YAZARLAR

Ramazan tedaileri...

Oysa bu Ramazan’da sanki İstanbul’un her yeri adeta bir Taksim, bir Şişli veya bir Kadıköy gibiydi.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Bir Ramazan ayı daha hayatımızdan bütün ihtişamıyla kaydı gitti.

Ne mutlu bu ayı hakkıyla eda edebilenlere. Ama şunu ifade etmeliyim ki bu Ramazan ben adeta “nerde o eski Ramazanlar” klişe sözünün duygusunu iliklerime kadar yaşadım maalesef.

Çok değil daha beş on yıl öncesine kadar İstanbul’da oruç tutmayanları tarif edeceğimiz zaman Taksim, Şişli, Kadıköy gibi mekânları örnek gösterirdik.

Bu yörelere Ramazan adeta hiç uğramamışçasına hayat devam ederken diğer taraflarda mesela bir Fatih'te, Yenibosna’da, mesela Başakşehir’de mesela Küçükçekmece’de Ramazan ayının yaşandığına dair emareler görebilirdik.

Örneğin bazı restoranlar kapılarına “Ramazan ayı dolayısıyla kapalıyız” levhası asarlar ve iftar vakti açarlardı.

Açık olan restoranlarda müşteri sayısı oldukça az olurdu ve yemekler pencere kenarında yenmezdi. Sokakta elindeki su şişesini kafasına diken veya elinde dondurmasını yalayarak gezenleri görmez sigarasını tüttüre tüttüre içip izmaritini kenarlara fütursuzca atanları görmezdik.

Oruçlu insanları yüzlerinden tanıyabilir, bizimle birlikte başkalarının da Ramazan’ın bereketinden istifade ettiğini görür mutlu olurduk.

Oysa bu Ramazan’da sanki İstanbul’un her yeri adeta bir Taksim, bir Şişli veya bir Kadıköy gibiydi.

Biraz önce bahis konusu ettiğim “muhafazakâr” diyebileceğimiz semtlerde bile adeta beni hayretlere düşüren manzaralarla karşılaştım.

Bütün yemek satan dükkânlar açık olduğu gibi buralar adeta lebalep doluydu ve insanlar çok rahatlıkla pencere kenarında veya kaldırımlara atılan masalarda yemeklerini rahatlıkla yiyebiliyorlardı.

İnsanlar elindeki su şişesini, sigarasını veya dondurmasını sanki Ramazan değilmiş gibi çok rahatlıkla içebiliyor ve yiyebiliyorlardı.

Bu Ramazan kendimi sanki uzaydan gelmiş birisi gibi hissettim İstanbul sokaklarında. Sanki tek oruç tutan benmiş gibiydim. Oysa eskiden oruç tutan insanları görür mutlu olurdum.

En büyük hayal kırıklığını da muhafazakâr olduğunu bildiğim bir ailede büyük kardeşin oruç tutan küçük kardeşi ile dalga geçtiğini öğrendiğimde yaşadım.

Oysa dalga geçen kardeşin daha birkaç yıl öncesine kadar aralıksız oruç tuttuğunu biliyorum.

Biliyorum, klasik bir Ramazan veya bayram yazısı olmadı ama maalesef durum böyle.

Muhafazakâr yaşam tarzına sahip insanlar olarak her geçen gün eskiden küçümseyip dalga geçtiğimiz seküler kesime benzemeye başladık. Tasvir ederken İslamcı dahi diyemiyor, yazamıyoruz. Muhafazakâr demekle iktifa etmeye çalışıyoruz!

Bir de hepsinin üstüne bu Ramazan bütünüyle siyaset ile yatıp siyaset ile kalkarak dibine kadar politize olduk!

Ramazanın ruhundan uzaklaşarak siyasi söylemler ile komşularımızı, dostlarımızı, arkadaşlarımızı kırdık. Sanki seçimden sonra yüz yüze bakmayacak gibi partizanlık yaptık! 

Hep birlikte sonraki Ramazanlar için sahabeden ilham alalım.

Efendimize sahabelerinden birinin Allahtan mükâfat bekleyeceği bir ameli sorması üzerine ‘onun bir eşi yok’ diyerek tavsiye ettiği oruç ayı Ramazandır. Bu ay sadece oruçluların cennete Reyhan kapısından girecekleri tamamı oruç olan aydır.

Ve Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır:

“Allah, Âdemoğlunun işlediği her hayırlı iş kendisi içindir, fakat oruç böyle değildir. Oruç sırf benim için edilen bir ibadettir. Onun mükâ­fatını da ben veririm, oruç bir kalkandır. Herhangi biriniz oruç günü olduğu zaman artık o kimse kötü söz ve fiil yapmasın, düşmanlık da yapmasın. Eğer bir kimse ona söver yahut onunla dövüşürse, hemen: ‘Ben oruçlu bir kimseyim’ desin.

Muhammed’in nefsi elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, oruçlu ağzın kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoş ve daha temizdir. Oruçlunun sevinip neşeleneceği iki sevinci vardır: Birisi orucu bozduğu zaman sevinir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zaman orucu ile sevinir.” (Buhari)

Rabbim bir an önce özümüze dönüp o eski Ramazanları -yüz yıl önceki Ramazanlar değil, on yıl önceki Ramazanları- yaşamayı, orucu ile sevinenelerden olmayı nasip etsin inşallah... 

facebook.com/msbeser

twitter.com/msbeser

instagram.com/msbeser

Yorumlar 2 yorum