YAZARLAR

“Sekiz köşe şapka”, “Körüklü çizme” ve İnternetten Bir Satış Hikayesi….

Gençlere folklorik değerler, 4+4 te öğretilmeli.

GÜNCEL/BİR BAKAN-AHMET ARSLAN:

Son aylarda bir isim konuşuluyor. Bilmiyorum,sizinde; Ulaştırma, Denizcilik ve HaberleşmeBakanı A. Arslan dikkatinizi çekiyor mu? Sonhükümette Bakan olduktan sonra, Başbakan’la uyumlu çalışması ilegündemimize girdi ve beğeni topla(dı)maya devam ediyor. 'nden mezun olmuş. Devlet katında bir çok görevalarak tecrübe edinmiş; Denizcilik Müsteşarlığı Daire Başkanlığı,Genel Müdür Yardımcılığı ve Ulaştırma Bakanlığı Demiryollar,Limanlar ve Hava Meydanları (DLH) İnşaatı Genel Müdürlüğügörevlerini yürüttü. , TT-NET ve Türk Loydu VakfıYönetim Kurulu, TÜRKSAT Denetim Kurulu, TOBB Denizcilik Meclisiüyeliği v.b. 2011 Türkiye Genel Seçimleri'nde AK Parti Karsmilletvekili olarak meclise girmişti. Arslan; ağırbaşlı, güzelkonuşuyor, anlatımı iyi, güncele fazla girmiyor, işineodaklı,  projeci ve güven veriyor…Tebrikler ve başarılardiliyoruz…

GÜNCEL/YABANCIDİL:”Geçtiğimiz günlerde British Council Türkiye ileÖzyeğin Üniversitesi’nin birliktedüzenledikleri “İşveren, Mezun ve Akademisyen Gözüyleİngilizce, Mesleki Beceri ve İstihdam” başlıklıpanelde yükseköğretimde İngilizce eğitimi konuşuldu.Panelin ilkoturum konuşmacıları Koç Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ümran İnan ile eski İTÜRektörü Prof. Dr. Gülsün Sağlamer oldu.Bu panelde “Üniversite dil öğrenilen kurummu?” konusu gündeme geldi. İki rektör deüniversitelerin amacının dil öğretmek olmadığını, öğrencininüniversiteye geldiğinde zaten bir dili konuşabiliyor olmasıgerektiğini söyleyerek, şunları dilegetirdi: “Maalesef ilk ve ortaöğretimde yaklaşık 20milyon öğrenci üzerinden reform yapmaktansa yükseköğretimdeki 7milyon kişi üzerinden ilerlemek isteniyor. Bu pragmatik biryaklaşım. Ama bunun için üniversitelere ne kadar kaynak sağlandığıönemli. Çünkü dil öğrenmek için o dilin konuşulduğu ülkedenöğretmenlerin olması şart. Vakıf üniversiteleri için bu daha kolayolabilir; ancak devlet üniversitelerinde nasıl olacak? Kurumlarınimkânları farklı. En önemlisi de bu reformu gerçekleştirecek insankaynağı var mı?”

Bazı doğrular vardır, her kişi tarafından kabul edilir, tıpkı yukardaki gerçekler gibi… Ama, ne kadar netice verir,işte ondan şüpheliyiz!...

Gelelim konumuza….

Ülkemiz folklor zenginlikleri açısından bir deryaama, yaklaşık  20 yıldır derlemeler durmuş vaziyette. Birkültür yok oluyor maalesef. Bu zenginliğin derlenip, müzeleregetirilmesini önemsiyoruz.  Üniversiteler Konservatuarları,Devlet THM Koroları, MEB Halk Eğitimi Merkezleri bu alana ilgiduymuyor. Mutlaka üstten bir zorlama olacak ki, çalışmayapılsın!...Çünkü, parasal bir kazancı yok…

Bu konuda sadece Kültür Bakanlığı’nın değil, güzelbir planlanma ve projeyle; Devlet THM-TSM Koroları, Konservatuarlar,  GSF’ ler, MEB Halk Eğitimi Merkezlerive  Belediyeler  ile çok hızlı çalışmalar yapılacağınainanıyoruz. Yeterki bu birimleri bir araya getirecek, toplayacak,görev dağılımı yapacak bir birimin görevlendirilmesiyapılsın…2006-2009 yılları arasında, Konservatuar MüdürYardımcılığım  sırasında MEB Yaygın Eğitimi Genel Müdürlüğüile imzalanan proje ile, İTÜ TMDK öncülüğünde/sorumluluğunda; THOöğretmenleri, 60-90 saatlik kurslara alınmış ve 50’yi aşkın ildekurslar yapılmıştı. Yeter ki istensin ve karar verilsin….

Konservatuarlar THM alanı öğrencilerinin mutlakaalana inip, halkı/aşıkları/ustaları  tanıması, onlardanderleme yapması lazım…Yoksa, sadece masa üstünde verilen bilgilerlebir yerden sonra tıkanacaktır…

SEKİZ KÖŞE ŞAPKA…

Geçen gün tekrar verilen bir programda (Şoray Uzun)Elazığın meşhur 8 köşeli şapkası  anlatıldı. Ülkemizde, birçok yöreye has malzemeler/özellikler/uygulamalar var, ancak gençlerbunları bilmiyor, varsa yoksa internet ve gsm…

Şimdiki nesillerin bu tür zenaatlarla/mesleklerle pekilgisi yok. Yörede ustalar da kalmamış ve  çırak bulmaktazorlaşmış. Baba mesleği olarak yürüten birkaç isim varmış. Böylegiderse bu ve benzeri meslekler kısa süre sonra ortadan kalkabilir.Eskiden pamuk ağaları başta olmak üzere, çok sık kullanılan “sekizköşe şapkaya” günümüzde fazla rağbet yokmuş,ancak yerliler bir tanealıp evlerinin bir köşesine asıyorlarmış. Gençler şimdinin modaşapkalarını tercih ediyorlarmış. MEB Halk Eğitimi Merkezleri’neönemli görevler düşüyor….

Bizim, yıllardır THO’ da kullandığımız, “sekiz köşelişapkanın” her köşesinde ayrı bir anlam var. Bunlar; “cömertlik,mertlik, dürüstlük, yiğitlik, çalışkanlık, misafirperverlik,alçakgönüllülük ve vatanperverlik” olarak açıklanıyor...

Bilindiği gibi, 'ın sembollerinden biri olan '8 köşeşapka' ile ‘Çayda Çıra Bebeği'nin patenti,  İşKadınları Derneği'nin girişimleriyle alındı. 'ıziyaret eden üst düzey politikacılara hediye edilen 8 köşelişapkanın pateninin alınması, kentte bulunan sınırlı sayıdaki şapkaüreticisini de sevindirmişti. Elazığlı yorumcu F.Kısaparmak’ın bizesevdirdiği bir eserde de geçiyor:

“Bu adam benim babam, sekiz köşekasketiyle 
Omuzunda sekosuyla hey! 
Cebinde yok parası, Bafra'dır cigarası 
Yüreğindedir yarası, altı çocuk büyütmüş 
Bir işçi maaşıyla, bu adam benim babamhey! 

Ağlama benim babam, ağlama naçarbabam 
Kara gün geçer babam hey! 
Bir kapıyı kapayan, gene açarbabam 
Ağlama benim babam hey!, ağlama mazlumbabam 
Ağlama naçar babam, kara gün geçer babamhey! 
Bir kapıyı kapayan,gene açar babam, Allah büyük babamhey!

 Bu adam benimbabam 
Derdi dağlardan büyük 
Çaresiz (biçare) , beli bükük hey! 
Bir gün olsun gülmemiş 
Rahat nedir bilmemiş 
Gözyaşını silmemiş 
Bir lokma ekmek için 
Kimseye eğilmemiş 
Bu adam benim babam hey! 

Benim babam mert adamdı, mangal gibiyüreği,

Yufka gibi kalbi vardı 
Hayatım boyunca o'na özendim,fedakardı 
Bir dikili ağacı olmadı belki, amakendisi,

Onuruyla yaşayan koskoca birçınardı 
Üstümdeki kol kanat, sırtımı yasladığım dağgibiydi 
Ben babamın oğluyum, tepeden tırnağaAnadolu'yum... “

KÖRÜKLÜ ÇİZME…

Halk oyunları topluluklarında görülen, efelerin veağaların giydiği körüklü çizme, günümüzde yaygınlığını kaybetmişdurumda, sadece özel talep üzerine dekoratif amaçlı ya da THOekipleri giysisi olarak üretiliyor. Bilgilerimizi tazeledik;

"Körüklü çizme”, yüründüğünde gıcırdarmış, bu; birefenin veya o çizmeyi giyenin yürüyüşünün ne kadar heybetliolduğunu gösterirmiş.

Çizmenin kalitesi de gıcırdamasından belli olurmuşve  yiğitlik ve gösteriş timsali çizmeleri herkesgiyemezmiş.

Körüklü çizmenin; tozluk, simit, akordeonve  olarak 4 modeli bulunuyor.Çizmedeki körük sayısı 3 ile 8 arası değişiyor. Dışındaki danaderisi özel olarak Niğde'nin Bor ilçesinde, içindeki keçi derisiise Bozdoğan'da üretiliyor. Çizmenin dikilmesi ve körüklerininkırılması ayrı bir hüner istiyor, özellikle körüklerinin kırılmasıve ütülenmesi çok zor. Dikilen çizmelerin kalıplandıktan sonraütülenerek körükleri kırılıyor. İşin püf noktası da burada. Bütünustalık bu körüğü kırmakta...

Körüklü çizme giymek Cumhuriyet Dönemi’nde özellikle“Efe kültürü” ile özdeşleşmiş bir olgu. Kurtuluş Savaşı’ndakikahramanlıkları ile bilinen Yörük Ali Efe, Gökçen Efe, DemirciMehmet Efe ve kızanlarının körüklü çizme giydikleri biliniyor.Doğal malzemeden ve hakiki deriden yapılan körüklü çizme; koku vekaşıntı yapmadığı gibi  mantar hastalığını da engelliyor.

Körüklerin her bir köşesinin; “yiğitlik, mertlik,cömertlik anlamları” olup, Kurtuluş Savaşı sırasında MustafaKemal 'ün giydiği körüklü çizme moda halinegelmiş. Efe ve Yörük kültürünün bir parçası olan körüklü çizmeyigiymek, yörede bir ayrıcalık olarak görülüyor…

BİR BİSİKLET SATIŞ HİKAYESİ…

Haber şöyle: “Olay, merkez Nilüferilçesi  Mahallesi'nde meydanageldi. 18 yaşındaki Burcu A.'ya, babası tarafından karne hediyesiolarak alınan dağ bisikleti, kilitli olduğu apartman boşluğundankimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından çalındı.Bisikletinin çalındığını fark eden Burcu A., durumu babasınabildirerek  karakoluna gidipşikayetçi oldu. Burcu A., internette ikinci el satış yapan birsitede, çalınan bisikletinin sahte bir hesap tarafından bin 200liraya satışa sunulduğunu gördü. Satıcı ile irtibata geçen gençkız, bisikleti almak istediğini söyledi. Satıcı, Burcu A.'ya onayvererek buluşma yerini söyledi. Bu sırada polisi arayan Burcu A.,bisikletini bir satış sitesinde gördüğünü, bisikletinin üzerine biryazı yapıştırdığını, ilandaki bisikleti oradan tanıdığını söyledi.Buluşma yerine gelen Burcu A., satıcıyı beklemeye başladı. Kısa birsüre sonra buluşma yerine gelen satıcı, parayı alacağı sırada,çevrede önlem alan Nilüferİlçe  Suç Önleme ve AraştırmaBüro Amirliği ekipleri tarafından yakalandı.”

Haberi okuyunca başımdan geçen olayı hatırladım:Eşime, Haziran 2016’da yazlıkta kullansın diye, internetüzerinden  bir bisiklet almıştım. Dönüş zamanı gelince, dedik;“satalım, seneye başka yere gideriz,  burada paslanır.” Alanya çok nemli olduğu için, her şey kolay paslanıyor maalesef.İnternete koyduk, bir süre sonra bir bayan aradı, bir şeyler sordu,“tamam bende Alanya’dayım,  akşama geleceğim”  dedi.Akşama doğru yine aradı, “ben anlamıyorum, akrabam gelse olur mu”dedi, “neden olmasın, sıfır  bisiklet” dedim. Bir adam geldi,akşam karanlık olmuştu, sitede baktı, evirdi, çevirdi, sorularsordu, sonra “biraz daha aydınlık yer var mı abi” dedi, sitedençıkarıp yan apartmanın önüne, cadde kenarına aydınlık bir yerealdık. Yine baktı, ben şüphelendim, kenarda adamı izliyorum, derkenarkada bir polis arabası durdu, 2 polis indi, yanımıza doğru geldi.“Ne oldu diye?” adama sordu, “bakıyorum” dedi adam. O ara ben; “birdakika, sen mi polisleri çağırdın, hayırdır arkadaş sen anlamıyormusun?” dedim… Polis bana döndü; nerde oturuyorsun? Bunu nerdenaldın?Faturan var mı?” deyince ben koptum o anda, adamın yakasınayapıştım.  Adama; “sen kendini ne sanıyorsun, siteyegirdiğinde anlamadın mı çalıntı olmadığını, bu ne terbiyesizlik”diye bağırdım. Komşular geldi. Araya girdiler; polis “tamambeyefendi, bu arkadaşın  yeğeninin bisikleti çalınmış, takipediyorlarmış, aynı marka olunca bundan şüphelenmişler” dedi. Adam,“kusura bakma abi” dedi, arkasını döndü gitti. Tabii, telefonlayeğenine nasıl bir mesaj gönderdiğimi tahmin edersiniz!...Sonra:“vay be dedim, neler oluyor muş, bir şey daha öğrendim ya”dedim.  Vay arkadaş, şaka gibi değil mi?..Aman dikkat…..

Yorumlar