17 Ağustos'un yakıcı öyküleri

Abone ol

17 Ağustos felaketinin üzerinden 11 yıl geçti. Hayatını kaybedenler için gözyaşları hala akıyor

Asrın depremi olarak tarihe geçen 17 Ağustos felaketinin 11’inci yıldönümünde, enkaz altında can veren binlerce insanın acısı hala ilk günkü gibi taze.

Ölen 17 bin 480 kişi gözyaşlarıyla anılırken, izi bulunamayan yüzlerce kayıp çocuk ise felaketin diğer yüzü. Felaketin merkez üssü Gölcük’te resmi kaynaklara göre 18 kişi kayboldu. Geçen 11 yılda bu kayıplardan haber alınan tek isim ise Emine Cebeci’nin oğlu Serkan Yapıcı oldu. O da, mezarlıkların açılarak DNA testi yapılması sonucu bulundu. Diğer 17 isimden, ne mezarlıklarda, ne hastane nede emniyet ve jandarma kayıtlarında hiç bir ize rastlanmadı. Karamert ailesi de kaybolan kızlarını arıyor.

Anne Nurgül Karamert, 17 Ağustos 1999 gecesi depreme yakalandığında eşi ve 7 yaşındaki kızı Gözde ile birlikteydi. Evi yerle bir olmuş, kocası enkaz altında kalmış, komşuların yardımıyla kurtarılmışlardı. Aradan 11 yıl geçti. Gözde hala yok. Nurgül Karamert, Ayşenaz ve Yağız adıyla 2 çocuğunun dünyaya geldiğini söyleyerek “Allah bana 2 çocuk daha verdi. Ama isterse 10 çocuk olsun kaybettiğim kızım Gözde’nin yerini tutmaz. Tam 11 yıl boyunca bir dedektif gibi kızımı bulmak için 11 yıl çalıştım. Gitmediğim kurum, başvurmadığım kimse kalmadı. Bir gün gelir diye evden ayrılmıyorum” dedi.

Doğmamış torunlarının yasını tutuyorlar

Körfez’de yıkılan evlerinin enkazından 36 saat sonra eşiyle birlikte burunları bile kanamadan çıkartılan Bahriye Yıldırım ölen oğlu, hamile gelini ve torununun yasını tutmaya devam ediyor. 5 katlı apartmanlarının yıkıldığını, kendisinin, eşi Kemal Yıldırım’la 3’üncü katta, oğlu Engin Yıldırım’ın ise ailesiyle birlikte 4’üncü katta oturduğunu söyleyen Bahriye Yıldırım, deprem günü oğlu Engin’le birlikte gece yarısına kadar oturduklarını, oğullarının daha sonra evine gittiğini anlattı.

15 GÜN SONRA DÜNYAYA GELECEKTİ

Depremle birlikte 5 katlı binanın enkazı altında kalan Yıldırım ‘’Bir kabusta gibiydik, sanki ölmeden mezara girmiştik. Dışarıdan köpek sesi duyunca tuğlayla duvara vurmaya başladım. Daha sonra bizi kurtardılar. Oğlum Engin, hamile gelinim Semra ve 9 yaşındaki torunum Onur, enkaz altında kalarak yaşamını yitirdi. Gelinimin doğumuna 15 gün kalmış, doğacak kız torunumuza hazırlık yapıyorduk’’ dedi.     

Yaşamla ölüm arasında

Marmara depremini yaşayan gazeteci yazar Yıldırım Boran da enkaz altında kurtarılmayı beklediği 15 saati ‘yaşamla ölüm arasında bir şeydi’ diye tanımladı. Deprem sonrası yaşadıklarını “Dışarıda Kimse Var mı?” adlı kitapta toplayan Boran, dehşet anını anlattı: “Evde 7 kişiydik. Birden sallanmaya başladık. Tavanın üzerime geldiğini gördüm. Bina büyük bir görültüyle çöktü. Ardından toz toprak ve acı çığlıklar. Ailemi kurtardılar ben ise 15 saat enkaz altında kaldıktan sonra dışarı çıktım. Deprem ölümle yaşam arasında birşeydi.”

UZMANLAR NE DİYOR?

İstanbul depremi 7.5’ten büyük olmaz

Prof. Dr. Ahmet Ercan: İstanbul’da depremin 6.10 büyüklüğünde olma olasılığı yüzde 71. Marmara’da 2 kırık parça var. Biri Kınalıada ile Büyükada arası kırılacak. İkinci deprem ise Büyükçekmece ile Tekirdağ arasında olacak. O da 7 ile 7.2 arası da olacak. Marmara’da 7,6 büyüklüğünde bir depremin olma olasılığı yoktur. En erken 2023, en geç 2040. İstanbul’da 7.5 şiddetinde deprem olursa, 500-1000 yapı yıkılır.

Tsunami olabilir

Prof. Dr. Namık Çağatay (İTÜ): Osmanlı kayıtlarında tsunami yaşandığına dair kanıtlar var. Surları bile aştığı söyleniyor. O zaman oluyorsa, bugün de olabilir tsunmai. Marmara’da yamaçlar çok sarp. Bu nedenle tsunami olayına müsait. Boyu en fazla 6 metreyi bulabilir. Marmara depreminin  8.0 şiddetinde olması imkasız. En fazla 7.5 şiddetinde bir deprem meydana gelebilir. En tehlikeli bölge Büyükçekmece açıkları ve Silivri. 

Riski en az bölge İstanbul

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy (İÜ): Marmara’da 8 şiddetinde bir depremin olması imkansız. Deprem açısından risk potansiyelinin en az olduğu bölgelerden biri ise İstanbul. Kuzey Marmara’da çalışan bir fay yok. Kırılamamış olan fay uzunluğu ise 50 km. Orta sırt dediğimiz bir konumda olan bir fay bu. 

11 yılda İstanbul’da yapılanlar

Muhtemel deprem öncesi can ve mal kaybını önlemeye yönelik çalışmaların sürdüğü İstanbul’da 11 yılda çok sayıda projeyi hayata geçirildi. İşte o tedbirler:

• Değişik ilçelerde bina taramaları sürüyor.

• 10 riskli ilçe belirlendi: Avcılar, Küçükçekmece, Fatih, Eminönü, Bakırköy, Bayrampaşa, Adalar, Beyoğlu, Zeytinburnu, Bahçelievler.

•  Türkiye’de ilk olan 6 bin metrekarelik bilgilendirme amaçlı Doğal Afetler Parkı’nın temeli atıldı.

• İstanbul’un 2 yakasında birer afet deposu oluşturuldu. 2 bin 500 adet acil sağlık seti hazırlandı.

• Doğalgaz kesildiğinde LPG ile 1 hafta çalışabilecek 3 büyük ekmek üretim tesisi kuruldu.

• 71 helikopter pisti yapıldı ve feribotların yüzer hastane olarak hizmet vermesi planlanırken; seyyar hastane kurulması için çalışmalara da başlandı.

• Deprem hasar tespit yazılımı geliştirildi. Böylece afet sonrası 5 dakikada hasarlı bölgeler belirlenecek.

• İstanbul Halk Ekmek hazır hale getirildi. 3 ekmek üretim tesisi LPG ile 1 hafta çalışabilecek.

• İGDAŞ, bina girişlerine otomatik gaz kesme cihazı koyma zorunluluğu getirdi. Toplu yaşanılan sinema, hastane, okul ve tiyatrolara bu cihazlar takıldı.

• İstanbul’da acil durum haberleşmesi için 14.6 milyon TL harcandı. Bu kapsamda sayısı 9 olan deprem izleme istasyonu 18’e çıkarıldı. 

Kaynak: Star gazetesi

Günün Önemli Haberleri