YAZARLAR

Vallahi de yalan değil, billahi de yalan değil…

Siz bugün bu kardeşlerimizin anlattıklarını küçümsüyor ve onları yalancılıkla suçluyorsunuz ya…

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş ya, bugünlerde bizleri çok yakından ilgilendiren bir konuda aynı şeyi yaşıyoruz maalesef…

Doğu Türkistan meselesinden bahsediyorum.  Maddi olarak bizden binlerce kilometre ötede olan ama yürekleri bizde olan insanlar zalim Çin devletinin zulmü altında inim inim inliyor.

Tek dayanakları ve güvenceleri Türkiye olan Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz bir yardım eli bulabilmek amacıyla son zamanlarda ülkemizde bir arayış içine girdiler.

Gerek gösteriler yapmak gerek basın toplantısı yapmak gerek siyasilerle görüşmek amacıyla bu kardeşlerimiz birtakım faaliyetler içerisinde.

Amaç, kendilerine uzanacak devlet vicdanını harekete geçirebilmek.

Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin çaresizlikten başvurdukları bu yardım arama faaliyetleri birtakım medya ve gazeteciler tarafından provokatif eylemler olarak tanımlandı ve tanımlanıyor.

Güya Türkiye ve Çin ilişkilerine zarar vermek isteyen ABD, CİA, MOSSAD gibi istihbarat örgütleri Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi kullanıyormuş.

Doğu Türkistan’la ilgili haberler doğru değilmiş, Çin, Uygur Türklerine zulüm yapmıyormuş, Doğu Türkistan’dan gelen haberler ve anlatılan şeyler tamamen yalanmış…

Vallahi de yalan değil, billahi de yalan değil…

Doğu Türkistan’dan gelen zulüm ve işkence haberlerinin tamamı gerçek.

Hatta anlatılanlar az bile…

Nereden mi biliyorum…

Çin zulmünü bizzat yaşayan kardeşlerimden kendi kulaklarımla duydum.

Duyduklarıma dair daha önce bu sütunlarda da yer vermiştim…

Bu kardeşlerimizin anlattıklarını bir kere daha hatırlatmakta fayda görüyorum…

Maalesef Doğu Türkistan’la ilgili ilk ağızdan duyduğum şeyler dayanılacak gibi değil. Anlatılanlara ne yürek dayanır ne akıl kabul eder ne de vicdanlar susar…

Filistin’deki kardeşlerimizden daha az zulüm görmüyor Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz.   

Arakan’daki kardeşlerimizin çilesinden daha az değil Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin çilesi…

Afrika’daki kardeşlerimizin mahrumiyetinden daha az değil Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin mahrumiyeti…

Hatta inanın daha fazla, daha acı ve daha zalimce diyebilirim…

Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin çektiği ve birinci ağızdan dinlediğim, duyduğum zulmü, işkenceyi, asimilasyonu buradan daha önce de anlattım.

İkamet etmiş olduğum ilçede üniversite öğrencisi olarak ülkemize gelmiş olan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin gösterdiklerine şahit oldu gözlerim.

Sadece daha önce yazdıklarımdan küçük bir enstantane aktarayım buraya yeniden. Sadece küçücük bir enstantane; “bizler şimdi buradayız ama benim küçük kız ve erkek kardeşim oradalar. Oradalar derken nerde olduklarını bilmiyorum. Onları zorla küçücük çocuk yaşta elimizden-ailemizden alarak eğitim vereceğiz diye zulüm altında tuttukları sözde eğitim hanelerine götürdüler. Küçük yaştan itibaren kardeşlerimi birbirinden ve bizden ayırarak Çinli çocukların arasında Çinli kültürü ile yetiştirip İslamsızlaştırmak için çaldılar. Kim bilir büyüyünce benim kardeşlerim nasıl insanlar olacak. Belki de zalimler içerisinde yaşayanlardan olacaklar. Çünkü her şeylerini değiştirecekler. Dinlerini, isimlerini, ailelerini...”

Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmü gerçek. Abartı falan yok. Anlatılanlarda eksik var fazlası yok…

Doğu Türkistan zulmünü görmezden gelen ve bu kardeşlerimizi yalancılıkla suçlayan kalemlere bir hatırlatmada bulunmak istiyorum:

Men dakka dukka…

Eden bulur…

Evet belki ilm-i siyaset olarak arka planda farklı hesaplar yapılıyor ve planlamalar gerçekleşiyor olabilir. Bunu biliyor olsanız dahi sizin bu zulmün olmadığını söylemeniz vicdana ziyan bir tutumdur.

Siz bugün bu kardeşlerimizin anlattıklarını küçümsüyor ve onları yalancılıkla suçluyorsunuz ya…

Gün gelir sizin çektiğiniz sıkıntılarınızı anlattığınız kişiler de sizi küçümser ve yalancılıkla suçlar…

Elbette bu sıkıntıları milletim ve vatanım için zikretmiyorum. Münferit duçar kalınabilecek sadece dünyevi sıkıntılar için bahsediyorum.

İlahi adalet bir gün gelip yakanıza yapıştığınızda “eyvah” dersiniz ama iş işten geçmiş olur…

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
Yorumlar 9 yorum