Ali Koç - Rasim Ozan Kütahyalı tartışmasının perde arkasında neler oldu?

Hiç kuşkusuz dün gece televizyon ekranlarına damgasını vuran olay Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’un, Osman Gökçek’in televizyonunda Rasim Ozan Kütahyalı’nın da bulunduğu spor programına çıkması oldu.

Ertuğrul Özkök Sozozkok@gmail.com

Önce bu programa çıktığı için Ali Koç’u gönülden kutladığımı söylemek istiyorum. Nedenini de yazının sonunda anlatacağım.

Ama son bölümünde neredeyse bir savaşa dönen bu programın, önce sahne arkasını anlatacağım ki, yazımın sonunda anlatacaklarımın da bir anlamı olsun.

Olayın iki ana kahramanı Ali Koç ve Rasim Ozan Kütahyalı olduğu için onların ilişkisine odaklanacağım daha çok.

Makyaj odasında ilk temasta konuşulanlar
Ali Koç televizyon binasına Rasim Ozan’dan önce geldi.

ROK binaya geldiğinde Ali Koç makyaj odasındaydı.

Hemen söyleyeyim. İlk karşılaşma anı çok sıcaktı.

Ali Koç, “OO Rasim hoş geldin. Bu gece seni fena terleteceğim hazır ol” dedi.

Ali Koç’un yanında kızı Leyla ile oğlu Kerim de vardı.

Leyla'nın yaşgünü şarkısı ne etki yaptı
Rasim Ozan 15 Mayıs’taki programında bir şarkı ile Leyla’nın yaşgünü kutlamıştı.

Ali Koç, “O akşam Leyla’ya bir çok hediye almıştık ama senin şarkılı kutlaman daha fazla konuşuldu” dedi.

Daha sonra ilginç bir şey oldu.

Leyla, dedenin en güzel kitabını bir solcu yazdı!
Rasim Ozan, Vehbi Koç’un hayatını anlatan bir kitabını Ali Koç’a hediye etti ve imzalamasını istedi.

Ali koç kitabı incelerken Leyla, “Ne oldu Rasim abi” diye sordu.

ROK da “Türkiye’nin en solcu yazarlarından biri dedenin kitabını yazmıştı onu babana hediye ettim. Deden hakkında yazılmış en güzel kitaplardan biridir” dedi.

Sonra da Koç’un iki çocuğu Rasim Ozan’la birlikte fotoğraf çektirdi.

Tartışma sürerken Nagehan'dan gelen mesaj
Programın ilk bölümünde Rasim Ozan daha sakindi. Ancak Ali Koç bulduğu her fırsatta, ona söylemek istediği bir şeyi kendi üslubunca söyledi.

Tabii ki programın en dikkatli izleyicilerinden biri de Nagehan Alçı’ydı... Nagehan’ın programları sırasında Rasim Ozan ona sık sık mesaj atıp izlenimini söylerdi. Bazen de bu izlenimler kışkırtıcı olurdu.

Bu defa aynı şeyi Nagehan yaptı. Ve attığı mesajlardan biri “Çok üstüne  geliyor, cevap vermen lazım” anlamına gelen bir cümleydi.

Saat 01:00'de öyle bir cümle geliyor ki ortalık karışıyor
Program saat 01.10’a kadar böyle devam etti. Arcak işte o an, tanıdığımız Rasim Ozan meydana çaktı.

Kavgayı başlatan ise onun, 17-25 Aralık olayını hatırlatarak, söylediği  şu cümle oldu:

“FETÖ Erdoğan’ın kellesini istiyordu. Burjuvazi de ona destek verdi…”

İşte o andan itibaren tartışma tam anlamıyla bir kavgaya dönüştü.

Program sonrası Osman Gökçek'in odası
Program sonrasında Osman Gökçek Ali Koç’u odasına davet ederek bir süre sohbet etti.

Programın son bölümünde tansiyon yükseldiği için Ali Koç da biraz gergindi.

Bir ara Rasim Ozan, “Ben de geleyim mi” diye sordu.

Ancak Osman Gökçek, “Gelmesen daha iyi olur” dedi.

Oysa şakayla başlayan program, sakin bir biçimde son erebilirdi.

 Benim çevreme göre tartışmanın galibi 'Banko Ali Koç'
Bu kavgada kim galip geldi, kim kimi altetti diye bir fikrim yok. Çünkü işin o tarafı beni hiç ilgilendirmedi.

Benim çevremde dün Ali Koç kahramandı.

Bizim ev dahil heryerde programın bu bölümü Youtube’dan defalarca seyredildi. Herkes birbirine yolladı.

Yani onların gözünde “Ali Koç, ROK’a haddini bildirmişti.”

Başka taraflarda nasıl bir değerlendirme yapıldı bilmiyorum ama eminim aynı şeyleri ROK için de söyleyen, “Ali Koç’a haddini bildirdi” diyen de vardır.

Akreditasyon zincirini kıran üçüncü kişi Ali Koç oldu
Benim için önemli olan ise şuydu.

Ali Koç, kendi camiasının da tepkisini göze alarak çok önemli bir iş yaptı. Bu programa çıktı ve fikirlerini, bildiğimiz dobra üslubu ile  çok da güzel anlattı.

Bir Fenerbahçeli olarak futbol ve ligle ilgili söyledikleri benim de çok hoşuma gitti.  

Trabzonspor’un çok güzel futbol oynadığını söylemesi de bence taktir edilecek bir fair playdi.

Bence İmamoğlu büyük bir iş başardı
Bu tartışmada beni asıl sevindiren ise şu oldu.

Siyaset ve sporda bazı cesur insanlar artık marazi hale gelen “Akreditasyon” zincirini kırmaya başladılar.

İsteyen istediği tepkiyi versin ama ben İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon gezisi ile, siyasete bu zinciri kıran çok önemli bir adım attığını düşünüyorum. Daha önce Alt Partinin ilk platform toplantısında akreditasyon uygulaması kırılmıştı. İmamoğlu özellikle küçük bir sol parti yandaşlarından gelen büyük tepkiyi göze alarak attığı adımın  şimdi etkilerini göreceğiz.

Sporda da o adımı Ali Koç attı
Ali Koç Melih Gökçek ve oğlu Osman Gökçek’in kontrolundaki bir kanala, hem de Rasim Ozan Kütahyalı gibi bir gazetecinin önüne çıkarak sporda da o adımı attı.

Evet görünüşte kavgalı bir programdı.

Normaldir.  İlk buluşmalar kavgalı olacak. Herkes kursağındaki öfkeyi, tepkiyi dökecek.

Ama emin olun bir süre sonra bu geniş yelpazeli melez programlarda çok yapıcı tartışmalar göreceğiz.

O akreditasyon zinciri kaçınılmaz biçimde televizyon tartışmalarında da bitecek. Bitirmeyen ayıplanacak.

O nedenle bu yazıda adı geçen herkesi kutluyorum.

Fenerbahçe taraftarına şunu demek isterim
Fenerbahçe taraftarına da şunu söylemek isterim.

Başkan doğru bir şey yaptı. Bana göre bugün artık tartışmamsız bir biçimde Süper ligin en etkili kulüp başkanıdır.

Veee…

Geliyorum bizim sektörümüz için bu programda yaşanan, spor sunucularının çok sevdiği deyimle,  tarihi bir “kırılma anına..”

Bu programda ilk defa “FETÖ, Ergenekon, Balyoz” kumpasları ve Silivri dönemi ile ilgili bir kavram kullanıldı:

Silivri zulüm döneminin “Medya ayağı…”

Bunu da Fenerbahçe kulübü başkanının ağzından işittik.

İktidar yanlısı arkadaşlara yıllarca yalvardım
İktidar yanlısı gazetelerin başındaki kişilere ve köşe yazarlarına yıllarca “Medya ayağı deyip, gazete manşetlerinden, köşe yazılarından  suç kategorisi yaratmayın” diye yalvardım.

İşte geldiğimiz son nokta bu…

Medya ayağı….

Ve söz ağızdan çıktı…

İnanın onları savunmak yine adalet isteyen insanlara düşecek…