Davutoğlu toplantılardan önce o duayı okuyor

Abone ol

Dede Korkut kitabının tanıtım toplantısında konuşan Başbakan Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde toplantılardan önce okuduğu duayı söyledi.

Dede Korkut kitabının tanıtım toplantısında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, öfkelendiği anlarda okuduğu Dede Korkut, Yusuf Has Hacip gibi devlet adamlarına danışmanlık yapan insanların öğütlerini hatırladığını söyledi. Dışişleri Bakanı olduğu dönemde sert bir müzakereye gireceği sırada okuduğu duayı söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dede Korkut kitabının tanıtım toplantısında, Dede Korkut, Yusuf Has Hacip, Kınalızade gibi isimlerin kültürümüzün oluşmasındaki katkılarına vurgu yaptı.

"ÖFKELENDİĞİMDE"

Başbakanlık danışmanlığı yaptığı dönemde Dedem Korkut, Kutatgu Bilig gibi önderlerin eserlerinden faydalandığını anlatan Davutoğlu, "Öfkelendiğimde onların ne yaptığına bakardım. Bizim tarihimiz ve 11-13 yüzyılda yaşanan gelişmeler anlaşılmadan anlaşılamaz. Karakoyunlu, Akkoyunlu dönemleri, Osmanlı'nın rafine hale getireceği ana kültürü oluşturur" dedi.

Türk diline bakıldığında Dede Korkut'ta Oğuz lehçelerinin hepsinden bir iz bulunabileceğini anlatan Davutoğlu, şunları söyledi?

"Kutatgu Bilig, Saltukname gibi eserler, bize göçebe kültürden yerleşik kültüre geçişin ve devletleşme sürecinin bütün ögelerini yansıtır.

"MAKYAVEL İLE KINALIZADE'Yİ BİRLİKTE ANLATTIM"

Türkiye'de de Malezya'da eğitim verdiğim dönemde, Makyevel ile Kınalızade'yi birlikte anlattım.

Malezya'da ders vermeye başladığımda 25 ülkeden insanlar var, kitap Yunan'dan başlıyor, bütün Avrupa'yı anlatıyor. Oturdum bütün dersi değiştirdim, Kınalızade'yi ekledim, bizim kültürümüzden insanlar da ekledim.

Homer'den okuyup Dedem Korkut'u hikayet olarak okutmaya hayret eder ve kınarım. Birileri Türkiye'yi tarihin şartlarında rastgele ortaya çıkmış bir devlet olarak görmek istiyor. Biz Osmanlı dediğimizde neredeyse rahatsız olan bu milletin evlatları varsa sıkıntı var bir yerlerde."

SERT BİR MÜZAKEREYE GİRECEKKEN OKUDUĞU DUA

Bazılarının Türkiye'yi derin tarihinden koparmaya gayret ettiğini belirten Davutoğlu, "Bazıları Türkiye'yi derin tarihinden koparmak için tarih kitabı yazıyorlar. Onlar ne yaparsa yapsın Dedem Korkut'la tarihimizin derin kültürü yaşayacaktır. Şimdi 'Sünni-Alevi' diye ayrım yapıldığı bir dönemde Hz. Ali'ye, Hz. Hasan'a, Hz. Hüseyin'e, Hz. Osman'a aynı anda böyle güzelce ifade eden bir kültür parçalanabilir mi? Ayrılabilir mi? Dedem Korkut okuyanları, şu veya bu mezhep temelinde bölmek mümkün olabilir mi?"

Dışişleri Bakanlığı yaptığım dönemde bir sert müzakereye girecekken, şunlar dualar aklıma gelirdi, 'Kaldırdığını göğe eriştiren güzel tanrı, birliğine sığındığım kahir tanrı, işimi sen yola koy' diye dua ederdim.

Müzakerelere başlarken, köksüz bir devletin temsilcisiyseniz başınız eğik girersiniz. Ancak arkanızda böyle bir dua varsa her yere başınız dik girersiniz elif gibi"

"DESTUR ALMAYA ÇIKTIM"

Orta Asya'da Hoca Ahmet Yesevi'nin 63 yaşından sonra girdiği ve bir daha çıkmadığı çilehanesini de ziyaret ettiğini ve orada bir gece geçirdiğini anlatan Davutoğlu, "Hoca Ahmet Yesevi'nin çilehanesinde bir gece kaldığımızda, Anadolu'ya gelen erenleri idrak ettik. Biz o idrak ile siyaset ediyoruz.

Başbakanlık görevimde kendi nefsime de zikrettim, aldıktan sonra eski usül ile destur almaya çıktım. Bu birilerine modernite öncesi efsanevi bir tavır gibi gelebilir. Ben Dedem Korkut okudum, Yusuf Has Hacip okudum. Görevi aldığımda Hacı Bayram Veli'de ertesi hafta Eba Eyyüp El Ensari huzurunda, Anadolu'daki bütün Horasan erenlerinin huzuruna ermeyi bu ulvi görevin asli unsuru olarak telakki ettim. Bazıları için o ziyaret bir türbe ziyaretidir. Ama önemini bilen biri için o huzurda gözünü kapatıp Hz. Mevlana'nın diz çöktüğünde bütün bunlar birleşir ve bir siyaset anlayışı haline dönüşür ve o siyaset anlayışı içinde zulüm, zillet, edebe mugayır birşey olmaz"

Günün Önemli Haberleri