Yüzyılın en büyük çevre felaketleri!
Çernobilçernobil dünya tarihindeki en kötü nükleer felaket olarak gösteriliyor. 26 nisan 1986 tarihinde ukrayna’daki çernobil nükleer santralindeki reaktörlerden birinde patlama meydana geldi. yaşanan nükleer çekirdek erimesi nedeniyle atmosfere karışan radyasyon, hiroşima ve nagazaki atom...
Çernobil
Çernobil dünya tarihindeki en kötü nükleer felaket olarak gösteriliyor. 26 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna’daki Çernobil nükleer santralindeki reaktörlerden birinde patlama meydana geldi. Yaşanan nükleer çekirdek erimesi nedeniyle atmosfere karışan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki atom bombalarının geride bıraktığından daha fazlaydı. Radyoaktif serpinti batıya yayılarak, Sovyet Rusya üzerinden Avrupa’ya yöneldi. O günden bu yana, binlerce çocuğa tiroid kanseri teşhisi konulurken, santralin çevresindeki 32 kilometrelik alan girişi yasak bölge ilan edildi. Dört nolu reaktör bugün yavaş yavaş çürümeye devam eden büyük, beton bir muhafaza içine alındı. Santralin geri kalanındaki faaliyet 2000 yılında durdurulsa da 4 bin işçi santralde değişik görevlerde çalışıyor.
Bhopal felaketi
12 Aralık 1984 günü, gece yarısı civarında ABD’nin Union Carbide böcek ilacı firmasının Hindistan’ın Bhopal kentindeki fabrikasında yaşanan kaza, 45 ton zehirli gazın atmosfere sızmasına neden oldu. Birkaç saat içinde binlerce insan hayatını kaybetti. Felaketi takip eden aylarda yaşanan ölümler ile hayatını kaybeden insan sayısı 15 bini buldu. Sızıntıdan dolayı yaklaşık yarım milyon insan körlük, organ yetmezliği ve sakatlık gibi sağlık sorunlarıyla karşılaştı. Ayrıca bölgede dünyaya gelen birçok sakat doğum vakası görüldü. 1989 yılında Union Carbide şirketi kurbanlara yarım milyar dolar ödeme yaptı ancak bu miktar kazanın yaralarını sarmak konusunda yeterli olmadı.
Kuveyt petrol yangınları
Saddam Hüseyin Körfez Savaşı’nı kaybettiğini biliyordu. Kuveyt’i elde edemeyeceğini anlayan Saddam, ülkenin zenginliklerini de kimseye kaptırmak istemiyordu. 1991 yılında yaşanan savaşta son günlere yaklaşılırken, Saddam askerlerinden Kuveyt’in petrol kuyularını ateşe vermesini istedi. Yaklaşık 600 kuyu ateşe verildi ve alev kulelerine dönen kuyular yaklaşık 7 ay boyunca yandı. Basra Körfezi zehirli duman, is ve kül ile kaplandı. Yağmurlarım simsiyah yağdığı bölgede petrolden göller oluştu. Durum öyle bir noktaya gelmişti ki, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, “Bölgedeki kum ve çakılın petrol ile birleşip katılaşarak Kuveyt’in neredeyse yüzde 5’ini kaplayan bir tabaka oluşturduğunu” belirtti. Petrol içeren sis içinde kalan tahıllar çürüdü, hayvanlar ise akciğerlerini kaplayan sıvı yüzünden telef oldu.
Love Canal
1978 yılında, New York’un şehir dışında kalan bölgesindeki Niagara Şelalesi’nin yakınlarında bulunan Love Canal, işçi sınıfının yaşadığı yüzlerce ev ve bir okuldan oluşan sakin bir kasabaydı. Ancak kasaba sakinleri, 1940 ve 50’li yıllarda yerel bir şirketin toprağın derinliklerine gömdüğü 21 bin ton zehirli sanayi atığının üzerinde durduklarının farkında değildi. Yıllar ilerledikçe, atıklar yüzeye yaklaşarak insanların mahzen ve arka bahçelerine ulaştı. 1978’de ise, sorun önüne geçilemez boyuta geldi ve yüzlerce aile evlerini hükümete satarak bölgeyi tahliye etti. Felaket, 1980 yılında zehirli atıkların temizlenmesini amaçlayan Süper fon adlı yardım programının oluşturulmasına sebep oldu.
Exxon Valdez
24 Mart 1989 günü, Exxon Valdez petrol tankeri ABD’nin Alaska eyaletindeki Prens William Koyu’nda kayalara oturdu. Sonuç olarak 40.9 milyon litre petrol soğuk sulara karıştı. Sızıntı bir süre sonra 800 kilometrelik bir alana yayıldı ve binlerce kilometrelik kıyı şeridini etkiledi. Binlerce kuş, balık, fok, su samuru, 11 binden fazla insan ve 1,000 teknenin temizleme çalışmalarına karşın telef oldu. Exxon Valdez, ABD tarihinde bugüne dek görülen en büyük petrol sızıntısı faciası kabul edilse de, bugün Meksika Körfezi’nde yaşanan petrol sızıntısı onu bile geride bırakabilir.
Tokaimura nükleer santrali
30 Eylül 1999 günü, Tokyo’nun kuzeydoğusunda bulunan bir nükleer tesiste Japonya’nın en kötü nükleer felaketi yaşandı. Japonya’mın nükleer güç sanayisi başkenti olan Tokaimura kentinde bulunan bir uranyum işleme tesisinde çalışan üç işçi, bir uranyum solüsyonunu dikkatsizce karıştırdı. Karıştırmalarıyla birlikte mavi bir parlaklık bir anda ortalığı kapladı. TIME, “bir işçi baygın şekilde yere yığıldı, hepsinin elleri ve yüzleri kıpkırmızı olacak şekilde yanmıştı” diye yazdı. İki işçi kaza sonucu ölürken, yüzlercesi değişik seviyelerde radyasyona maruz kaldı.
Aral Denizi
Nisan ayının başlarında, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban-ki Mun Orta Asya’ya düzenlediği gezisinde, her yönde binlerce kilometre boyunca genişleyen bir çölün ortasındaki “gemi mezarlığını” ziyaret etti. Mun’un bastığı topraklar aslında Aral Denizi’ydi. Özbekistan ve Kazakistan arasında bulunan Aral, bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölüydü. Neredeyse İrlanda kadar büyük olan göl, Sovyet Rusya’nın 1960’lardan itibaren uyguladığı sulama projelerinin su kaynaklarına giden yolları saptırması nedeniyle yüzde 90 civarında kurudu. Bir zamanlar balıkların kaynadığı göl, bugün tuz ve kum fırtınalarına ev sahipliği yapan ve yüzlerce kilometrelik alanda insan ve hayvan hayatını tehdit eden dev bir çöle döndü. Bugün bu çölün ortasında bulunan tekneler, hem hüznün, hem de düşsel bir dünyayı gözler önüne seriyor.
Seveso Felaketi
10 Temmuz 1976 günü İtalya’nın kuzeyinde bulunan kimyasal bir tesisten beyaz bir diyoksin bulutu sızdı. Zehirli bulut, kısa zamanda Milano’nun kuzeyinde kalan Seveso kasabasına ulaştı. İlk olarak hayvanlar ölmeye başladı. TIME, bu olayın bir ay sonrasında, “Bir çiftçi kedisinin aniden düşerek öldüğünü gördü ve ölüsünü almak için yanına gittiğinde, hayvanın kuyruğu düştü” diye yazdı. Yetkililer iki gün sonra kediyi incelemek için kesip açtıklarında, geriye bir tek kafatası kaldığını gördüler. Bu olay insanların mide bulantısı, bulanık görüş ve özellikle çocuklarda “klorakne” denilen cilt hastalığı yüzünde yatağa düşmeye başlamalarından dört gün öncesine rastlıyordu. Haftalar süren tahliyenin ardından kasaba sakinleri evlerine döndü. Bugün Serevo kentinde, içinde ölen sayısız hayvanın kalıntıları, yok olan fabrika ve tehlikeli boyutta dioksin içeren toprak bulunduran iki dev tankın üzerinde durduğu bir park yer alıyor.
Minamata hastalığı
Japonya’nın güneybatı ucunda bulunan Kyushu bölgesindeki Minamata kentinin sakinleri, başta evde besledikleri kediler olmak üzere kasabadaki hayvanlarda anormal davranışlar gözlemlediler. Kedi türünden hayvanlar aniden sarsıntılar geçiriyor, bazen de denize atlayarak bir tabiri caizse intihar ediyorlardı. Kasaba halkı kedilerde görülen bu rahatsızlığa “kedileri dans ettiren hastalık adını” taktı.” 1956 yılında, Minamata hastalığı olarak tarihe geçecek rahatsızlığın ilk insan kurbanı teşhis edildi. Hastalığın semptomları sarsılmalar, konuşma bozukluğu, hareket kabiliyetinde azalma kontrol edilemeyen kol-bacak hareketleriydi. Üç yıl süren araştırmalar, kasaba halkına büyük iş imkânı sunan Chisso şirketinin Minamata Körfezini sanayi atıklarıyla kirlettiğini ortaya çıkardı. Plastik üretimi yapan şirketin liman kentinin sularını kirletmesi sonucu büyük miktarda cıva ve diğer ağır metaller halkın ana gıdaları arasında yer alan balık ve kabuklu canlıları zehirlemişti. Onlarca yıl boyunca, binlerce Minamata sakini hastalığa karşı verdiği mücadeleyi kaybetti ve öldü. Ölümlerine neden olan şirketten tazminat almaları ise oldukça uzun zaman aldı.
Three Mile Adası kazası
TIME dergisinin 9 Nisan 1979 tarihli kapağı, “Nükleer Kâbus” başlığını taşıyordu. 28 Mart günü, Pennsylvania eyaletinin Harrisburg kentinde bulunan Three Mile Adası nükleer reaktöründe kısmi çekirdek erimesi yaşandı. Jane Fonda’nın, nükleer enerjinin tehlikelerinden bahsettiği “Çin Sendromu” (The China Syndrome) filminin vizyona girmesinden iki hafta sonra yaşanan kaza, Three Mile Adasını nükleer sanayinin korkulan bölgesi haline getirdi. İlginç olan şey ise, ABD tarihinin en kötü nükleer felaketi kabul edilen ve kimsenin ölmediği kazada çok büyük bir zararın da ortaya çıkmaması oldu. Ayrıca, son 30 yıldır nükleer reaktör inşa edilmeyen ABD’de bunun sebebi olarak Three Mile Adası gösterildi. Ancak kazadan önce ABD’de nükleer reaktör inşası azalmaya başlamıştı. (Kaynak: Hürriyet)