YAZARLAR

Körpecik kızlar: Doğu Türkistan (2)

Bir sonraki yazıda kardeşlerimizin çektiği zulmü anlatmaya devam edeceğim…

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Doğu Türkistan’daki UygurTürklerinin maruz kaldıkları zulümler,Ramazan ayında oruç tutan MüslümanlaraÇinlilerin yaptığı işkenceler nedeniylegündemimize hafiften girdi.

Ama inanın oruç nedeniyle çekilen zulümleruygulanan sistematik asimilasyonun sadece çok ama çok azbir kısmı!

Buzdağının görünen kısmı anlayacağınız. Görmediğimiz vebilmediğimiz acılar ve zulümler ise çok daha fazlainanın…

Nerden mi biliyorum?

Bizzat Doğu Türkistan’da doğmuş, büyümüş,Çin’in yaptığı zulmü yaşamış ve bir yolunu bularakTürkiye’ye kaçabilmiş Doğu Türkistanlı kardeşlerimizinanlattıklarından…

Türgev ve Diyanet Gençlik, Doğu Türkistan’dankaçıp Türkiye’ye sığınan kardeşlerimizeTürk milletinin geleneksel konukseverliğinisunuyor.

Doğu Türkistanlıların barınma ve eğitimihtiyaçlarını karşılayan Türgev ileDiyanet Gençlik birlikteliğinde yürütülenyeni bir proje kapsamında Türkiyeliailelerin Doğu Türkistan’dan gelen gençleri manevi evlat edinmelerisağlandı.

Aile olarak manevi evlat edindiğimiz Doğu Türkistanlıkardeşlerimizin anlattıkları karşısında gözyaşlarımızıtutamadık. Dinlediğimiz kelamı, sızısı ile birlikte az daolsa kalemden destek alarak duyuralım niyetiyle buyazı dizisine başlamış oldum.

Kardeşlerimizin anlattığına göre, Çin, Uygur Türklerinekarşı yıllardır planlı bir asimilasyon uyguluyor. Buasimilasyonun ilk ayağında ise İslam dini var.

Çinliler, Uygur Türklerini asimile etmeninbirinci ayağının dini duyguları yok etmek olduğunutespit ederek ilk olarak âlimleri hedefalmışlar.

Din eğitimi ve bilinci beraberinde imanı inşaediyor. Din ve iman ile şahsiyet kazanmış yüreklerin; vatan vemillet bilinci, dava şuuru gelişmiş oluyor. Çin bunlarıbildiğinden dolayı önce imandan uzaklaştırmayaçalışmış.

Bu çalışma tabii mütemadiyen işkence ve zulümlegerçekleşiyormuş. İmanın eksilmediğini aksine arttığını veberaberinde millet bilincinin de inşa olduğunu gördükçezalimliklerini artırıyor ve (kalem yardımı ileyansıtılmayacak derecede) elim işkenceler ve zulümleryapıyorlarmış.

Uygurlu gözü yaşlı bacım;“analarımızı,ablalarımızı, hocalarımızı hapishaneye attıktan sonra zorlabaşörtülerimizi çıkarıp bize zulüm ederek(körpecik kızlara edilen bu zulümler acabalar ile dolu!)dinimizi ve milletimizi inkâr etmemiziistiyorlar” diye halının köşesine gözlerinikaçırarak anlatıyor.

Şu anda Doğu Türkistan’da yaşayan birdin âlimi bulmak neredeyse imkânsız.

Zaten daha öncesinde de var olan âlimler din eğitiminiyeraltına kazılmış hücrelerde veriyorlarmış.Normal şartlarda 10 kişinin alabileceği hücrelerde 30 kişiKur’an ve İlmihal eğitimi almaya çalışıyormuş.Bazen 1 ay boyunca hücrelerde kalan çocuklar ve gençler temel dinibilgileri burada öğrenmek zorunda kalıyorlarmış. Aileleriise çocuklarının başka bir şehre ziyarete gittiğini söyleyerekzaman kazanmaya çalışıyorlarmış.

Uygurlu bacım uyarıcı bir eda ile “yer altında camıyok, penceresi yok iki büklüm eğilerek girmek zorunda olduğumuzküçücük kapıları olan hücrelerde gizli gizli eğitim aldık. Buanlattıklarım belki hikâye belki de tarihin tozlu sayfalarındanolaylar gibi gelebilir ama ben henüz 18 yaşında genç bir kızım.Modern çağ olarak nitelendirilen bu zamanda yaşadığım bir eğitimşeklinden ve gizlilikten bahsediyorum” ikazınıyapıyor…

Daracık hücrelerde, adeta sırt sırta yatmak zorunda kalançocukların bu şekilde dini eğitim aldığını tespit edenÇinliler ders veren âlimleri tek teköldürmüşler.

Şu anda Doğu Türkistan’da dini eğitimverecek hoca ve âlimler yok maalesef. Ayrıca ÇinDoğu Türkistan’da İslam isimlerininkoyulmasını yasaklamış.

Tabii ki amaç dini ve dini değerleri hatırlatacak herşeyi gündelik hayattan söküp atmak.Çinliler dini eğitim aldığını tespit ettikleriinsanları kadın-erkek, yaşlı-çocuk ayırt etmedenyakalayıp zindana atıp büyük işkencelerdengeçiriyorlarmış.

Çinlilerin yaptıkları diğer bir zulüm ise aileleriparçalamak.

Zorla birbirinden ayrılan aile bireyleri değişik şehirlerdeyaşamaya zorlanıyorlarmış. Bunu yaparken de güya eğitim desteğialtında yapıyorlarmış. Çocukları götürdükleri yerde iseisimlerini değiştirip, din değiştirmeye zorluyorlarmış. Buşekilde birbirinden koparılan aileler bir daha haber alamıyorlarmışgidenlerden.

Uygurlu bacım akıntıdan damlaya geçmiş gözyaşının bolluğunugizlemek maksadı ile boynunu bükerek;“bizlerşimdi buradayız ama benim küçük kız ve erkek kardeşim oradalar.Oradalar derken nerde olduklarını bilmiyorum. Onları zorla küçücükçocuk yaşta elimizden-ailemizden alarak eğitim vereceğiz diye zulümaltında tuttukları sözde eğitim hanelerine götürdüler. Küçük yaştanitibaren kardeşlerimi birbirinden ve bizden ayırarak Çinliçocukların arasında Çinli kültürü ile yetiştirip İslamsızlaştırmakiçin çaldılar. Kim bilir büyüyünce benim kardeşlerim nasıl insanlarolacak. Belki de zalimler içerisinde yaşayanlardan olacaklar. Çünküher şeylerini değiştirecekler. Dinlerini, isimlerini,ailelerini..”

Yahu yazarken bile yüreğimdayanmıyor! Nasıl anlatıyorsunbacım.

Dahası nasıl yaşadınız bunları güzelkardeşim.

Çinlilerin uyguladığı bir diğer asimilasyonyöntemi ise Doğu Türkistanlı kızların Çinli erkeklerleevlendirilmesi.

Doğu Türkistan günlerini anlatan UygurTürkü kardeşim evlendirilmeyle ilgili bir dipnot düşüyor;Uygur Türklerinin kültüründe farklı birmillet ile evlilik yapılması örf gereği ayıpkarşılanıyormuş. Bu milletin Müslüman olmasıdurumunda dahi ayıp olarak karşılanıyormuş.

“Gülmeyin hocam ya da garipsemeyin kendimize göreböyle örflerimiz var işte.”

Özellikle Çin hükümeti Uygur Türklerinin buhassasiyetini biliyor olduğundan öncelikle bunu bir örfişkencesi olarak sonrasında ise din ve kültürişkencesi olarak yapıyormuş.

Kızını Çinli bir erkekle evlendirmek istemeyenaileler ya da evlenmek istemeyen kız sorgusuz sualsizhapishaneye atılıyor ve işkencelere maruzkalıyormuş.

Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yaşadığızulümler bunlarla sınırlı değil. Daha anlatacak çok şeyvar.

Bir önceki yazıda neyi neden yazmak istediğimin izahatınıyaparak giriş yapmıştım yazı dizisine.

Bugünkü yazım olayın bütünlüğü içerisine kapılmadanöncekisahneler olmuş olsun.

Bir sonraki yazıda kardeşlerimizin çektiği zulmüanlatmaya devam edeceğim…

Yorumlar2 yorum