Avrupalı Türk'ün Başbakanla imtihanı!

Avrupalı ülkesinde artık göçmen istemiyor...

Ayla ÖZYURT aylaozyurt@internethaber.com

Avupa parlamento seçimleri geçtiğimiz pazar günü yapıldı.Öncesinde ’ uuuuu büyük hayal kırıklığı yaşandı..!’ goygoyunun aksine, sonuçların hiç de şaşırtıcı olmadığının altını çizelim.

Şöyle ki, Avrupa’da seçim başarısı göçmen politikasıyla beraber yürür.  Göçmenlere karşı sert tavırlar ve göçmenlerin haklarını kısıtlayacak her türlü politika özellikle orta yaş ve yaşlı seçmenden tam puan alır. Üllkemizde başbakan nasıl din üzerinden siyasetle bayrağı almış koşuyorsa Avrupalı politikacı da göçmenler üzerinden prim yapıyor. Bunu anlarsak Avrupa siyasetini çözmüş oluruz.

Aşırı sağın yükselişi kesinlikle bir sürpriz değil. AB üyesi olmayan İsviçre'de de durumlar farklı değil. Durum şu ki; Avrupalı artık ülkesinde göçmen istemiyor. Öteden beri istemiyorlardı ama artık savaş açıyorlar.''Sizden artık bıktık'' mesajı veriyorlar...

Ha bundan sonra göçmenlere yönelik katı tutumlar artar, yabancılara rahat vermezler mi, bu da tartışılır zira, bu tür baskıların sonuçları da malum terör örgütleri doğuruyor ki, Avrupalının en çok korktuğu durum diyebiliriz.

Avrupa’lı Türk’e gelecek olursak, başbakanın uluslararası arenada siyasi tutumu hiç de öyle alkışlanacak cinsten değil. Başbakanın sivri çıkışlarını ve müdanasız politikasını ayakta alkışlayanlar, büyük fotoğrafı göremeyen, at gözlüğü takanlar diyebiliriz.

Geldiğimiz durumu anlatan klişe ama büyük örnek, Avrupalının 20 sene önce ‘neden baş örtüsü takmıyorsun,korkmuyor musun’’ sorusunun tekrar gündeme gelmiş olması.''Hah tam aştık bunu'' derken bu soru günümüzde tekrar hortladı...teşekkürler Başbakan. 

Başbakanın Köln mitinginden sonra Yeşiller Eş sözcüsü Cem Özdemir’in ''Merkel sözü sarf edildiğinde salonun yuhalaması çok kötü bir izlenim bıraktı, çok çirkin oldu, bu hafızalarda kalacak, bunun bedelini ödeyeceğiz'' açıklamasına sonuna kadar katılıyorum.

Mitinge çıkıp, entegrasyondan bahsetmek, asimilasyonu öcü olarak addetmek, ''almancayı öğrenin'' türü son kullanma tarihi geçmiş mesajlar vermek, yüzyılın en klişe, en vasat en gereksiz, en talihsiz açıklamasıdır. 1800’lerden kalmadır(!) 

Sözüm o ki; Köln’de Merkel'i  yuhalatıp, arkasından ''yaşadığınız ülkeye entegre olun, yaşadığınız ülkenin dilini öğrenin'' diyerek güzelleme yaptığını sanmak, günümüz Türkiye Başbakanının geri kalmış bir mesaj kaygısıdır. Yeni şeyler söylemek lazım, yeni şeyler üretmek lazım...

Avrupalı Türk'ün,  3. ve 4. jenerasyonunun zaten bir dil sorunu kalmamıştır, bu bir, Türklerin Avrupalıyla entagrasyon sorunu din olgusundan kaynaklanmaktadır ki, Avrupalı Türk’ün Avrupalıyla şahane ve birebir uyumu için tüm Avrupalı Türk vatandaşlarının müslümanlıktan hristiyanlığa geçişiyle mümkündür. çok absürt dimi? bencede.

Asimilasyona gelince; asimilasyondan korkmak gereksizdir, kişinin kendi tercihidir. Avrupa'da özellikle yüksek okul okuyan Türkler, yerli halkla aynı haklara sahip olmak için isim değişikliği dahi yapmaktadır, ne kadar eğitim alırsanız alın, adınız Ahmet /Mehmet ise, şansınız illa ki azalır...

Şuraya geliyoruz; asimilasyon kaçınılmaz olabilir, asimilasyondan korkmayalım.

Entegrasyon şeysine  dönecek olursak, Avrupalı Türk’ün Avrupalı'yla din dışında hiç bir entegrasyon sorunu kalmamıştır.

Avrupa’da asıl entegrasyon sorunu Türklerin kendi arasında olan ve akp iktidarı döneminden gitgide çoğalan ve bugün tavan yapmış bir sorun olup, Türkleri kendi aralarından maalesef bölmüştür parçalamıştır, kamplaştırmıştır. 

İlla ki korkmak istiyorsanız asıl korkulacak durum budur.