CHP lideri Kılıçdaroğlu: Tarihin en kanlı darbe girişimi!

Abone ol

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimidir" ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. 

FETÖ'nün darbe girişimi hatırlatılarak, "Siz darbe tehlikesinin tam olarak geçtiğine inanıyor musunuz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, geçmişteki örneklere bakıldığında darbelerin Türkiye'ye ağır bedeller ödettiğinin görüldüğünü söyledi.

Türkiye ne zaman bir darbe olduysa, Türkiye'nin darbe sonrası, idamlar, tutuklamalar, özel mahkemeler, sıkı yönetimler gibi ağır süreçler yaşadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Dolayısıyla son darbe girişimine de böyle bakmak gerekiyor. Eğer bu darbe girişimi başarılı olsaydı, sıkı yönetimler, olağanüstü hal uygulamaları, mahkemeler, yargılamalar, tutuklamalar... Bütün bunların hepsi gündeme gelmiş olacaktı ve Türkiye yeniden uygar dünyanın bir parçası değil, darbelerle anılan bir ülke konumuna gelmiş olacaktı." diye konuştu.  

EN KANLI DARBE GİRİŞİMİ

Demokrasiyi, özgürlükleri, cumhuriyeti savunanların duyarlılıklarını koruduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle konuştu:

"Bu bağlamda baktığınızda bu darbe girişiminin başarısız olması, halkın, siyasal partilerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin bir anlamda ortak çabasıyla gerçekleşmesi oldu. Bir başka önemli gerçek daha var, cumhuriyet tarihimizde en kanlı darbe girişimidir. Daha önceki darbelerde bu kadar insan hayatını kaybetmemişti ki o darbelerin bir kısmının başarılı olduğunu biliyoruz. Bu darbe girişiminin hem başarısız olması hem de cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimi olması açısından hepimizin dikkatini çeken bir olaydır." 

Kalkışma gecesi darbeci askerlerin CHP'yi aradığı iddialarının hatırlatılarak, iletişimin nasıl olduğunun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Doğrudan bir iletişimimiz yoktu zaten. Yani ama ne olup bittiğini biz de merak ediyorduk." dedi.

O gece partisinin Dış Politika Stratejisini açıklamak üzere saat 21.50 uçağı ile İstanbul'a gittiğini anlatan Kılıçdaroğlu, darbe girişimi ile ilgili ilk mesajların uçak iner inmez gelmeye başladığını aktardı.

Hemen orada "darbelere karşı bir tavır takınmaları" gerektiğini ifade ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, genel merkez ve bazı milletvekilleriyle yaptığı görüşmelerde de bunu söylediğini aktardı.

BİZ HİÇBİRİSİNE İTİBAR ETMEDİK

Meclis'te bulunan CHP milletvekillerinin "Bizim dışımızda şu anda kimse yok burada" dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sonra TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve diğer milletvekillerinin de gelerek parlamentonun açık tutulduğunu belirtti.

 Sonra gecenin ilerleyen saatlerinde, Genelkurmay Özel Kalemi'nden CHP Özel Kalemi'ne "Genelkurmay Başkanı'nın darbenin başında olduğu ve talimatları verdiği" bilgisinin geldiğini bildiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Şimdi tutuklanan kişiden geldi. Biz tabii ki hemen 'darbe kimden gelirse, biz tamamına karşıyız' diye arkadaşlara da bu şekilde bilgi verildi ve onlar da bu tavırlarını korudular. Böyle bir süreç yaşadık ama dediğim gibi acı olanı şu; çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi. Güzel olanı da şu; Türkiye'de grubu olan 4 siyasal partinin, artı grubu olmayan siyasal partilerin, artı sivil toplum kuruluşlarının ve halkın doğrudan doğruya olaya müdahale etmesi ve karşı çıkması." 

Kemal Kılıçdaroğlu, gelen bilginin büyük bir ihtimalle "yanıltma maksatlı" olduğuna da dikkati çekti.

Yapılan hataların tekrarlanmaması için geçmişten ders çıkarılmasının önemine değinen Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Dolayısıyla oradan 'Sayın Genelkurmay Başkanı bu işin başında doğrudan talimatları veriyor' diye bizi yanıltmaya ya da bizi yönlendirmeye çalışan bir çaba, bizim nezdimde hiçbir prim yapmadı. Çünkü biz demokrasiyi insan haklarını savunuyoruz. Bu telefondan önce biz medyaya açıklama yapmıştık. Bu açıklamaların medyaya yansıması ve bizim darbeye karşı oluşumuz üzerine büyük bir ihtimalle bu tür bilgiler geldi ama biz hiç birisine itibar etmedik. Aynı zamanda MHP'nin de itibar etmemesi tabii çok önemli. Bütün siyasi partilerin darbe konusunda ortak tavır takınmaları, demokrasiye, parlamenter rejime sahip çıkmaları çok ama çok önemli."  

OHAL İLANI

OHAL'in ilanı ve CHP'nin OHAL'e karşı çıkmasının hatırlatılarak, "Şimdi ilan edilmezse sizce, ne zaman ilan edilmeli?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Gözaltılar var mı? Var. Tutuklamalar var mı? Var. 10 binlerce kamu görevlisi görevden alındı mı? Alındı. OHAL mi vardı? Hayır, yoktu." dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Ayrıca biz şunu da söyledik; darbe kime karşı yapıldı? Parlamenter rejime karşı yapıldı. Neresi bombalandı? TBMM bombalandı. TBMM bombalanırken, TBMM çalışıyor muydu? Evet, çalışıyordu. TBMM bombalanırken çalışıyorsa, darbe girişimi sonrası niçin çalışmasın? Bu Meclis, Kurtuluş Savaşını yöneten bir Meclis mi? Evet. Yani düşünün, düşmanla savaşıyorsunuz, top sesleri Polatlı'dan geliyor, bazıları çıkıp 'merkezi Kayseri'ye taşıyalım' diyorlar. Dersim Milletvekili Diyap Ağa çıkıp, 'hayır biz buraya ölmeye geldik. Biz buradan Meclis'i taşımayız' diyor. Meclis kapanmıyor. O nedenle Meclis'e Gazi ünvanı veriliyor. Yani Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda, parlamento savaşı yönetmiştir. Şimdi darbe bitti, güzel. Olağan hal dönemleri ne zaman olmuştur. Hep darbelerden sonra olmuştur. Buyurun ister 60'a, ister 70'e, ister 80'e bakın hepsinde OHAL, sıkı yönetim ilan edilmiştir. Biz şunu söyledik; bu parlamentoyu kapatmayalım. Uçaklar gelip bombalarken, Meclis açık mıydı? Açıktı. Biz darbelere karşı mıyız? Dört siyasi parti karşı. Yasal olarak bir yetki mi istiyorsunuz? Getirin hemen size yetkiyi verelim. Bir engel yok ki bunda. Ama siz darbeye karşı direnen bir parlamentoyu, 'siz şimdilik bir köşede durun, biz OHAL ilan edip, bu işle mücadele edeceğiz' derseniz, biz bunu doğru bulmadık." 

"DARBE KONUSUNDA HANGİ YASAYI GETİRDİLER DE GECİKTİ?"

İktidarın, "Yasama sürecinde yavaşlıklar oluyor" şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Darbe konusunda hangi yasayı getirdiler de gecikti? Kendilerine söyledik, getirin hangi yasayı istiyorsunuz hemen derhal çıkaralım. Sadece biz değil, hakkını yememek lazım 4 siyasi parti söyledi. Savaşı yöneten bir parlamento, başarısız bir darbe girişimini yönetemeyecek mi? Aciz mi bu parlamento? Hayır. Bu parlamenter sisteme ve bizim tarihi geleneklerimize aykırıdır." diye konuştu.  

Parlamentoda birilerinin "demokrasiyi ve özgürlüğü savunması" gerektiğini Başbakan Yıldırım'a da söylediğini aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, buna en yakışan partinin ise CHP olduğunu ve bunun gereğini yerine getirdiklerini kaydetti.

PARLAMENTO DEMOKRASİNİN KABESİDİR

Dün kapalı grup toplantısı çıkışında gazetecilerin OHAL'le ilgili kararlarını sorduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "demokrasinin oylanamayacağını" söyledi.

Bütün siyasi partilerin, "Parlamento demokrasinin kabesidir" cümlesini kullandığının altını çizen Kılıçdaroğlu, "Kabeyi niye işlevsiz bırakıyoruz o halde. Orası çalışsın, hiç kimse 'gecikir' mazeretinin arkasına saklanmasın. Çünkü bir şey gelmedi ki geciksin. Bombalar yağarken bir şey olmuyor da oturup sakin düşününce mi bir şey olacak? Hayır." ifadelerini kullandı.  

Kılıçdaroğlu, Başbakanla görüşmesi sırasında bu tavırlarını ve bu tutumlarını ilettiklerini bildirdi.

Başbakanın, Çankaya Köşkü'ndeki görüşmesi sırasında OHAL'le ilgili "kısa dönem için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olabileceği" şeklinde bir açıklaması olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, OHAL'le ilgili Bakanlar Kurulu kararı görüşülmeden önce de Başbakanın kendisini aradığını dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu görüşme sırasında da "demokrasiyi, kendi tavırlarını savunacaklarını" aktardığını ayrıca "sorumlu bir muhalefet yapacaklarını" da ilettiğini aktardı.

HUKUK İÇİNDE BİZ GÜÇLÜ BİR DEVLETİZ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Dolayısıyla biz hukukun üstünlüğünü ve hukukun gereğini yapmak istiyoruz. Hukuk bağlamında yapılacak olan her yanlış, darbe zihniyetini güçlendirebilir. Bundan özenle kaçınmamız lazım. Biz hukuku, demokrasiyi, demokrasinin üstünlüğünü, darbe yapanların da hukukun üstünlüğü bağlamında yargılanmasını, bir cadı avının başlatılmamasını özellikle istiyoruz. Hukuk içinde biz güçlü bir devletiz. Demokraside zaman zaman aksamalar oldu ama Türkiye yönünü hep demokrasiye çevirmiştir. Dolayısıyla yargılamaları, olayın sonrası, yine hukukun üstünlüğü bağlamında değerlendirmemiz gerekiyor." 

BİZ KENDİMİZİ ANLATAMAYIZ

"Bu aşamada özel bir darbe mahkemesi kurulmalı?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, bu tür mahkemelerin hep darbeler sonrası gelen mahkemeler olduğuna işaret etti.

Kılıçdaroğlu, "Eğer özel mahkemeler kurulursa bu son derece yanlıştır. Biz kendimizi anlatamayız. Bize dönüp, 'sizin darbecilerden ne farkınız var' derler. Biz kendi mahkemelerimize, yargıçlarımıza güvenmiyor muyuz? Yani bütün dünyayı, 'Türkiye'de hukuk var, hukukun üstünlüğü var, evet darbeciler de oldu ama darbeciler de hukukun üstünlüğü bağlamında yargılanıyorlar' bitti, bu kadar. Özel mahkemeler getirelim, bunlar doğru değil." görüşünü dile getirdi.

İDAM CEZASININ GERİ GETİRİLMESİ TARTIŞMALARI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, idam cezasının geri getirilmesi tartışmaları da soruldu. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Hükümet sokağa teslim olmamalı. Kitle psikoloji vardır. Kitle psikolojisinde kişi iradesini kaybeder, kendi iradesi kitlenin iradesine dönüşmüş olur. Dolayısıyla kitle neyi söylüyorsa, kendisi de onu tekrar eder. Bu kitle psikolojiden hükümetin, hükümet edenlerin, devleti yönetenlerin çıkması lazım. Bu psikoloji riskli ve provakasyona açıktır. Bir kişi bir şey söyler, arkasından binlerce kişi gider. Devleti  yönetenler, sağduyu ile devleti yönetmek zorundadırlar. Bir karar alırken sağ duyuyla almak zorundadırlar. Biz neden hep liyakat diyoruz. Çünkü devleti bilgiyle, bilimle yöneteceksiniz. Devleti ön yargıyla yönettiğiniz anda veya devleti sokağa teslim ettiğiniz andan itibaren kaosu önleyemezsiniz."

LİYAKAT SİSTEMİ YENİDEN İNŞA EDİLMELİ

Hukuk mezunu bir çocuğun açılan bütün sınavlarda birinci, ikinci ya da üçüncü olmasına, yazılıyı kazanmasına rağmen elenmesini örnek veren Kılıçdaroğlu, "Çocuk dava açtı. 'Ben sözlüde de bütün sorulara cevap veriyorum.' dedi. Danıştay, 'Sözlüye kamera konulacak' kararı verdi. Sonra Hükümet bir kanun getirdi, 'Sözlü sınavlarına kamera konmaz' dendi. Ne için? Bu çocuğun tek bir kusuru vardı, Tunceli'de doğmuş olması, o kadar. Cemaatten olsaydı, el üstünde tutup, onu hakim yapacaklardı. Bakın liyakatın önemi budur." dedi.

Kılıçdaroğlu, liyakatta kişinin doğduğu yere, inancına, kimliğine değil işi en iyi şekilde, ahlaklı bir şekilde yapıp yapmadığına bakılması gerektiğinin altını çizdi. Bozulan liyakat sisteminin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet'i kuranların da liyakata önem verdiğini anımsattı.

Eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit'in, liyakatın ilk adımı olarak KPSS sınavlarını getirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bugün bakanlıkların, cemaatler tarafından paylaşıldığını da çok iyi biliyoruz. Bürokraside herhangi bir yere sorduğunuz zaman hangi cemaatin, hangi bakanlıkta egemen olduğunu görürsünüz. Türkiye'yi bu felakete götürür. Kişilerin inancına saygı gösteririm ama benim inancım, benim yükselmeme gerekçe olmamalı. Aklım, birikimim ve saygın duruşum yükselmeme gerekçe olmalı." diye konuştu.   

Kılıçdaroğlu, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde böylesine ciddi bir darbe girişimini başlatabilecek kadar paralel yapı mensupları olduğuna inanabilir miydiniz? Elinizde böyle bir bilgi var mıydı?" sorusuna, "Türk Silahlı Kuvvetleri bu tür yapılanmaları izin vermek istemedi ama 2002'den başlayarak, milli yapılanmaları ordunun dışına çıkarmak istediler. Çünkü ordular, cemaat, etnik kimlik, inanç yapıları değildir. Orduların temel hedefi kendi ülkesinin güvenliğini korumaktır." yanıtını verdi.

3-5 KİŞİYİ GÖREVDEN ALARAK ÇÖZEMEZSİNİZ

Yüksek Askeri Şuralarda, "Bu askerleri atamazsınız" şeklinde kararlara muhalefet şerhi konulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Muhalefet şerhini ben mi koydum?" diye sordu.

Darbeden herkesin çıkaracağı derslerin olduğunu, bütün partilerin sağlıklı bir öz eleştiri yapması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "3-5 kişiyi görevden alarak bu iş çözülmez, önce zihniyetimizi, anlayışımızı değiştireceğiz. Devlet denen kurumun, bildiğimiz bir siyasi parti kültürüyle yönetilmeyeceğini bilmemiz gerekir." dedi.

"Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması görüşünün" sorulduğu, Kılıçdaroğlu, şu karşılığı verdi:

"Milli Savunma Bakanlığına bağlı olmasıyla, başbakana bağlı olması arasında ne fark var? Başbakanlığa bağlı olduğu zaman değişen bir şey mi oldu? Ne oldu? Gidildi, muhalefet şerhi konuldu. Asker, 'Bunlar Fetullah Gülen cemaatindendir, ordudan çıkması lazım.' dedi. Dönemin başbakanı, cumhurbaşkanı dedi ki 'Hayır, bunların kalması lazım.' Başbakanlığa bağlıydı. Milli savunma bakanına bağladığınızda ne olacak, tablo değişecek mi? Önce zihniyet değişikliği yapmak, sıcak siyaseti kurumların içine sokmamak gerekiyor."

CUMHURİYET VE DEMOKRASİ MİTİNGİ

CHP'ye de sızmış paralel yapı mensuplarının olup olmadığı ve bunlara ilişkin tedbir alınıp alınmayacağının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Bizim bir istihbarat örgütümüz yok. Kim paralelci, kim paralelci değil biz bilmiyoruz ama devletin istihbarat örgütü gelip de 'Şu kişi şöyledir, bu kişi böyledir' diye bir şey verirse bakarız. Biz bir siyasi partiyiz." diye karşılık verdi. Kılıçdaroğlu, kendilerine gelen her bilgiyi kontrol ettiklerini de söyledi.

İstanbul'da pazar günü düzenlenecek miting için Büyükşehir Belediyesince ücretsiz ulaşım sağlanacağının, AK Parti'den de katılım olacağının belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Herkese açık. Çünkü bu Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi. Cumhuriyet ve demokrasi sadece bizim değil bütün siyasi partilerin, vatandaşların ortak beklentisi, amacı, kültürü olmak zorunda." ifadesini kullandı.

"Taksim'deki mitingle bir anlamda CHP'lilerin darbe girişimi gecesi neden sokağa çıkmadığı yönündeki eleştirilere de mi karşılık vereceksiniz" denilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, parti tabanından da kendilerine mitingle ilgili talebin geldiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin olduğu gece bazı CHP'lilerin sokaklarda olduğunu da kaydetti.

Demokrasiyi darbe girişimlerinin panzehiri olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, "21. yüzyılın Türkiye'si Cumhuriyet'in tam demokrasiyle taçlandırıldığı bir Türkiye olmak zorundadır. Biz nasıl ki Cumhuriyet'i kurduğumuzda bütün mazlum ülkelere örnek olduysak, Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırıp yine bütün mazlum ülkelere, bütün İslam dünyasına aslında örnek olabiliriz. Bu fırsatı hiç kaçırmamalıyız." diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU ACZMENDİ DİYE BİR SUÇLAMA DA YAPILMIŞTI

Yargı süreçleri ve devlet mekanizmasının yeniden nasıl toparlanacağına yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Her kaos sonrası farklı bir tablo çıkar. İhbar furyası başlar. Bu sadece bu tür olaylarda değil bürokrasiden biliyorum, örneğin Hükümet değişir bürokratlarla ilgili dünya kadar ihbar gider." dedi.

O dönemlerde kendisi hakkında da şikayet, ihbar dilekçelerinin gittiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Kimisi 'komünist' kimisi 'faşist' demiştir ama beni en çok güldüren benim hakkımda 'Kılıçdaroğlu Aczmendi' diye bir suçlama da yapılmıştır. Bütün bunlar olur ama devleti yönetenlerin sağduyuyla hareket etmesi lazım. Bir mağduriyet sınıfı yaratılırsa, buna ortam sağlanırsa bu doğru değildir. Belki bunların içinde masum insanlar da var. Karar alırken daha dikkatli kararlar almak zorundasınız. Biz hukukun üstünlüğünü bunun için savunuyoruz. Birisi suçluysa tamam gereğini yaparsınız."

Devletin kin ve öfkeyle hareket edemeyeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, herkesin hukuk içinde yargılanmasının önemine değindi.

Yaşananların ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, Meclis'te diğer siyasi parti temsilcilerinin, bakanların da bulunduğu ortamda bir araya geldiklerini hatırlattı.

 

Günün Önemli Haberleri