YAZARLAR

Yozlaşmanın dibine vurmak...

Maksat reyting, maksat para, maksat çok satmak olunca maalesef ortaya böylesine absürt sahneler çıkıyor!

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Toplum olarak hızla yozlaşıyoruz!

Öyle ki bu yozlaşma emarelerini gördüğümüzde insan “oha” demekten kendini alamıyor.

Hatta bu “oha” diyen o tarz bir yaşam stilini tercih edenlerden bile olabiliyor. Yani sizin anlayacağınız yozlaşmanın o kadar dibine vurduk ki taraftarları bile apışıp kalıyor...

Yozlaşmanın ilk örneği bir televizyon kanalından.

ATV’de yayınlanan “Hercai” isimli bir dizide öyle bir sahne yaşandı ki normalde bu tarz bir yaşam stilini benimseyen Oda TV bile olaya tepki gösterdi.

Bu dizide gösterilen bir sahnede iki oyuncunun öpüşme sahnesi gösteriliyor. Öyle zannedildiği gibi saniyeler süren bir sahne değil, dakikalarca sürüyor. Kamera bir sağdan bir soldan, bir yukarıdan bir aşağıdan, döne döne bu sahneyi gösteriyor.

Merak etmeyin bir dizi ya da televizyon seyredicisi değilim. Sosyal medya aracılığı ile bu tür aymazlıklar maalesef kolayca önümüze düşüyor.

Oyunculara da maşallah! yani... Sanki dünya öpüşme rekorunu kırmaya niyetlenmişler...

Sahne o kadar müptezel, o kadar bayağı, o kadar yozlaşmış ki sahneyi seyreden kim olursa olsun “oha kardeşim, bu kadar da olmaz ki!” dememesi imkânsız.

Nitekim normal şartlar altında bu yaşam tarzını destekleyen Oda TV bile sahneyi eleştirel bir şekilde haberleştirdi.

Biraz önce zikrettiğim şekliyle sahne, sosyal medyada da çok sayıda tepkiyle karşılaştı. Aslında bu sahnenin tepki çekeceğini hem dizinin yapımcıları, hem senaristleri hem de oyuncuları bilmiyorlar mı?

Bal gibi biliyorlar. Maksat reyting yapmak...

Toplum tepki gösterecekmiş, toplum değerleri ile ters düşecekmiş hepsi hikâye. Gelsin reyting, gelsin reklam, gelsin paralar... Gerisi fasa fiso...

Yozlaşmanın diğer örneği bir ilim yuvasından, bir üniversiteden...

Ülkemizin isim yapmış üniversitelerinden Marmara Üniversitesi’nin İlahiyat Fakültesi’nin Raşit Küçük Salonu’nda önümüzdeki perşembe günü bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Söyleşinin adı “Hikmet Anıl Öztekin ile Fesleğen Kokulu Söyleşi”..!

Bir ilim yuvası olan üniversitede yapılacak bir söyleşinin adı bu mu olmalıydı? Fesleğen kokulu söyleşi..! 

Üniversiteyle, ilahiyat fakültesiyle, Raşit Küçük gibi bir alimin, ilim adamının adını taşıyan bir salonda böyle bir söyleşinin yapılıyor olması ne alaka? Tabii ki kel alaka...

Normalde kahvehane köşelerinde yapılacak geyik muhabbetinin Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Raşit Küçük Salonu’nda yapılması kadar absürt bir şey olabilir mi?

O salonda kimler, hangi ilim alanında konferanslar vermedi ki?

Hikmet Anıl Öztekin, o salonda hangi ilim alanında yeni söylemler ortaya koyacak merak etmiyor da değilim. Herhalde fesleğenin faydaları üzerinde katılımcıları aydınlatacaktır. Katılımcılar da bir ilahiyat fakültesinin salonunda ilimlerine ilim katacak, eve gidince de fesleğen kokulu yemekler yapacaktır.

Yahu memlekette hiç mi ilim adamı kalmadı, profesör, doktor, doçent kalmadı da böylesine güzide bir salonu böylesine boş işlere tahsis ediyorsunuz. Hikmet Anıl Öztekin pek tabi kendi alanında söyleyeceği ya da yazdığı çok şey vardır ve söyleşisinin yapılacağı elbette binlerce salon vardır ama burası asla Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Raşit Küçük Salonu olmamalıydı.

Her alanda yozlaşma ve basitleşmeye doğru hızla yol alıyoruz.

Maksat reyting, maksat para, maksat çok satmak olunca maalesef ortaya böylesine absürt sahneler çıkıyor!

facebook.com/msbeser

twitter.com/msbeser

instagram.com/msbeser

Yorumlar 2 yorum