YAZARLAR

Savaş "ölüm ve öldürmek" demektir

Bilinmeli ki; can almak, can vermek hele hele bunu toplu olarak yapmak ve bunu yaparken ister kişisel, ister ülke olarak menfaat planları yapmak; bir anlamda vampirleşmektir.

Mustafa Sadık İNCEDEMİRsadiki@internethaber.com

 

 

Savaş çığırtkanlığı her ne nedene dayanırsa dayansın makul görülüyorsa; orada bir problem vardır.

 

Çünkü “savaş” demek; “ölüm” demektir.

 

Ekonomik anlamda çökmeyi, insanların psikolojilerinin çökmesini falan boş verin.

Savaş “Ölüm” demektir; “ölüm…”

Ve tabi daha da kötüsü “öldürmek” demektir…

 

Sudan bahanelerle yaşamlar idare edildiği için savaşlara da hep bir kulp bulunmuş ve bu kulplara öyle ya da böyle yandaşlarda hep hazır olmuştur.

 

Ve bu kulpların en büyük marifetlerinden birisi de dost ulusların aslında en büyük düşman olduklarını saklamasıdır. 

Sessizce ellerini ovuşturan düşmanların gizlenmesidir.

 

O yüzden savaş; sadece sizi ilgilendiren, sadece savaşan ülkeleri ilgilendiren bir karanlık dehliz değildir.

Savaş; insanlığı ilgilendiren bir eylemdir.

Ve bu eylem insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

 

Her ne nedene dayanırsa dayansın milli menfaatler artık savaşarak korunmamalıdır.

Küreselleşme ile sınırların tartışıldığı bir yüzyılda sınır bekçiliği gibi abuk bir nedene boğulan ülkeler; zaman içinde yok olmaya mahkumlardır.

 

O yüzden Suriye ile savaş konularının çok gündemde olduğu şu günlerde; savaş çığırtkanlığı ile prim yapmaya çalışanların gazları; akli selim insanları rahatsız ederken, güdüleri ile hareket edenleri yoldan çıkarcasına fazladır.

Ve bu insanlık açısından hiç iyi değildir.

 

Bilinmeli ki; can almak, can vermek hele hele bunu toplu olarak yapmak ve bunu yaparken ister kişisel, ister ülke olarak menfaat planları yapmak; bir anlamda vampirleşmektir. 

 

O yüzden içsel sorunları ile uğraşan ama silah gücü anlamında oldukça güçlü olduğu bilinen, Rusya, İran ve Çin gibi müttefikleri nedeniyle bazı ülkelerin savaşmak istemediği Suriye ile doğrudan bir savaş; ülkemiz için hayırlı olmayacaktır.

 

Çünkü bu savaş; kazanılacak bir savaş değildir.

 

Ayrıca öyle ya da böyle kazanılsa veya kazanıldı sanılsa bile aslında birçok cephede kaybedilen bir savaş olacaktır.

 

Ve kaybettiğiniz o cepheler; dört yanımızı saran sözde dostlar tarafından emin olun en kısa zamanda oldukça keyifle değerlendirilecektir.

 

Yani lafın özü; böyle bir savaş sırasında ve sonrasında sırtımıza sokulmaya hazır kalleş hançerler hazırlıklı olmak ve buna göre bir strateji belirlemek zorundayız.

 

O yüzden en iyisi dirayet.

Lütfen dirayet…

 

 

 

Yorumlar