YAZARLAR

Yeni Müslüman Tipolojileri...

100 yaşını doldurmak üzere olan Cumhuriyet kurulduğu anda ki kodlarına adeta geri dönüyor!

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Dünya dinler tarihi incelediğinde görülecektir ki dinin yorumu ve yaşam tarzı içerisinde değişik fırkalar ortaya çıkmıştır. Tarihi süreç içerisinde bir süre sonra kemikleşen bu yapılar yüzyıllar boyunca insanları etkilemiştir.

Son yüzyılda ise ülkemizde yepyeni “Müslüman tipolojileri” ortaya çıkmış ve çıkmaya devam etmektedir.

İşin özüne bakıldığında “Müslüman tipolojileri” değil “Müslüman tipolojisi” olması gerektiğini bittabi biliyorum. Lakin meseleye farklı bir perspektiften yaklaşarak bir kırılmanın yaşandığı ve her lahza canımızı acıttığı için “tipolojiler” şeklinde betimlemeye çalışıyorum.

Diyebiliriz ki Emperyalistlerin kurmak istediği hâkimiyet içimizdekilerin kimliklerini değiştirerek ve görevler vererek 180 yıldır coğrafyanın en etkili topraklarını ele geçirmeye çalıştılar/çalışıyorlar.

Müslüman, az Müslüman, kültürel Müslüman, ılımlı Müslüman, cemaatçi Müslüman, partici Müslüman modelleri oluşturarak Müslümanlar arasına duvarlar ördüler.

Naçizane ben de tipolojik açıdan meseleye yaklaşarak hangi duvarlarla çevrildiğimizi belgesel tadında tespit etmeye çalışıyorum. Ve bu tespiti yaparken yanlış anlaşılmalara mahal vermemesi adına özelikle “tırnak” içerisinde yazıyorum.

Son yüzyılda ortaya çıkan bu tipolojilerin ilkine “Cumhuriyet Müslümanlığı” diyebiliriz.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllar ve günümüzde Müslümanlıkları bir söylemden ileri gitmeyen bu kesim yeri geldiğinde adeta bir savunma argümanı olarak “Benim dedem de ninem de Kur’an okurdu, namaz kılardı” klişesini sıklıkla kullanmaktadırlar.

Bu Müslüman tipolojileri son yıllarda daha önce çok fazla yapmadıkları bir şeyi yaparak seçim zamanlarında “Müslümandan daha Müslümancı” kesilerek normal zamanlarda alay ettikleri, hafife aldıkları değerleri oy devşirme adına kullanır oldular.

“Türk Müslümanlığı” tipolojisinde ise ön plana milliyetçilik ve ırkçılık söylemleri çıkmakta. Türklüğü Müslümanlığın önüne koyan bu tipoloji, “Tanrı tekdir, ordusu Türk’tür” gibi rijit söylemlere dahi başvurmaktadır. Türk-İslam ülküsü düsturunca kendi biçimlemelerine göre İslam’ı anlamaya çalışıyorlar ya da Anadolu örf ve adetlerini İslam’ın rükünlerinin önüne yerleştirerek yaşamaya çalışıyorlar.

“Cemaat Müslümanlığı” tipolojisinde ise ana damar “şeyhe-hocaya mutlak itaat” olarak ön plana çıkmaktadır. Akıllarını cemaat-tarikat liderinin ve önde gelenlerinin cebine teslim eden bu tipoloji, yeri geldiğinde dini hem ticarete hem de siyasete alet etmekten geri kalmamaktadır.

Allah'ı unutmuş, inancının rükûsunu şeyhine ya da hocasına gösteren, kendi menfaatleri adına yetimi, öksüzü dahi ezmekten, devletine ihanet etmekten kaçınmayanlar! 

Son zamanlarda özellikle televizyon aracılığı ile sıklıkla gündeme gelen bir diğer Müslüman tipolojisi ise kendini “Kur’an Müslümanlığı” olarak adlandırmaktadır. Dinin bir başka kaynağı olan Hadisleri inkâr eden bu tipoloji olayı adeta bir yarışa çevirmekten çekinmiyor. Dolayısıyla savunmak istedikleri dine en büyük zararı verdiklerinin farkında bile değiller.

Bir diğer Müslüman tipolojisi ise “AK Parti Müslümanlığı”. İktidarın getirmiş olduğu maddi imkanları kullanarak zenginleşen bu tipoloji, maalesef İslami hassasiyetleri korumada hiç de başarılı olamadı.

Savundukları değerlerden sürekli taviz vermek zorunda kalan bu tipolojinin en büyük sorunu ise aile.

Kadını çalışma hayatının, siyasetin, STK’ların içine iten “AK Parti Müslümanlığı” en büyük ve hassas değer olan ailenin köküne kibrit suyu döktüklerinin farkında bile değiller.

İlk başta zikretmiş olduğum “Cumhuriyet Müslümanlığı” ile günümüz “Ak Parti Müslümanlığının” kız-erkek tipolojisine baktığımızda ilginç bir şekilde dönemsel benzerlikler de görüyoruz.

Mesela 1930’lu yıllarda henüz Cumhuriyet 7 yaşında iken ve bütünü ile sekülerleşme süreci tamamlanmamışken kızların tesettür şekline, erkeklerin eğlence tarzlarına baktığımızda nerdeyse birebir günümüz “Ak Parti Müslümanlığının” kılık kıyafet ve tesettür benzerliğini müşahede edebiliyoruz. 100 yaşını doldurmak üzere olan Cumhuriyet kurulduğu anda ki kodlarına adeta geri dönüyor!

Bir başka benzerlik Cumhuriyetin henüz başında, yeni kurulan devletin nimetlerinden faydalanarak sekülerleşme sürecine hızla adapte olmaya koşanlar, Cumhuriyet öncesi mensubu oldukları ve adeta dava şuuru ile savundukları ve bu uğurda gerekirse bedel ödedikleri Osmanlı Devleti için düşmanlıkları ile karşımıza çıkıyorlar.

Ak Parti Siyasi, İktisadi, İçtimai ve Matbuat tezgahından geçmiş, bir dönem bedeller ödemiş 28 Şubat’ın İslamcıları ise günümüzde sekülerleşme yarışında maya yetmezliği yüzünden ufuk daralması yaşıyor vesselam…

facebook.com/msbeser

twitter.com/msbeser

instagram.com/msbeser

Yorumlar 5 yorum