Abdullah Öcalan'ın önü açılsın!

Abone ol

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kışanak ile birlikte Öcalan'la görüşmelerine izin verilmesini istedi...

Bingöl'de bulunan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK/KCK'lıların cezaevlerinde sürdürdüğü açlık grevleriyle ilgili sorunun çözülmesi için kendisi ve yardımcısı Gültan Kışanak'ın İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüştürülmesine izin verilmesini istedi.

Demirtaş, "Türkiye'nin bütün cezaevlerine gidebiliyorsak İmralı'yada gidebilmeliyiz. Bu bir adım olur. Bu karşılıklı olarak meseleyi çözme konusunda ön açıcı bir tavır olur. Milletvekili olarak Türkiye'nin bütün cezaevlerine gidip görüşme yapabiliyoruz. Bu hakkımız yetkimiz var. Madem öyle İmralı'ya da gidelim. Sayın Öcalan'la biz görüşelim. Bu bir adım olarak gelişmeye devam etsin" dedi.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK/KCK'lıların cezaevlerinde sürdürdüğü açlık grevlerine destek vermek için bugün beraberinde BDP Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken ile birlikte Bingöl M Tipi Cezaevi'nin önünde basın açıklaması yaptı. Cezaevi önünde toplanan partililere de hitap eden Demirtaş, "Bu iktidar halkımıza bayramı zehir etmek için yemin etmişçesine, her bayram öncesi bu halkın bayramını bir şekilde kutlamaması için elinden geleni yapıyor. Bütün bunlara rağmen halkımızın ve cezaevindeki arkadaşların ve personelinin de bayramı kutlu olsun" dedi.

İÇİŞLERİ BAKANI PROVOKE EDEN TUTUK SERGİLİYOR

Açlık grevlerinin 43'üncü gününe kadar hükümetten tek bir ses gelmedin barış için, akan kanın durması için açlık grevlerine girenlerin bedenlerini ölüme yatırdığını söyleyen Demirtaş, dün Adalet Bakanı'nın Sincan Cezaevi'ne gittiğini ve bu ziyareti önemsediklerini belirtti.

Demirtaş, şöyle dedi:
"Bu bir adımdır, ben Adalet Bakanı'nın görevi gereğin temsil ettiği makamın geçte olsa cezaevine yaptığı ziyareti anlamlı bulduğumu belirtmek istiyorum. Bu adımları ancak hızlandırarak, çok daha fazla geç kalmadan arkadaşlarımızın haklı ve meşru taleplerine yanıt alabiliriz, çözüm bulabiliriz. Adalet Bakanı eğer gerçekten bu konuda mesafe kat etmek istiyorsa, bizde BDP olarak destek olacağız. Ama, Adalet Bakanı Sincan Cezaevini ziyaret ettiği sırada aynı saatlerde içişlerine bağlı polisler bir başka cezaevinde halkımızı çocuğu açlık grevinde olan anaları copla işkenceye tabi tutuyorlar. İkiside aynı hükümetin bakanıdır. Biri cezaevini ziyaret edip sesinizi duyduk diyor, İçişleri Bakanı'nın emrindeki polisler açlık grevinde olanların ailelerini işkenceden geçiriyor. Dolayısıyla ortada bir tuhaflık var. Eğer Adalet Bakanı, gerçekten açlık grevlerinin sesini duyuyorsa, bu konuda vicdanlı yaklaşıyorsa, kişisel çabası varsa öncelikle o faşist zihniyete sahip İçişleri Bakan'ını durdurması lazım. Öncelikle ona laf söylemesi lazım. Çünkü o bu halkın sesi duyulmasın diye bu süreci provoke eden bir tutum sergiliyor."

İMRALI İÇİN ADIM ATILMALI

Demirtaş, Adalet Bakanı'nın girişimlerini destekleyeceklerini ve başka cezaevlerini de ziyaret etmesi gerektiğini söyledi. Demirtaş, "Bayramda boş durmamalı. Ama öncelikle olarak talepleri duyduysa bu taleplere karşı ne yapacağını açıklamalıdır. Taleplerden biri Sayın Öcalan’ın sağlık, özgürlük ve güvenlik koşullarının oluşturulmasıdır. Eğer, Sayın Adalet Bakanı bu talebi duyduk diyorsa o halde geç kalmadan hemen bugün İmralı ile adım atması gerekiyor. Bakanın tek başına yetkisinin olmadığını biliyoruz. Tek başına bu siyasi meseleleri çözmeyeceğini biliyoruz. O halde eğer Adalet Bakanı bu sesi duyduk diyorsa Milli Güvenlik Kurulu'nda yada hükümet nezdinde, Başbakan nezdinde bu sorunu konuştuğunu ve çözdüğünü kamuoyuna açıklamalıdır. İmralı'nın önü açılmalıdır. Sayın Öcalan'ın önü açılmalı" dedi.

İMRALI'YA BİZİ GÖNDERİN

Demirtaş, pratik bir öneri de bulunduğunu belirterek, "Eş başkanlar olarak bizler başvurmuştuk. İmralı'ya gitmek istediğimizi söylemiştik. Ailesini ve avukatlarını değil bizi gönderin. Eş başkanlar biz İmralı'ya gidelim. Türkiye’nin bütün cezaevlerine gidebiliyorsak İmralı'yada gidebilmeliyiz. Bu bir adım olur. Bu karşılıklı olarak meseleyi çözme konusunda ön açıcı bir tavır olur. Milletvekili olarak Türkiye’nin bütün cezaevlerine gidip görüşme yapabiliyoruz. Bu hakkımız yetkimiz var. Madem öyle İmralı'ya da gidelim. Sayın Öcalan'la biz görüşelim. Bu bir adım olarak gelişmeye devam etsin"

Demirtaş, cezaevlerinde açlık grevinde olanların çok kararlı olduklarını bildiklerini belirterek, cezaevlerinin Tabipler Odası ve insan hakları örgütlerine açılmasını gerektiğini söyledi. Kendisi ve yardımcısı Gültan Kışınak'ın eş başkanlar olarak İmralı'ya gitmelerinin bir adım ve aşama olacağını söyleyen Demirtaş, şöyle dedi:

"Ve Sayın Öcalan’ın müzakerelere yeniden katılabileceği özgürlük, güvenlik ve sağlık koşularının oluşturulmasında önemli bir mesafe aşılmış olur. Bu talepler anadilde eğitim ve anadilde savunmayla ilgili. Hükümet açık bir program ortaya koymalıdır. Bu son derece meşru bir talep, meşru bir haktır. Eğer Sayın Adalet Bakanı bu konuda da sesi duyduk diyorsa, hükümet gereğini bir an önce yerine getirmelidir. Halen mahkemelerde arkadaşlarımız tek bir cümle Kürtçe savunma yapamadıkları için tutukludurlar, yıllardır duruşma bile yapılmadan cezaevine götürülüp getirtiliyorlar. O nedenle bu işte gecikmeden bayram sonrasını bile beklemeden Başbakan'ın bu konularda açıklaması yapması bu konularda çözüm adımlarının atılacağına dair taahhütlerde bulunması lazım. Eğer yaklaşım bu olursa biz BDP olarak halkımızla birlikte tutsak yakınlarıyla birlikte atılacak bu adımları destekleyeceğiz. Bu adımların hayata geçmesi için hükümete yardımcı olacağız. Eğer samimi bir çözüm anlayışı görürsek biz samimiyetle yaklaşacağız. Çünkü bizim derdimiz üzüm yemektir, bizim bağcıyla bir sorunumuz yok. Biz sorunlarımızı çözmek istiyoruz. Kim ki sorunların çözümünde samimi yaklaşırsa bizde ortaya samimiyet koyarız"

ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN DİRENEN ARKADAŞLARIMIZI ONURUMUZDUR

Demirtaş, açlık grevinde bulunanların birinin daha canına mal olacak bir ortaya çıkması halinde bir duyarsızlık ortaya çıkarsa, kesinlikle sürecin takanacağını söyledi. Demirtaş, şöyle dedi:

"Tek bir arkadaşımız dahi içeride canını yitirirse ona izin verilirse, duyarsız kalınırsa, bu süreç uzatılırsa bizim yaklaşımımızda tutumuz da ona göre değişir. Bu nedenle her saniyenin her dakikanın önemi vardır. Bugünden sonra sorumluluk doğrudan hükümettedir. Ama biz halkımızla birlikte meydanları doldurursak ancak çözüm gelişebilir. Şunu unutmayın ki, Adalet Bakanı'nın da hükümetinde tek başına yapacağı bir şey yoktur. Halkımız isterse olur. Yüz binlerle, milyonlarla alanlara çıkarsak sorun çözülür. Tutsaklar kendi kişisel taleplerini ortaya koymuyorlar. Bir tabak fazla yemek için, yumuşak bir yastık için yada kaloriferler yanmıyor diye açlık grevi yapmıyorlar. Bizim için yapıyorlar, bu halk için yapıyorlar, ölümler bitsin diye yapıyorlar. Bizim için ölümü göze almış gençler bizim onurumuzdur. Cezaevinde direnişte olan, özgürlük için, Kürtçe eğitim ve savunma için direnen arkadaşlar bizim onurumuzdur. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için direnen arkadaşlar bizim onurumuzdur. Ölümleri izlemeyeceğiz biz, gece gündüz yollarda sokaklarda olacağız. Ama Adalet Bakanı'nın başlattığı girişimi de sürdürmesini istiyoruz. Bu konuda cesaretli olmasını istiyoruz. Mademki bu konuda vicdanlı davranıyor devam etmesi lazım. Bu konuyu sürdürmesi lazım. Tek bir ziyaretle, kısa bir açıklamayla ölüm oruçlarının bitmeyeceği ortada. Siyasi sonuçlarını görmek için, siyasi sonuçlarını ortaya çıkarmak için hep birlikte daha fazla mücadele etmek zorundayız. Bizler bugün Bingöl Cezaevi'nin önünden içeride bedenini ölüme yatırmış, açlığa yatırmış arkadaşlarımızın asla ama asla tek birinin dahi burnunun kanamaması için elimizden gelenin daha fazlasını yapma sözünü veriyoruz."

Günün Önemli Haberleri