Böbrek yetmezliğinin sorumlusu kalbiniz olabilir!

Abone ol

Çok su içme, sık idrar çıkma, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık, mide bulantısı, uykusuzluk gibi belirtilerle kendini gösterebilen böbrek yetmezliği pek çok etkene bağlı olarak gelişebiliyor.

Kalbin, kanı vücuda ihtiyacı karşılayacak miktarda pompalayamadığı durumda ciddi bir sağlık problemi olan “kalp yetmezliği” görülmektedir. Tıp alanındaki gelişmeler ile pek çok hasta ileri yaşlara kadar yaşayabilse de, insan ömrünün uzaması ile kalp yetmezliği ile karşılaşma riski de artmaktadır. Kalp yetmezliğinde yoğun ilaç tedavilerine ve hayat tarzı düzenlemelerine rağmen; zamanla böbrek fonksiyonları azalabilmekte ve böbrek yetmezliği riski oluşabilmektedir.

KALP YETMEZLİĞİ İÇİN ALINAN İLAÇLARIN ETKİSİ

Kalp yetmezliği için kullanılan ilaç tedavilerine rağmen vücudun farklı bölgelerinde, değişen miktarlarda sıvı toplanması olmakta; sonuçta akciğer ödemi, karın içinde sıvı toplanması ya da bacaklarda ödem meydana gelmektedir. Oluşan ödem hastanın nefes darlığına neden olarak günlük aktivitesini, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.

KALP YETMEZLİĞİ OLUMSUZ KISIR DÖNGÜYÜ TETİKLER

Kalp yetmezliğinin derecesine göre böbreklere ulaşan kan miktarı azaldığı için klinik tabloya böbrek yetmezliği de eklenmektedir. Böbrek yetmezliği sonucu ödem daha da artmakta, ek olarak böbreklerin vücuttan uzaklaştırdığı birçok zararlı atık maddenin düzeyi giderek artmaktadır. Tüm bu olumsuzlukların kendisi hem kalp hem de böbrek üzerine olumsuz etkide bulunarak mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olmaktadır. Sonuçta kalp yetmezliği, böbrek yetmezliğine neden olarak olumsuz kısır döngüyü tetiklemektedir.

BÖBREK YETMEZLİĞİ OLUŞMUŞSA İLAÇ YETMEYEBİLİR

Bu durumdaki hastalar için kullanılan birçok ilaç vardır ve en önemli grubu idrar söktürücüler oluşturur. Kalp yetmezliği ilerledikçe idrar söktürücülerin dozlarını artırmak gerekmekte fakat zeminde böbrek yetmezliği de olduğu için bir süre sonra yüksek dozlar bile yeterli etkiyi oluşturamayarak hastalarda yaygın ödem meydana gelmektedir. Ayrıca idrar söktürücü ilaçların yüksek dozlarda kullanılması sıvı dengesi üzerine olumsuz etki ile böbrek yetmezliğini daha da artırmaktadır.

VÜCUTTAN SIVI NASIL ATILMALI?

Bu durumda vücuttan uzaklaştırılamayan sıvı ana sorundur ve ilaçlar bu konuda yetersiz kalmaktadır. Bu şekildeki hastalarda nefrolojik yöntem olan periton diyalizi uygulamaları tedavi sürecine eklenmektedir.

PERİTON DİYALİZİ ÇÖZÜM MÜ?

Vücuttaki fazla sıvının ana toplanma yeri olan periton boşluğuna (karın boşluğu) bir kateter yerleştirerek yapılmaktadır. Periton diyaliz kateteri yoluyla öncelikle bu sıvı boşaltılır. Ardından periton boşluğuna farklı yoğunluklardaki steril sıvılardan doldurularak periton zarının (karın zarı) geçirgenliğinden faydalanılarak vücuttan sıvı çekilir. Eğitim tamamlandıktan sonra hasta ya da yakınları tarafından evde uygulanabilir. Filtre olarak periton zarı kullanılmaktadır. Periton diyaliz kateteri yıllarca kullanılabilmektedir. Periton diyalizinin sürekli olarak uygulanması ile artık vücutta sıvı birikimi olmamakta ve bu nedenle hastaneye yatış zorunluluğu çok azalmakta ya da ortadan kalkmaktadır. Bu sayede hastaların yaşam kalitesi belirgin derecede artar.

EN ÖNEMLİ KOŞUL HİJYEN

Periton diyalizinde en önemli konu genel temizlik kurallarına uymak ve periton boşluğuna sıvı doldururken ve boşaltırken ortamın temizliğine ve el temizliğine özen göstermektir. Aksi durumda peritonit denilen periton zarı iltihabı oluşabilir. Bu durum antibiyotik tedavisini gerektirir ve her peritonit atağı periton zarının geçirgenlik kalitesini bozacağından sık tekrarlayan peritonitler sonucu sıvı çekilmesinde sorun yaşanabilir. Bu durumun oluşmasını önlemek sadece temizlik kurallarına uymakla mümkündür.

Günün Önemli Haberleri