Erdoğandan Avşara Laz fıkrası!

Abone ol

Hülya Avşar, Başbakan Erdoğan'la söyleşi yaptı. Özel hayatla ilgili sorular sordu. Geliniyle ilgili sorusu enteresandı. Bakın Başbakan ne cevap verdi;

Hülya Avşar ve Başbakan Erdoğan'ın sohbetinin ikinci bölümü dün akşam yayınlandı. Avşar bu kez daha özel hayata girdi.  “Gelininiz başını açmaya karar verse ne yaparsınız?” diye sordu. Erdoğan'ın yanıtı netti: "İkna etmeye çalışırım ama karışmam!" Erdoğan programın sonunda bir de laz fıkrası anlattı... Tabii onun fıkrasının siyasi bir içeriği de vardı.

TürkMax ekranında önceki akşam ilk bölümü yayınlanan ’Hülya Avşar Stüdyosu’na konuk olan Başbakan Erdoğan, dünkü ikinci bölümde de sorulara çarpıcı yanıtlar verdi.

İşte ikili arasında geçen söyleşi: 


ŞERİAT GELECEK Mİ?
HA: Şeriat gelecek mi?

RTE: Türkiye bir defa sistemini belirlemiştir. Ve bu dedikodular bugünün dedikodusu değildir. Cumhuriyet öncesinde de, cumhuriyet sonrasında da Türkiye’de bu hep konuşulur. Rahmetli Menderes zamanında da “Bu şeriatı getirecek” diyorlardı. Menderes, Cumhuriyet Halk Partisi’nden çıkmış bir siyasetçiydi. Sayın Demirel döneminde de. Ve bunlardan hakikaten bıkmışızdır. Şimdi biz bir defa Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu kabul etmişiz. Şeriat getirmek diye bir şey yok ki. Böyle bir hedefimiz, böyle bir anlayışımız yok ki. Bu nerden çıkıyor?
GELİNİNİZ BAŞINI AÇMAYA KALKARSA

HÜLYA AVŞAR Oğlunuz başı açık biriyle evlenmeye kalksa nasıl karşılarsınız?

BAŞBAKAN Tabii ki onun tercihi olurdu. Bu tür tercihlerin önüne geçilir mi? Ama benim çocuklarım tercihlerini yapmışlar.

HA: Oğlunuz evli mi?

RTE: Tabii, ikisi de evli.

HA: Diyelim ki bekar bir oğlunuz var...

MÜDAHALE EDİLMEZ, AİLE HUZURU KAÇAR

RTE: Hayal aleminde gezmek doğru olmaz. Ama müdahale edilemez. Aile huzuru kaçar.

HA: Peki saçını açmaya kalkarsa?

RTE: Bir yere bir insanı teşvik ederseniz onun özgürlük alanınıza girersiniz.

HA: Karışmam diyorsunuz yani.

RTE: Tabii. Bir kere özgürlük alanınız içinde kimseyi dayatmayla bir yerlere sevk etmek olmaz. İkna denilen bir olay vardır. Anlatırsınız. Ama zorlaştırmayacaksınız.

YAKIŞIKLILIK MESELESİ

HA: Hanımların sizi yakışıklı bulması gerçekten hoşumuza gidiyor mu?

RTE: O vatandaşların takdirine ait.

HA: Mutlaka. Peki Emine Hanım sizi bu konuda kıskanıyor mu?

RTE: Şimdi Emine Hanım bu noktada takdirini yapmış. Önemli olan onun takdiri tabii.

HA: Aynaya baktığınızda “Hakikaten yakışıklıyım” dediğiniz olmuştur.

RTE: Aynalar bilmiyorum yalan söyler mi, söylemez mi? Ama mümkün olduğu kadar bakımlı olmaya çalışıyorum.

BEN İŞÇİYKEN 3 ÇOCUK YAPTIM

HA: Peki Başbakanımız ‘3 çocuk’ dediniz. Nasıl olacak bu 3 çocuk?

RTE: Bende 4 çocuk var.

HA: 3 çocuğa nasıl bakacak vatandaş?

RTA: Ben evlendiğimde bir işçiydim. İETT’de çalışıyordum. Evlendik. Çocuklarımız 1.5-2 yıl arayla oldu. Ve çalıştım. Okudum. Sadece kira vermiyorduk. Ama işçiydim...

TEMEL FIKRASIYLA MESAJ

HA: Sizi çok yorduk gerçekten. Ama ben sizden bir fıkra dinlemeden ya da bir şiir okumadan katiyen bu programı bitirmem...

RTE: Şimdi Temel’le Dursun, idama mahkum olmuşlar. Tabii artık son sözleri soruluyor. “Son isteğin nedir, son sözün nedir” diye. Dursun demiş ki “Son isteğim anamı görmek.” Ondan sonra dönmüşler tabii Dursun’un son arzusu bu, Temel’e de sormuşlar. Temel’in arzusu çok enteresandır. “Dursun anasını görmesin” demiş. Siyasette de benzer şeyler var. Yani diğerinin ızdırabında kendi neşesini bulanlar olabiliyor!

Günün Önemli Haberleri