Bu iddialar hükümeti çok kızdıracak

Abone ol

Radikal gazetesi yazarı Ezgi Başaran, Demokrat Yargı Derneği'nin başkanı hakim Orhan Gazi Ertekin'le yaptığı sohbeti köşesine taşıdı.

Bir hukukçu olarak yargıya içeriden bakan hakim Ertekin, gazeteci Başaran'a hukukun adeta "yerle bir olan" temellerini de açık yüreklilikle anlattı.

Bu sohbette hangi eleştiriler yok ki... İşte hükümeti çok kızdıracak o eleştirilerden bir demet...

"Bugün olan yargıda reform falan değildir. Adliyede hükümet etme yöntemi değişmedi, sadece iktidarın faili değişti"

"Çok tuhaf bir süreç yaşıyoruz. Yargıçların yüzde 20'sinin kürsü faaliyeti yok. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir oran yoktur. Lojman sayınımdan sorumlu hâkim var mesela. Böyle hâkim mi olur?"

"Ülkenin temyiz merciinde adil yargılama tedavülden kalkmış durumda. Yargıyı hızlandıralım diye tamamen fabrikasyon kararlar verilmeye başlandı"

"Hukuk müessesesi ve mevhumundan tamamen kopuk yeni bir adli sınıf oluştu"

İşte Ezgi Başaran'ın çok ses getirecek köşe yazısı...

Referandum öncesi el üstünde tutulurdu. Nereden nereye. Eleştirmeye başladığından beri..

HSYK seçimlerinin biz faniler tarafından bilinmeyen öyküsünü anlatan kitabı & çıktı çıkalı beri..

Adliye koridorlarında cüzamlı muamelesi görüyor Hâkim Orhan Gazi Ertekin. Kendisi bir avuç üyesi kalan Demokrat Yargı Derneği'nin başkanı. Zannediyorum, bu durum, yani kendi içinde trajikomik bir hal alan bu dışlanma, Ertekin'in pek de umrunda değil. îyice anlatası, iyice gösteresi geliyor terslikleri.

KOMİSYONDA BUZ GİBİ HAVA ESTİRDİ

Ki yine yapmış yapacağını.
Önceki gün TBMM Uzlaşma Komisyonu'nun yeni anayasayla ilgili fikir almak için çağırdığı sivil toplum örgütlerinden birinin temsilcisi Ertekin'di.

Önce komisyonun dindarları ve sosyalistleri yeterince temsil etmediğini, dolayısıyla anayasa yapamayacağım söylemiş.

Hava buz olmuş tabii.

Ardından da yeni ve tehlikeli bir yargı endüstrisi oluştuğundan dem vurmuş. Tam olarak neden bahsettiğini anlamak için aradım.

YARGIDA TUHAF DÖNEM

Söyle dedi: "Çok tuhaf bir süreç yaşıyoruz. Yargıçların yüzde 20'sinin kürsü faaliyeti yok. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir oran yoktur. Lojman sayınımdan sorumlu hâkim var mesela. Böyle hâkim mi olur?
Olacak iş değil!" Tabii ben yine bunun ne anlama geldiğini tam bilemedim. Kürsü faaliyeti olmamak ne demek, yani vatandaş için ne manaya geliyor?

"Fena bir şey demek" diyor Ertekin, "Bir hâkimin asıl yeri kürsüdür. Kürsü dışında ne yapar? Örneğin Yargıtay'da tetkik hâkimliği! Yani Adalet Bakanlığı bürokratı olur. Şimdi sizin bir davanız temyize, yani Yargıtay'a gitti. O davayı kürsüdeki hâkim değil, bakanlığa bağlı bu tetkik hâkimi inceliyor. Kararın altında imzası olanlar sadece özeti dinliyor.
Ülkenin temyiz merciinde adil yargılama tedavülden kalkmış durumda. Yargıyı hızlandıralım diye tamamen fabrikasyon kararlar verilmeye başlandı.
Halbuki hukuk doğası gereği post-Fordist çalışır. Kendine has özellikleri ve detayları vardır. Rutinleştiremezsiniz.

YARGI HIZLANDI, ADALET AZALDI

Evet dosyalar beklemesin, yargı hızlansın diyoruz ama adalet pahasına değil. Geçen yıl bu zamanlar Yargıtay 6. Ceza Dairesi iki ayda 6 bin karar vermiş. Bu dosyalara adalet hassasiyetiyle dokunmuş olabilir mi sizce?

"Hukuk müessesesi ve mevhumundan tamamen kopuk yeni bir adli sınıf oluştu, bunu adliye dışındakiler fark etmiyor ama her vatandaşın derdi olacak bir noktadan sonra. Yeni yeni avukatlık büroları türedi mesela. Hukuk bilgileri acınacak vaziyette fakat iktidar mahfilleriyle yalan ilişküeri nedeniyle müvekkiller tarafından tercih ediliyorlar, gelişip serpiliyorlar. E müvekkil ne yapsın, işini görecek adamı avukatı yapar" diyor Ertekin.

Fakat Orhan Gazi Bey, bu eskiden de böyle değil miydi?
Yani yine bir seçkin adli sınıf, itibar edilen bir avukatlar ordusu yok muydu?
"Elbette" diyor Ertekin, "Ben zaten 10 yıldır bu sistemi eleştiriyorum. Fakat bugün olan yargıda reform falan değildir.
Adliyede hükümet etme yöntemi değişmedi, sadece iktidarın faili değişti. Geçmişte bir tür hükümranlık vardı, şimdi başka tür. Yalnız bugünkü yeni adli sınıfın farkı çok temel hukuk bilgilerinden yoksun olmasıdır.
Geçmişteküerde ortalama da olsa bir adliye pratiği ve adalet üretme kapasitesi vardı."

İsterdim ki, bunlar küçük detaylar, meslek içi tartışmalar olsun. Bizi hiç enterese etmesin.
Ya keşke... Fakat değil. Memleketin haline bakılırsa, kimin ne zaman hastaneye ya da mahkemeye düşeceği belli olmuyor.

Bari manzarayı önceden bilelim de kartpostal yapar asanz."

Günün Önemli Haberleri