YAZARLAR

‘Sabırlı, paylaşımcı, çözüm odaklı’ örnek rektör kim?!...

Örnek olmak, iz bırakmakla mümkün!...

GÜNCEL/ESENLERBELEDİYESİ-ŞEHİR ZİRVESİ: Esenler Belediyesi, Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi’ni,Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, yoğun bir programla, 60’a yakınülkeden katılımla ve büyük bir bütçeyle  gerçekleştirdi. Amaç,“şehir ve insan hayatına yönelik yerel, ulusal ve uluslar arasıçalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının, benzer alanlardafaaliyet gösteren diğer kuruluşlarla tanışmalarına ve işbirliğigeliştirmelerine destek olmak” tı.(M.Tevfik Göksu) Hayırseverlik,yoksulluk, mülteci sorunları, ayrımcılıkla mücadele, kentleşmedeSTK’larınrolü,           ulaşım, iyi yönetişim, hoşgörü,  sağduyu, çevre duyarlığı,kadın ve sivil toplum, kent mimarisi, kültür-sanat, proje vefonlar, eşitlik, sorumluluk, v.b. konular  masaya yatırıldı.Zirveye yine Cumhurbaşkanı damga vurdu; ‘Kadim şehirlerin en önemligüzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerindeeritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul buaçıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetinibilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, bende bundan sorumluyum. Bizim evlerimiz genişlese de gönüllerimizdaralıyor. Bu çok önemli. Binalarımız yükseldikçe ufkumuzkararıyor. Şehirlerimiz giderek milyonlarca insanın hep birlikteyalnız olduğu yerlere dönüşüyor. Eşyanın hakimiyet kurduğu,bencilliğin arttığı, gösteriş, şatafat ve hamiyetsizliğinyaygınlaştığı bir dönemde yaşıyoruz. Ne yazık ki böyle bir şehiratmosferinde sevgi de merhamet de hoşgörü ve tahammül de giderekazalıyor, adeta insanın kimyası bozuluyor. İnsanı ve tabiatımerkeze almayan hiçbir projenin ne kadar albenili olursa olsunbenim gözümde hiçbir değeri yoktur.’(Basından)

Gelelimkonumuza…

Son yazılarımda;‘akademisyenler/rektörler etik olmalı, söylemlerine dikkat etmeli’dedim ya, paylaşan okurlardan yağmur gibi sorunlar geliyor ve buakademik dünyaya yakışmıyor.

1987’li yıllarda, Eskişehir AnadoluÜniversitesi’nde düzenlenen bir müzik sempozyumunda,  Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen ve Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İnal Cem Aşkun’latanışmıştım. Onların; ‘birbirlerine ve öğretim üyelerine olanyaklaşımı, yemekhanede kendilerine masa ayırmamaları, yemek içinkuyruğa girmeleri, mumya müzesini kurmaları, kampüsü doğası veöğrencileri ile bir bütün olarak görmeleri, sanata destekvermeleri, akademisyenler ile ilişkileri v.b.’  benietkilemişti…

Y.Büyükerşen’in kuracağıKonservatuara beni istemesi, fakat Eskişehir’in o puslu-sisli vesoğuk havası nedeni ile kabul etmemem, ilişkilerimizi hiçbir zamanbozmadı. Hatta o zamanki dergilerine yazı desteği de vermiştim.Y.Büyükerşen, Belediye Başkanı olarak, yeni bir Eskişehir yarattı…Üniversiteli gençlerin en beğendiği/yaşamaya uygun gördüğü yerEskişehir oldu ve dünya çapında ‘ödüllü şehir’ ler kervanınakatıldı.  Hocama, sağlıklı yıllar diliyoruz.

Uzun yıllar sonra İTÜ’de Prof.Dr.Reşat Baykal rektör olduğunda (R.Baykal hocamda, görevi sırasındaşahsıma ve Konservatuara çok destek vermişti.)  Prof.Dr.E.Karahan  hocamla, idari görev nedeniyle tanışmıştım.Toplantılara gelir, sistemin değiştirdiği noktaları güzel anlatır,sorunların çözümüne hemen giderdi. Kanım ısınmıştı, üniversitedeçok sevilen ve sayılan bir kişi olmuştu. Hatta Konservatuaradışarıdan atama yapılacakmış dendiğinde, ilk aklıma gelen isimdi. Sonra birden İTÜ’den Beykent Ün. Rektörlüğü’ne geçti. Müziğisevdiği için, davet  ettiğim konserlere gelirdi, yani sürekli irtibattaydık.

5 yıl önce, ‘İstanbul Türk MüziğiFestivali’ tanıtım kitapçığını basacağını söyleyen iki kurum, sonanda vazgeçmişti. Türk müziği festivali olduğu için sponsorumuzyoktu, çok zor durumda kalmıştık, o anda hocam aklıma geldi. Hoşsohbetten sonra; ‘Hocam, bir sorunumuz var, durum böyle böyle,tanıtım kitapçığını bastıramıyoruz’ der demez, ‘hemen bana gönder’dedi. Ve, beş yıldır da baskı sponsorumuz olarak, önemli birkonuyu, en iyi şekilde halletmekte. Baskı çalışmaları ile,üniversiteye gidip geldiğimde gördüm ki; hocam rektör ama; yine‘hoca’, önce ‘insan’, ‘kibar’, ‘paylaşımcı’, ‘saygın’, ‘saygılı’, ‘otoriter’ ve ‘ilkelerden ödün vermiyor.’

İşte; örnek bir ‘Rektör’dedim...

Bu yazımda, Beykent ÜniversitesiRektörü, Prof.Dr. M.Emin Karahan hocamın görüşlerini, idareciliközelliklerini kısa cevaplarla paylaşmakistiyorum.                  1/ İTÜ Öğretim üyesiyken, sizi birdenBeykent Ün. Rektörü olarak gördük…Bu geçiş kolay oldu mu? GönlünüzİTÜ’de kaldı mı?

E.Karahan:   İ.T.Ü.Öğretim Üyesi iken, bir anda kendimiBeykent Üniversitesinde buldum. Bu geçiş süreci elbette kolayolmadı. Henüz yaş haddimi doldurmamıştım. Üniversitemi,öğrencilerimi ve yaptığım işi çok seviyordum. Kendimi İ.T.Ü.nünayrılmaz bir parçası gibi hissediyordum. Şartlar emekli olmamıgerektirdi ve emekli oldum.15 gün emekli olarak kaldım ve BeykentÜniversitesine geçtim. Bu geçiş sürecinde sıkıntıdan vücudumun heryeri kabardı. Daha önce “zona” çıkarmıştım, yoksa zonaçıkarabilirdim. İ.T.Ü benim ilk göz ağrım. Bu aidiyet duygumuhiçbir zaman kaybetmedim ve kaybetmem. Geçiş süreci belki zor oldu,ama Beykent Üniversitesine geçtiğim için çok mutluyum. Burada çokgüzel şeyler yapma imkanı buldum .İ.T.Ü.de yapma imkanı bulamadığımbirçok şeyi Beykent Üniversitesinde yaptım ve çok da başarılıoldum.

 2/ BeykentÜn.kurulduğundan bugüne ne gelişmeler oldu?Şu anda kaç fakültenizvar, kurmayı düşündüğünüz alan var mı?

E.Karahan:   Beykent Üniversitesi 1997 de kuruldu. Ben 2009’da Beykent Üniversitesine intisap ettim. 3 ay İnşaat MühendisliğiBölüm Başkanlığı, 9 ay Rektör yardımcılığı yaptım ve 7 yıldır daRektörlük görevini yapmaktayım. Ben rektörlük görevinebaşladığımda; 6 Fakülte, 2 Yüksek Okul ve 2 Enstitü, 140 öğretimelemanı ve 8000 öğrencimiz vardı. Bugün Fakülte sayımız 9’a,Yüksekokul sayımız 4’e, öğrenci sayımız 32.000’e, Öğretim Elemanısayımızda 610’a yükseldi. En büyük Vakıf Üniversitelerindenbirisi  haline geldik. Çok aktif ve dinamik bir akademikkadromuz var. 

Gelişen ve değişen Türkiye ve Dünyaşartlarına göre, açılması gereken yenibirimlerimizi,(Fakülte/Yüksekokul/Bölüm/Program) açıyoruz. VakıfÜniversitesinde karar ve uygulama süreci çok hızlı oluyor.Hantallık yok. 

 3/Siz; ağırbaşlı,paylaşımcı, sorunları çözücü ve sağlam bir kişilik olarak tanınıyorve üniversitede çok seviliyorsunuz? Bu özelliklerinizin başarınızdakatkısı konusunda ne dersiniz?

E.Karahan:   Sizin de ifade ettiğiniz gibi; sabırlı,paylaşımcı, çözüm odaklı sağlam bir kişiliğim var. Bunun içinseviliyor ve başarılı oluyorum. Diyaloğa çok önem veriyorum.Çalışanlarımıza kurumsal aidiyet duygusu kazandırmaya çalışıyorum.Sıcak bir çalışma atmosferi oluşturmaya gayret ediyorum.Rektörlük-Mütevelli heyet ilişkilerimiz son derecede sağlıklı.Mütevelli Heyetimiz şimdiye kadar hiçbir haklı isteğimizi geriçevirmedi. Sağlıklı olarak büyümeye devam ediyoruz ve edeceğiz.Beykent Üniversitesinin en saygın Üniversitelerimizden birisiolması temel amacımız. Bu amaç uğruna emin adımlarlailerliyoruz.

4/ Sizin kapınız toplantıdışında hep açık. İsteyen öğretim üyesi-memur rahatlıkla özelsorunlarını sizinle paylaşıyor ve çıkarken sorunları ..Neden?E.Karahan:   Evet benim kapım hep açık. İ.T.Ü de idarecilikyaparken de hep açıktı. Öğrenci ile, idari personel ile ve öğretimelemanı ile arama hiçbir perde koymadım. Herkes istediği zamangelip benimle görüşebilir. Daha önceden randevu almaya gerekyoktur. Bu uygulama; idare ile öğrenciler ve çalışanlar arasındabir birliktelik oluşturuyor. Ayrıca herşeyi birinci elden kendimdinlemiş oluyorum ve yanılma payını çak aza indiriyorum. Öğrencilerve çalışanlar da böylece kendilerini yönetime yakın hissediyorlarve bir bütünün parçaları olduğunu hissediyorlar. Kendileriniayrıştırmıyorlar. Böylece yekvücut olarak hareket etme imkanı veduygusu doğuyor. Kapım kapandığı zaman, kendimi sanki yaşampınarlarım kapanmış ve boğulacakmış gibihissediyorum. 

 5/ İTÜ RektörYardımcısı olarak, sizinle çalışma onuruna kavuşmuştum, bendeKonservatuar Müdür yar. İdim. Hep, işte tam rektör olacak insandemiştim. Sanata çok yatkınsınız ve 5 yıldır İstanbul Türk MüziğiGünleri/Festivali’ne destek veriyorsunuz..Rektörlerin, sanata yakınolmasının, yönetimde  yararları var mı?

E.Karahan:    İ.T.Ü. de ben Rektör Yardımcısı iken, sizde Konservatuvar Müdür Yardımcısıydınız. Birlikte uyum içerisindegüzel çalışmalar yaptık. Sadece idareciler değil, herkes; sanata,sanatçıya yakın olmalı ve desteklemeli. Sanata yakınlık ve ilgi herkese ruh zenginliği kazandırır. 

6/Müzik Bölümü ya daKonservatuar kurma düşünceniz varmı?    

E.Karahan:    İleride, yakın gelecekte, inşallah BeykentÜniversitesi’ninde Konservatuarıolacaktır. 

7/ Sizce; yönetimde, enönemli olan özellik  nedir? 

E.Karahan:   Yönetimde en önemli özellik; diyalog, şeffaflık,kararlılık, çalışkanlık, dürüstlüktür. Daima; hakkın, adaletin veliyakatin yanında yer almaktır. 

8/Akademisyenlerin,öğrencilere örnek olması için ne gibi tavsiyelerdebulunursunuz?

E.Karahan:   Akademisyenlere tavsiyem öğrenciye yakınolmalarıdır. Kendilerini öğrencilerden farklı görmemeleridir.Öğrencilere çağa uygun, güncel bilgiler aktarmaları ve öğrencilerarasında kesinlikle ayırım yapmamalarıdır. 

9/Öğrencilerin, alanlarındaen iyi olmaları ve bilgi ile donanmaları konusunda ne tavsiyeedersiniz?

E.Karahan:   Öğrenciler; öğrencilik yıllarını bir hasatmevsimi gibi görmelidir. Sadece mesleği ile ilgili konularla değil,sosyal ve toplumsal  konularla da ilgilenmelidir. Mezunolduktan sonra da bilgilerini, gelişen bilgi ve teknolojiye göresürekli güncellemelidir. 

10/Eklemek istediğiniz varsalütfen...

E.Karahan:   Göktan’cım, size kucak dolusu selam ve sevgigönderiyorum. Her sene düzenli olarak, büyük bir özveri iledüzenlediğiniz ‘İstanbul Türk Müziği Günleri / Festivali’ çalışmalarınız için de, sizi yürekten kutluyor ve başarılıçalışmalarınızın devamını diliyorum. Hoşça kal. Selam veSevgilerimle.

Bu anlayışta olan,Rektörlerimizin/Dekanlarımızın/Müdürlerimizin çoğalması ileakademik alan rahatlayacak; üretim, proje ve patent sayısı  artacaktır.

Değerli hocamıza, bu anlamlıve örnek uygulamalarını, bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyor,uzun ömürler diliyoruz…

GÜNÜNŞARKISI:

 

Bir kızıl goncaya benzerdudağın 
Açılan tek gülsün sen bu budağın 
Bir kızıl goncaya benzer dudağın 
Açılan tek gülsün sen bu budağın 
Kurulur kalplere sevda otağın 
Kimbilir hangi gönüldür durağın 
…………………..
Her gören göğsüme taksam seni der 
Kimi ateş gibi yaktın beni der 
Her gören göğsüme taksam seni der 
Kimi ateş gibi yaktın beni der 
Kimi billur bakışından sözeder 
Kimbilir hangi gönüldür durağın 
Kimi billur bakışından sözeder 
Kimbilir hangi gönüldür durağın

Yorumlar1 yorum