YAZARLAR

Ne kadınmış be..!

Belki de "ne kadınmış be..." diyeceksiniz ama sonrasında eminim ki başınızı elleriniz arasına alıp düşüneceksiniz…

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Bu yazımı müsaadenizle biraz uzun tutacağım. Zira önemli birkonu olduğukanaatindeyim. Kudüs davasını hayatkarelerinin en önemli noktasına koymuş ve bu beldelerde yoğunaraştırmalar, görüşmeler ve ziyaretler yapmış bir dava adamı,Kudüs aşığı büyüğümün bahsetmiş olduğu birkonuyu kaleme alıyorum.

Belki de "ne kadınmış be..." diyeceksiniz amasonrasında eminim ki başınızı elleriniz arasına alıpdüşüneceksiniz…

Bugün Kudüs merkezli Batı’nın Ortadoğu’dayapmak istediklerini ve ne kadar zamanöncesinde damarlarımızın içerisinesızarak dava bilinci ile yapmaya çalıştıklarıplanları zikretmeye çalışacağız. Daha doğrusuzalimliklerini…

Dinlediklerimi ve okuduklarımı yazmayı arzuladım zira ümmetaçısından faydalı olacağı kanaatindeyim. Çünkü bubilgiler ışığında günümüzü ve yarınımızı irdelediğimizde nekadar hamaset hapsinde olduğumuzun idrakinevaracağız.

Belki bir kadının yaptıklarını okudukça kendiözümüze ve Batı’ya karşı bakış zaviyelerimizdefarklılıklar olur.

İnternet ortamında birçok yerde hikâyesini bulabilirsinizlakin bendeniz üstat Murat Bardakçı'nınkaleme almış olduğu bir yazı üzerinden alıntılar yaparak yazmayıdenedim. 

İngilizlerin 100 yıldan fazla hayalleri İngiliz-YahudiMedeniyetinin oluşması için yaptıklarını okuyacağız.

Suudilerin halen İngiliz sömürgesialtında olduğunu ve menşeini görmüş olacağız.

Buyurun Ortadoğu’da bugün akan kanın başsorumlusu olan Bell’in hikâyesine...

Osmanlı-Arap ilişkilerinin son dönemleri sözkonusu olduğunda akla ilk gelenisim Lawrence’dir. Namıdiğer “Arap Lawrence”.

Kendisi bir İngiliz olmasına rağmen ajanlıkvazifesini yerine getirebilmek için Araplarla okadar özdeşleşmiştir ki kendisine “ArapLawrence” denmiştir.

Arapların Osmanlı’ya düşman edilmesinde vedindaşlarına ihanet etmesinde Lawrence yalnızdeğildir aslında. En az onun kadar etkili birisi dahavardır.

Bahsettiğimiz kişi Ortadoğu’yu kasıp kavurmaklakalmadı Arap coğrafyasını karış karış gezip haritasınıçıkardı. Cetvellerle sınırları çizerek aşiretleritek tek “kimden yana” diyelisteleyip birbirine kırdırdı. Kralları tahtaçıkartıp, indirerek ülkesi için bugün bile devam edenpolitikaların mimarı oldu.

Ve evet, tüm bunları bir kadın yaptı.

O kadın İngiliz ajan GertrudeBell’di.

Gertrude Bell, sözüm ona davasınakendisini öylesine adamıştı ki bu uğurda katlanmadığızahmet, çekmediği eziyet kalmadı.

NE KADINMIŞ AMA…

İsviçre’de Alplerin enyüksek noktasına tırmanan Bell’in adı bir zirveyeverildi. 1902’de Alplerde ekip olarak yakalandıklarıfırtınada bellerindeki halatla birbirine bağlı olarak tam 53 saatboyunca bir yamaçta sallandı.

İngilizce’nin yanı sıra Türkçe, Arapça, Farsça, Fransızca,Almanca ve İtalyancayı akıcı bir şekilde konuşuyordu.

İngiliz casusuLawrence'in Osmanlı'yı parçalamaplanlarını Cerablus'ta yapmaya başladığıiddiası doğru değildir. ÇünküCerablus'a ilk gidenve Ortadoğu'nun haritasını çizen'Çöl Kraliçesi' lakaplı Gertrude Bell'dir.

Bell, atsırtında bugünkü Irak ve Suriye’yiboydan boya geçerek aşiretleri, nüfus gruplarını, kervanyollarını, su kuyularını, yer altı ve yer üstü zenginliklerinitespit ederek haritalarına işledi.

Ortadoğu’da Osmanlı’yakarşı İngilizlerle birlikteçalışabilecek Arap kabileleri tek tekraporladı. Bu raporlar askerî eylemlerdekullanıldı. Osmanlı, İngilizlerle çarpıştığısırada, hemen her bölgede Arapların ihanetiylekarşılaştı. İngilizler busayede Şam ve Halep’iele geçirdi.

1918’de Mondros Ateşkesi imzalanmasınınardından birkaç ay sonra İngiltere Bell’e “ÜstünBaşarı Nişanı” verdi.

Churchill tarafından KahireKonferansı’na çağrılan tek kadın Bell’infikriyle yepyeni bir ülke kuruldu: Irak.

Ağustos 1921’de Irak’ın kralı olanFaysal, görevde olduğu 12 yılboyunca İngiltere ile ittifak yaptı.

Bell, babasına yazdığı birmektupta “Ofiste tüm bir günü Irak’ın güneyindeki çölsınırını belirlemekle geçirdim” diyordu.

Anadolu’ya birçok defagelen Bell, 1899 yılından başlayarak 1911yılına kadar İstanbul başta olmaküzere Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve DoğuAnadolu’ya seyahatler yaptı. Anadolu’dakiarkeolojik kazılara katılan Bell, asıl önemliişlerini Birinci Dünya Savaşı sonrasındayapacaktı.

Birçok arkeolog gibi MajestelerininHaberalma Örgütü’ne girdi. Birinci Dünya Savaşıyıllarında Kahire’deki “Arap Bürosu”ndaönemli bir idarî makama getirildi. 

Gertrude Bell, kayıtlara geçen itirafında şöylediyordu:

"Biz çok rahattık, halkın bize güveni tamdı. Biziseviyorlardı. Zaman zaman arkeolojik çalışmalar da yapıyorduk. Amadaha çok diğer konularda rapor tutuyorduk. Bölge halkına başkamedeniyetlerin izlerinin olduğunu söylemeye çalışıyorduk. Ya daburası sizden bir parça, sizin aslınız bu diye ikna etmek içingayret gösteriyorduk. Çoğu zaman da başarılı oluyorduk!"

Osmanlı Devleti'nin durumunu yakından inceleyipbilgiler topladı. Osmanlı halkının etnikkökenleri ve mezheplerinin raporlarını hazırladı.

Bell, Anadolu'nun birçok bölgesindeki tarihi mirası dayağmaladı!

Hayatının geri kalan kısmını asıl mesleğineverdi, Irak’ın ilk Eski EserlerGenel Müdürü oldu. Üç yıl boyunca gece-gündüz demedençalışıp Bağdat’ta Mezopotamyamedeniyetinin en önemli eski eser merkezlerinden biri olan birmüze kurdu.

1926’da müzenin tamamlanmasının ardından bunalıma girdi. Büyükaşkı Binbaşı Willie’nin ölümünden sonra evlenmemişti.İddiaya göre yalnızlıktan iyiden iyiyedepresyondaydı.

12 Temmuz 1926’da 58 yaşındayken yüksek dozda uykuilacı alması sonucu öldü.

Ortadoğu’yu pasta böler gibi bölen kadın, sessizcebir odada kendi kendine can verdi.

HAK DAVADA FEDAKÂRLIK

Peki, bütün bunları niye anlattık? Haksız da olsa birkadındaki dava bilincini nazarlarınıza vermekistedik.

Koskoca bir imparatorluk kendisini davasınaadayan Lawrence ve Bell benzeriinsanların faaliyetleri sonucu yıkıldı.

Eğer biz de hak davamızda bu insanlar kadarfedakârlık yapamazsak, zorluklara katlanamazsakbaşarıyı ancak rüyamızda görürüz.

Yorumlar2 yorum