YAZARLAR

Tamam sen çok yaşa!..

Hapşıran birine 'çok yaşa' ya da 'iyi yaşa' gibi güzel temennilerde bulunma adeti sadece bizim ülkemizle sınırlı değil...

Hapşıran birine 'çok yaşa' ya da 'iyi yaşa' gibi güzel temennilerde bulunma adeti sadece bizim ülkemizle sınırlı değil. Dünya üzerindeki birçok kültürde bu vardır. Mesela, İngilizler hapşıran birine, 'Tanrı seni korusun' anlamına gelen "God bless you" derler. Almanlar ise hapşıran birine, 'sağlık' anlamına gelen "gesundheit" derler. Bunun sebebi, çok eskiden gelen bir inanıştır. Yani hapşırmanın bir takım sağlık sorunu olduğuna inanılmasıdır.

Biraz daha detaylandırırsak; bundan asırlar önce tıbbın babası sayılan Hipokrat'ın öğretileriyle insanlar, hapşırmanın yabancı maddelere karşı bir savunma refleksi olduğunu öğrendiler. "İşin içine yabancı maddelere karşı savunma" kavramı girince, sonunun kötü bitmemesi için hapşırana 'uzun yaşa' ya da 'sağlıklı yaşa' gibi sözlerin söylenmesi adeti bu zamanlara dayanır.

Başka bir dip not; altıncı yüzyılda İtalya'da bulaşıcı veba hastalığının tüm şiddeti ile başlaması ve bu hastalığın belirtisinin kronik hapşırma olması nedeniyle, hapşıranlara 'God bless you' denilmesi Papa tarafından yasa olarak yayınlanmış ve mecbur kılınmıştır.

Şimdi buraya kadar yazdıklarımı biraz irdeleyelim. Ancak bunu yaparken bir söz sanatımız olan 'Tariz' yaparak devam edelim...

Herkes uzun yaşasın. Herkes sağlıklı yaşasın. Tamam, bir itirazımız yok. Hatta hapşıranlar kendilerine çok yaşa diyenlere aynı temenni ile karşılık versinler. Bunda da sıkıntı yok. Ancak keşke uzun ve sağlıklı yaşama dileklerimizin yanına birkaç şey daha ekleme imkanımız olsa. Mesela hapşıran birine: 'Uzun, sağlıklı, haysiyetli, şerefli, riyadan uzak, onurlu yaşa' desek. Ne de güzel olur!

Yahu, dünyevi güzellikleri tamamıyla yaşamaya ne meraklı insanlar varmış! Uzun yaşıyorsun ama çok yalan söylüyorsun. Kimin umrunda?

Sağlıklısın sözde ama ruhun hasta. Çıkarına uygun olarak her an herkese sırtını dönme imkanın var. Güvenilir biri değilsin. Kimin umrunda?

Mutlusun ama sadece sen mutlusun. Sürekli yaptığın riyakarlıklar ve çevirdiğin dalaveralar yüzünden birçok insan mutsuz. Kimin umrunda?

Onursuzsun! Sırf anlık menfaatin için girmediğin kılık kalmıyor. İnsanların yüzüne tüküresi geliyor. Kimin umrunda?

Ben kafamdan uydurmuyorum. Bu söylediklerimle eşleştirilebilecek insanlar yok mu çevremizde? Ne yazık ki var. Hatta sizde yazının bu kısımlarını okurken aklınızda birilerini canlandırıyorsunuz belki de...

En güzelini Yunus Emre söylemiş: "Eğri cetvel ile, düz çizgi çizilmez"

Onu bunu bırakıp, her şartta düzgün olmaya bakalım...

***

Metin Feyzioğlu

Dün akşam Cnn Türk'te yayınlanan ve Didem Arslan Yılmaz'ın sunduğu Türkiye'nin Gündemi programını izliyordum. Konuşulan konulara değinmek istemiyorum. Çünkü zaten 15 Temmuz sonrasıyla ilgili düşüncelerimi defalarca kez yazdım. Kaldı ki, televizyonlarda da her an yetkili ve bilgili kişiler (hepsi değil şüphesiz) detaylı açıklamalar yapıyorlar.

Ben, dünkü konuklardan bir tanesi olan Metin Feyzioğlu'ndan bahsetmek istiyorum. Değindiği konulara hakimiyetiyle, hakim olduğu konuları anlatırken kullandığı dilin sadeliğiyle, ses tonunu mükemmelen ayarlamasıyla, beden diliyle ve kusursuz tespitleriyle hayranlık uyandırdı. Bulunduğu makamı bu kadar hak eden çok az kişi var diye düşünüyorum.

Sağlıcakla kalın...

Twitter: @cskn_krc

Yorumlar 1 yorum