'Akil' sözünün manası meğer neymiş!

Abone ol

'Akil insanlar' listesi gürültü kopara dursun, ortaya çıktı ki yanlış kelimeyi kullanmışız. Meğer 'akil'in manası yiyici demekmiş!

  İNTERNETHABER - Başbakanlık resmi listeyi açıkladı; günlerdir tartışıp durduğumuz 'AKİL İNSANLAR' belli oldu.

Şimdi listedeki isimler kadar 'AKİL' kelimesi de moda...
Ancak ortaya çıktı ki 'AKİL' sözünün manası bildiğimiz gibi değilmiş!

AKİL : yiyen, yiyici demekmiş.
Yani günlerdir 'AKİL İNSANLAR' diye yazıp çizdiğimizde bilmeden "YİYİCİ İNSANLAR" diyormuşuz.

AKIL MI AKİL Mİ?

Hükümetin 'akil insan' listesine seçilen Yeni Şafak'ın hocası bugün kelimenin kökenini yazdı ve doğru kelimenin 'AKIL' olduğunu söyledi.

Farsça'ya hakimiyeti ile bilinen Hayrettin Karaman'ın iki kelime arasındaki farkı şöyle izah ediyor;

"Kökü akıl olursa 'âkıl' yazılmalı, kökü 'ekl' olursa 'âkil' şeklinde yazılmalı. Âkil: Yiyen, yiyici' demektir. Âkıl ise aklı başında, akıllı manasına gelir.

PKK sorununun bitmesi için kamuoyunu yönlendirecek heyete sanırız "YİYİCİ İNSANLAR" demek pek 'akıl' karı değil. Haliyle de 'AKİL' yerine 'AKIL' diye yazmak ve öyle telaffuz etmek gerekiyor.

SEÇİLMİŞ 'AKİL'LER NELER YAZDI?

Dün "Akil İnsanlar Komisyonu"na seçilen isimler açıklandı. 63 isim'den (sonradan yapılan revizyon ile) 27'si medyadan...

Bugün herkes bu isimlerin köşesilerinde neler yazacağını merak ediyordu. Biz de sizler için o yazarların köşelerini taradık.

KÖŞESİNDE KONUYA DEĞİNMEYENLER

Star'da Fehmi Koru, Yeni Şafak'ta Kürşat Bumin, Yeni Akit'te Abdurrahman Dilipak, bugün yazı günü olmalarına rağmen konuya değinmemişler.

İşte akil insanların yazdıkları;

ALLAH UTANDIRMASIN
Hasan Karakaya (Akit) 


Akil insanlar yola çıkarken... Ben Ege’deyim!
Öncelikle, Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan’ın göstermiş olduğu “teveccüh”e teşekkür ediyorum...
Lütfetmişler, “Akil İnsanlar Heyeti”ne, beni de lâyık görmüşler...
Bugün, “63 kişilik heyet” olarak, kendisi ile bir toplantı yapacak ve herhalde bir “strateji” belirleyeceğiz...
Yazarımız Abdurrahman Dilipak, Doğu Anadolu Bölgesi Heyeti’nde yer alıyor... Ben ise Tarhan Erdem’in Başkan, Avni Özgürel’in Başkanvekili, Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın Sekreter olacağı “Ege Bölgesi Heyeti”nde; Hilal Kaplan, Fuat Keyman, Fehmi Koru ve Baskın Oran’la birlikte görev yapacağım.
Duam odur ki; üzerimize ağır bir yükün yüklendiği bu “Çözüm Süreci”nden inşaallah “yüzümüzün akıyla” çıkarız...
Herkes gibi, ben de, elbette “Türkiye’nin normalleşmesi” için çalışacağım...
Bitsin artık bu kan, dursun artık bu gözyaşı... “Terör”ün, toplumda yol açtığı maddi ve manevi tahribatı gidermede bizim de tuzumuz olursa, ne mutlu bize...
Allah utandırmasın, yolumuzu açık etsin inşaallah...

BİR KISMININ SEÇİLMESİ BUNLARDAN BAŞKA YOK DEMEK DEĞİLDİR
Hayrettin Karaman (Yeni Şafak)

Aklı başında dedim de aklıma şu 'âkıl insanlar' ifadesi geldi.

Bu ifade ve teşebbüs ortaya çıkar çıkmaz -hemen daima olduğu gibi- bilir bilmez herkes konuşmaya, ahkam kesmeye koyuldu. Bu ahkam kesilirken (bugüne kadar) bu insanların kimlerden ibaret olduğu ve ne yapacakları belli değildi; ama herkes kendine göre isimler buluyor, vazifeler uyduruyor ve veryansın ediyordu. (Şu bizim memleketin haline bak!)

(...) Yetmiş küsur milyon insanımızın pek azı (akıl hastası olanlar) dışında tamamı bu manada 'âkıl' insanlardır. Çözüm sürecine katkı yapsınlar diye düşünülen insanlar ise bu 'âkıl insanlarımız' içinden, bu vazife için uygun olduğu düşünülenlerdir. Bu nitelikte de pek çok insanımız vardır; bunların bir kısmının seçilmesi, 'bunlardan başkası yok' manasına gelmez.

AKİL İNSANLAR TRENİ YOLA BU ÇERÇEVE İLE ÇIKIYOR
Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak)

2007 büyük bir toplumsal silkinme hamlesinin dev yılıydı.

2013 ise bu hamlenin kökleşmesinin yılı olmalıdır.

Başlangıç iyi oldu.

Nitekim Kürt sorunu konusunda ülkenin yaşadığı seferberlik, sanırız bu yolda çıkan pürüzlerden, taraflar arası mesafelerden çok daha önemlidir.

Devamının gelmemesi için bir neden yok.

Devam, söyledik, değişim hamlesinin derinleşmesinin, yeni bir Türkiye'nin kurulması demektir.

Devam toplumun ve iç dinamiklerin ağırlıklarını yeniden hissettirmeleri demektir, devam demokrasi ittifakı demektir.

Akil İnsanlar treni de yola bu çerçevede, Türkiye'nin barış projesi için, demokrasi ve değişim istikametinde toplumsal seferberlik ve meşruiyet için çıkacaktır.

2007'yi anmamız bu yüzdendir...

BAŞBAKAN BİZDEN BEKLEDİĞİ HİZMETLERİ AÇIKLAYACAK
Ahmet Taşgetiren (Bugün)

Türkiye'nin gündeminde "Akil insanlar" konusu var.

Bendeniz de bu listede davet edilenler arasındayım.

Bu akşam Sayın Başbakan'la buluşulacak ve yaşanan süreçte "Akil insanlar"dan ne tür bir hizmet beklendiği konuşulacak.

"Yaşanan süreç" dediğimiz şey, terörün bitmesi, silahın bir hak arama aracı olmaktan çıkması, ülkenin kan kaybının durması, barış ikliminin gelmesi ve ülkede herkesin, şu veya bu aidiyetten olmasına bakılmaksızın, kardeşçe bir mutluluk iklimini teneffüs etmesi, paylaşması...

Bendeniz, bu süreci önemsiyorum. Sağlıkla devam etmesini ve mutlu bir sona ulaşmasını diliyorum. Yazılarım, yorumlarım, Anadolu'nun birçok yerinde yaptığım sohbetler, verdiğim konferanslar, zaten bu çerçevede cereyan ediyor.

Hemen her hafta sonu bir yerde, aileyi, kardeşliği, coğrafyamızda yaşanan normalleşme sürecini, Türkiye'nin oynayacağı rolü, bunun için gerekli olan kendi sistem restorasyonunu, genç nüfusun geleceği inşa edecek bir niteliğe kavuşmasını konuşuyorum.

EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL!
Doğu Ergil (Bugün)

Bunları gördüğünde mülkün tapusu, zamanın sahibi olmadığını anlamıyor musun? İkisinin de sadece zilyediyiz biz. Yani, bu büyük mirasın paydaşı, bu ülkenin ortağıyız. Hiçbir şey sadece bizim olmadı, dünyayı, yaşamı, ülkeyi ve günü yurttaşlarımızla paylaştık, paylaşacağız. Dünyanın kanunu bu.

O nedenle bu kavga neden? Neden her şey bizim olsun sadece Türk olduğumuz için? Neden diğer yurttaşlar, paylaştığımız bu yurtta bizim bir lütfumuz olarak yaşasınlar? Onların doğdukları, büyüdükleri, atalarının da katkısı ve mezarı olan topraklarda sürdürmeye çalıştıkları hayat neden bizim insafımıza bağlı olsun? Bu sana haklı ve adaletli geliyor mu? Bu sana yapılsın ister misin?

Pekiyi, senin egemenlik iddianın neticesinde diğer (soyu, dili, inancı farklı) vatandaşlarından esirgediğin haklar, özgürlükler ve adalet seni daha özgür, haklı, adil ve güçlü yapıyor mu? Yoksa onlardan her esirgediğin şey seni de mi eksiltiyor? Bu tutumunda ısrar, seni diğer yurttaşlarınla barış ve huzur içinde yaşatmıyorsa, onların itirazı ve başkaldırısı, refaha ve kalkınmaya gidecek kaynakları güvenlik nedeniyle tüketiyorsa neden bu yolda devam ediyorsun? Ey Türk, titre ve kendine gel!

TÜRKİYE'DE MÜCADELE TERÖRİST İLAN ETTİ
Etyen Mahçupyan (Zaman)

Türkiye, Kürt meselesinde her iki tarafın da basiretli tutumu sonucu şaşırtıcı bir ilerleme kaydetti.

Öyle ki bu girişim istenilen sonucu, yani kalıcı bir barışı ve birlikte yaşama iradesini tam olarak getiremese bile, artık bu hedefin gerçekçi olduğunu biliyoruz. Dahası bu hedefin ancak silahlar tümüyle bir kenara bırakıldığında gerçekleşebileceğini de anlamış durumdayız. Silahların devreden çıkması Kürt meselesinin çözümü önündeki en kritik darboğazı ortadan kaldıracak. Bu darboğaz PKK'nın kendisini bir 'devlet' olarak sunma isteğiyle bağlantılı. Çünkü PKK'nın amacı devletle eş düzeyli bir pazarlık muhatabı olmaktı. Devlet ise PKK'nın 'devlet' olmadığını kanıtlamak üzere bir mücadele stratejisi geliştirdi. Onu daha 'aşağı' bir kategoriye oturtmak üzere 'terörist' lakabını tedavüle soktu ve toplumun psikolojik olarak bunu sahiplenmesini istedi. Nitekim medya bu misyonu hevesle üstlendi ve sonuçta PKK üzerinden genelde Kürtleri ve Kürt kimliğini aşağılayan bir dile mahkûm olduk.

Günün Önemli Haberleri