Altan'ın tek hatası genelleme

Abone ol

Engin Ardıç kendi üslûpbuyla Çetin Altan ve Orhan Pamuk hakkında yazılanları ele aldı. Bazı dil hatalarının insanı uçuruma sürükleyeceğini savunan Ardıç'ın düşüncesi şu:

Geçen hafta yaşanan Orhan Pamuk ve Çetin Altan'la ilgili polemikler Engin Ardıç'ın canını sıktı. Ardıç, başlıklı yazısında Altan'ın yaptığı hataya değindi.

Fransız hukukunda hakaret suçu tanımlanmıştır, cezası da serttir ama 'Fransızlığa hakaret' diye bir kavram yoktur. 'Fransızlık' diye bir kavram yoktur ki yahu, 'la francitude' falan mı diyecekler?... Frenchness... Franzosigkeit... Yok böyle bir kavram.

Bizde vardır. 'Türklüğe hakaret' suçtur.

Onun için, orada Almanlar'ın kurşuna dizdiği Gabriel Peri 'yaşasın Fransa' diye haykırarak can verir, bizde de İzmir suikastı nedeniyle asılan zavallıların son sözleri 'yaşasın Türklük' olur ve böylece tarihe olumlu geçeceklerini sanırlar...

Ben de öteden beri merak ederim, bir Türk, 'Türkler'in eşekliği çıkıyor ortaya' derse, bu durumda kendisi de eşek sayılacağından, bu sözü suç kapsamına girer mi? İnsan kendi kendisine hakaret edebilir mi? Etse bile bu geçerli midir?

Örneğin 'ben bir eşşoğlueşşeğim' yazarsan da baban seni mahkemeye verebilir mi yoksa yalnızca sopa çekmekle mi yetinmeli? Yoksa gülüp geçmeli mi?

Yani şu ünlü mantık sorusunda olduğu gibi canım, bir Giritli 'bütün Giritliler yalancıdır' derse doğru mu söylemiş olur, yalan mı söylemiş olur? Sabaha kadar tartışın, içinden çıkamazsınız.

'Türklüğe hakaret' yabancılar için mi geçerli olmalıdır?

Peki, ben örneğin bir Türk gazetesinde Türkçe olarak yazdığım yazıda Türkiye'nin bazı özelliklerini eleştirsem, hem de sertçe eleştirsem (her gün böyle binlerce haber ve yazı çıkıyor basınımızda) bu da 'memleketi jurnal etme ve kötüleme' faslından sayılacak mıdır? Adamların her an bunu tercüme edip okuma imkanları var...

Yani 'şu kadar bin Kürt, bu kadar bin Ermeni kestik' lafını Türkiye'de Türkçe edersen papazı bulur musun, yoksa bunu yurtdışında söylersen mi başına dert alırsın?

Kesme eylemi mi tartışılıyor yoksa rakamda mı anlaşamıyoruz? O da belli değil... İskonto yapsa, 'üç yüz Kürt, iki bin beş yüz Ermeni' dese adamı rahat bırakacak mısınız?

Şu 'mahkemeyi etkileme' suçunu da oldum olası merak ettim... Şimdi ben sanık olarak yargılandığım bir dava hakkında kendi açımdan kendimi haklı gösteren bir yazı yazarsam, bu suç mudur değil midir?

Mahkemeyi etkiliyorum. Dava sürmekte. Fakat ben de olayda tarafım ve savunma hakkımı kullanıyorum. Duruşmada benim ve avukatımın yaptığı da, beraat etmek için hakimi etkilemeye çalışmaktan başka bir şey midir?

Peki duruşma salonunda etkilersen serbest de, adliye koridorunda yaparsan suç mu yani?

Bu 'etkileme' suçu müddei ve müdafi için değil de 'üçüncü şahıslar' için geçerli olmak gerekmez mi?

Çetin Altan, Türkler ve eşekler hakkında bir laf etti, kıyamet koptu... Tartışmalar birbirini kağıt üzerinde de olsa tokatlamaya ve birbirinin suratına tükürmeye kadar vardı...

Oysa sihirli kelime 'bazı' kelimesidir.

Çetin Altan 'bazı Türkler eşektir' deseydi mesele kalmayacaktı.. Fakat konuşma hızı ve şehvetiyle cümleyi tam kuramıyor insan. Genelleme hastalığımız çoğu zaman başımızı kötü ağrıtıyor.

'Gazeteciler hıyardır' dersen başın ağrır da, 'bazı gazeteciler hıyardır' dersen herkes çokbilmiş çokbilmiş başını sallar, adam haklı!

Peki, Çetin Altan'a kızıp köpürenler, sohbet arasında 'bu millet adam olmaz kardeşim' dedikleri zaman aynı suçu işlemiş oluyorlar mı olmuyorlar mı?

Ben de bu konuda kendi fikrimi söyleyeyim: Türkler eşek değildir, ama bazı Türkler eşektir. Ben bunlardan çok tanıdım.

Bazı Amerikalılar da eşektir, bazı İngilizler de eşektir, bazı Fransızlar da, bazı Almanlar da...

Eşeklik etmemek için, şu 'Türklüğe hakaret' gibi muğlak, afaki, bulanık ve çeşitli yönlere çekilebilen kavramları ceza hukukumuzdan çıkarmayı düşünsek?

YAZI:Engin ARDIÇ

Günün Önemli Haberleri