten çekinmeyen bir tavır. Bunları seçmenin kafasında birleştirmesi tabii ki kolay değil.

Çılgın proje seçmenlerin tercihlerini nasıl etkiler?

Ak Parti, 8 yıldır iktidarda olan bir parti. Girdiği iki seçimden de büyük bir başarıyla çıktı. Dolayısıyla o seçimlerde söylenmesi gereken neredeyse her şeyi söyledi. Verilmesi gereken vaatleri verdi. Bir kısmını da hayata geçirdi. Dolayısıyla bu seçimlerde seçmenin karşısına yeni bir söylemle, vaatle çıkması gerekiyordu. Çılgın proje bu açıdan önemli bir açılım. Hem Türkiye’ye vizyon çiziyor, seçmene ufuk gösteriyor. Hem de rakiplerinden fark atıyor. Günlerce medyada bu konu tartışılıyor. 

Kaset kampanyası MHP’nin oylarını nasıl etkiler?

Olumsuz etkisi olur. Ancak MHP liderinin tartışmalı isimleri listelerden istifa ettirmesi bu etkiyi en aza indirdi. Birde peş peşe gelen kasetler bir mağduriyet algısının oluşmasına neden oldu. Partinin barajın kalması için “iktidar merkezli ve okyanus ötesi bir plan” iddiası parti tabanın kenetlenmesine vesile oldu. Şantajın ters tepmesi söz konusu.

Meydan mitinglerinin siyasete etkileri nasıldır?

Artık siyaset meydan mitinglerinden daha ziyade medya üzerinden yapılıyor. Ancak mitinglerin etkisini de göz ardı etmek doğru olmaz. Bu seçimlerde partilerin özellikle büyük illerde tek bir miting yerine ilçe mitingleri yaptıklarını görüyoruz. Bu da bu seçime yönelik bir yenilik. Meydan mitinglerinde Ak Parti’nin açık ara üstünlüğü görülüyor. Erdoğan, meydanları dolduruyor. Hitabeti Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’ndan üstün. Kitleyle daha iyi temas kuruyor.
Günün Önemli Haberleri