Erdoğan, Demirel'in o sözünü unutur mu?

Tayyip Erdoğan'ın tek rakibi milletin cebidir. Demirel'in o meşhur "Tencerenin düşüremeyeceği iktidar yoktur" sözü asla yabana atılmamalıdır ki Erdoğan atmıyordur..

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanlarından merhum Süleyman Demirel’in unutulmaz bir sözü vardır.

Demiştir ki;
 
“Tencerenin düşüremeyeceği iktidar yoktur !”
 
Bu söz Türk siyasi tarihine her zaman damgasını vurmuştur. Aslında bu söz  özellikle son 20 yılda dünyadaki bütün ülke seçimlerine damgasını vurmuştur.
 
Çünkü  geçmişten bugüne  haklı olarak hep bu milletin tercihinde hep  ekonomi yani geçim sıkıntısı öne çıkmıştır…
 
O nedenli diyorum ki;

Bugün Türkiye’nin geçtiği kritik süreçte; bu ülkenin ufkunu açan, büyük bir değişimin altına imza atan, ülkesinin hakkını hukukunu koruyup kollarken dünyada sözü dinlenen bir devlet inşa eden, savunma sanayiinde dünyayı kendine hayran bırakan  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önündeki tek rakip  işte Demirel’in o meşhur sözüdür…
 
Yani milletin cebidir, tenceresidir...
 
Demirel’in  o sözünü asla yabana atmamak lazım…
 
Bugün Tayyip Erdoğan’ın karşısındaki  iç ve dış güçlerin tek umudu milleti geçim derdine düşürmektir.(cebi) “Millet rahatlamasın, ABD tehdit etsin ekonomik dalgalanma olsun “ diye adeta yağmur duası gibi kriz duasına çıkan bir muhalefet anlayışı bunun için ortadadır..
 
Yoksa topu bir araya gelse dahi  Erdoğan’a karşı bir şey yapamayacaklarını, ekonomisi rahatlamış bir Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ı devirme şansları  olmadığını çok iyi biliyorlar. 

Son yerel seçimlere ABD’nin ekonomik saldırısının damga vurduğu bilinen bir gerçek değil mi?…
 
Milletin cebine dokunulduğu zaman hiç kimseyi tanımadığı bir gerçek. Bu milletin böylesine sabırlı olmasının nedeni Tayyip Erdoğan sevgisidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ülke için yaptığı hizmetleri anlattığım son yazımdan sonra bir okurum tarafından gönderilen mail bu yazıya vesile oldu…
 
Çünkü bu seslere kulak verilmeli..
 
Okurum diyor ki;
 
***
“ Osman Bey dün bir cenaze dolayısıyla oldukça kalabalık ve her kesimden insanın bulunduğu bir yerde uzunca sohbetler ettik…
 
Artık insanlar;
Yolları (ki çoğu bozulup tekrar tekrar ihale yapılıyor), hastaneleri (ki muayene için doktorda yok sırada çoğunda),

İHA’yı, SİHA’yı , ‘Dış politikada biz de varız’ iddialarını, Reis'in  Abdülhamitliğini, falan konuştuğu yok. Uzun vadeli yüksek kazanç ve güven, hız getiren projeler halka anlatılamıyor.

İnsanların ekonomik sorunları mutlaka aşılmalı.

Reis’i savunurken zorlanıyorum.
Hem de her kesimden “Reis’in her zaman başımızın üstünde yeri oldu ama biz ekonomik olarak tükeniyoruz?” diye artan  küskünleri gördüm.
 
Siftah yapmayan esnaf, işçi çıkaran sanayici, emekli arkadaşlar dün beni perişan etti.
 
İnanın değil Reis’i şu an vatanı bile patates soğan davasına satacak insanlar var!
 
En kötüsü Reis’in artık göremediği adam kayırma, usulsüzlük, hak ve hukuk rafa kalktı düşüncesi insanların adeta beynine kazınıyor…
 
Bakın Ziraat Bankasının simitçi tezgahı ve Reis’in habersiz oluşu tüm bunlara tuz biber oldu. Sanki Reis zor duruma düşsün diye birileri oyun oynuyor.
 
Sizden istirhamımız en acil şekilde insanların aşına ekmeğine kolay uzanabilecekleri çözümlerin bulunması gerektiğini yöneticilere anlatmanız. Yoksa bu gidiş iyi gidiş değil…

Bu millet aşına, ekmeğine dokunulduğu zaman kimseyi tanımıyor. Anlatıyorum neden böyle olduğunu neler yapıldığını  sabırlı olmak gerektiğini dinleyen yok.
 
2000'li yıllarda bunu yaşadık. Millet Reis’e umut diye sarıldı. Allaha şükür umutlarını boşa çıkarmadı. 17 yıldır da sarılmaya devam ediyor.

Ama bugün  halkın ekonomik çıkmazları , zamlar artık Cumhurbaşkanımızın eline zayıflatıyor diye düşünüyor ve üzülüyorum. Sokağın sesi bu.

Maalesef içimizden çıkan nankörler kurdukları partilerle  Türkiye düşmanlarının değirmenlerine su taşıyorlar.
 
Reis bırakmalı artık betona yatırımı, insanların midesine bakmalı çünkü bakıyorum  kimse Suriye’nin, Irak’ın derdinde değil. İnsanlar duygusallaşmış.

Osman Bey...

Bakın bende ihtiyaçlıyım ama ben inanın  hiç bir şey istemiyorum. Çünkü Reisin dertlerini biliyorum ama herkes benim gibi değil.Ben onu Allah için seviyorum. Gözünüzü seveyim  gariplere yoldaş olan Reis artık bu insanların aşına el atsın.

Reis bizim son umudumuz. Allah onun varlığını eksik etmesin.Çünkü
görüyorum ki ondan sonrası nice 28 Şubatlara, nice FETÖ’lere nice kıyımlara gebedir. Yoksa  bu memlekete ve bizlere yazık olacak. Bu sözlerimi Allah için paylaşın. 
Selamlar...”

***
Duygusal ama samimi, "Dost acı söyler " misali uyarı olarak dikkat edilmesi gereken sözler…

Gerçek şu ki Deniz altılar, Tanklar, Silahlar, İHA’lar, SİHA’lar..

Bunlar bir yandan terörü önlemek  öte yandan terör ile mücadele için harcanan  milyarlarca doların yurt içinde kalması için yapılan çalışmalardır.

Yollar, köprüler, konutlar, üniversiteler...Hastaneler, köprüler, havaalanları, Marmara ray, Avrasya tüneli ise ülkemizi zengin ve güçlü bir ülke yapmak için olmazsa olmaz yatırımlardır.

Şimdi de Kanal İstanbul...

Her biri muhteşem.

Keza dış politikada böylesine kararlılık böylesine alkışlanan dik duruş hiç bir iktidara nasıl olmamıştır.

Halkımıza düşen kısa vadeli bir sabır vesilesidir.Bu sabrın nedenide küresel güçlerin Türkiye’yi diz çöktürme oyunlarına karşı mücadele olmuştur...

Yoksa yaşanan ekonomik sorunların temelinin ülke yönetimi olmadığı apaçık ortada değil mi?

Bütün kumpaslara rağmen "Hayaldi gerçek oldu" denilen projelerle gurur duymamak, bu ülkenin Tayyip Erdoğan ile nereden nereye geldiğini, nasıl büyüdüğü görmemek nankörlük olur... 

Kuşkusuz  bir devi uyandırmak ve ayağa kaldırmak için vizyon projeleri gerçekleştirmek gerekir ki Tayyip Erdoğan 17 yılda hayal denilen bütün projeleri gerçekleştirmeyi başarmış bir lider..
 
Ancak ne yazık ki bunlar bedelsiz olmuyor. Çünkü ülke olarak ayağa kalkmamızı, büyümemizi gelişmemizi istemiyor onların pazarı kölesi kalmamızı istiyorlar.

Komplolar, darbe teşebbüsleri ve küresel güçlerin tüm engellemelerine rağmen  Tayyip Erdoğan  milletinin desteğini  arkasına alarak 17 yıldır bu fırtınalı denizde gemisini selametle yürüttü.
 
Dünya çapında dev yatırımlar  ile Türkiye’yi büyüttü. 

Ne yazık ki bütün bunların  tam  millete refah olarak cebine yansıyacağı dönem ABD’nin başını çektiği 2018 küresel ekonomik saldırısı belimizi büktü...

Bugün işte o küresel aktörler; CHP, İYİ Parti, HDP, ve Yeni Partiler ile kol kola bu oyunda Tayyip Erdoğan’ı devirmek için  yine umutlarını milletin cebine bağlamışlar!..

Millet  geçim darlığından çıkmasın, nefes almasın istiyorlar..

Son oyun bu!.,

***
 
O nedenle ;

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan   çok ağır şartlar altında  geçen  2019’un ardından yeni yılla birlikte artık milletin cebine hitap edecektir.

Her zaman yazdım "Tek suçu ABD'nin, İngiltere'nin, kraliçenin adamı  olmamak" olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat  Albayrak'ın ortaya koyduğu sistem ve  kararlılık ile Türk ekonomisinin rayına oturacağına inananlardanım. 

Ve Sayın Bakana  güveniyorum...

Gördük işte  artık son dönemde her hangi bir dış  tehdit Türk ekonomisini olumsuz etkilemiyor.

Bunu kim başardı sorusunu sormak gerek.!Böylesine kritik bir süreçte yapılanların getirisin millete yansımasını alacağımız sürece girdiğimiz ortada...

Benimde katıldığım  İstanbul’daki sohbet toplantısında Bakan Albayrak’ın “2020  artık zam değil bütün kazanımların millete geri dönüşümünün başlangıç yılı  olacaktır “ mesajını çok önemli buluyorum...

O nedenle Türkiye ekonomik sorununu millete olumlu yansıyacak şekilde  çözüp  ülkeyi rahatlattığı zaman Tayyip Erdoğan'ın önünde artık  hiç kimse duramaz... 

Diyorum ki Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın rakibi ne Kemal Bey, ne Meral hanım, ne Babacan, ne Gül, ne Davutoğlu’dur…

Tek rakibi Demirel’ in o meşhur sözüdür!..
 
Yani milletin cebi..

Türkiye’nin geldiği noktada ;

Türk milleti ve Türk devleti için Tayyip Erdoğan sadece Recep Tayyip Erdoğan değildir. Ülkesine küresel güç olma yolunu açan dünyanın konuştuğu gerçek bir liderdir.
 
Şöyle son yıllara iyi bakın…
 
Dünyada Türkiye’den fazla konuşulan bir başka ülke  ve Tayyip Erdoğan'dan başka  konuşulan bir lider var mı?  

Dünya siyaseti 2019'da  Tayyip Erdoğan'ı konuştu.
 
İşte 2023 süreci Türkiye’nin son 17 yılda  elde ettiği büyük kazanımların  ve dünyada Türkiye'nin güçlü bir aktör olması için final sürecidir. 

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin  Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile 2023’de de yola devam etmesi demek  “DÜNYA  5’ DEN BÜYÜKTÜR” sözünün  resmen hayata geçmesi demek olacaktır...

Yani  Türkiye'nin BM’nin 5 daimi üyesi arasına yani ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya'nın arasına adını yazdırması 2023 seçimlerinden geçecektir.

Reis İçin Demirel’in o meşhur “Tencerenin düşüremeyeceği iktidar yoktur” sözü çok önemlidir...

O nedenle yapılanları bu millete gerçek anlamda anlatmak Reis’in yakın ikisine düşüyor.

Ve bu milletin ekonomik olarak yüzünü güldürmek Türkiye'nin istikbali için olmazsa olmaz bir gerçektir.