YAZARLAR

İngilizceyi hallettik sıra Almanca’da...

Eğitim sistemimiz böyle garipliklerle dolu oldukça biz daha çoook boşa kürek sallarız.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Geçtiğimiz günlerde katılmış olduğum okul veli toplantısından edinmiş olduğum izlenimlerden mülhem birkaç kelamı kaleme almıştım. Bugün de bu toplantı ve daha sonrasında benzeri toplantılara katılmış velilerin izlenimlerini aktarmaya gayret edeceğim.

Veli toplantılarında genel izlenim şu: Okul ve öğretmenler sınıfa ve öğrencilere hâkim değil.

En çok şikâyet edilen konulardan birisi ders sırasında çok fazla konuşma ve gürültü olması. Yapılan her şeye rağmen maalesef disiplin sağlanabilmiş değil. Bu noktada veliler öğretmenlerden bir şeyler yapmasını beklerken öğretmenler de velilerden kendilerine yardımcı olmasını istiyor.

Tam bir topu tacı atma durumu yani.

Aslında sorun ailede başlıyor. Çocuğuna hâkim olmayan aile, bu hâkimiyeti okuldan ve öğretmenlerden bekliyor. Okul yönetimi ve öğretmenler ise ailelerden çocuklarını iyi yetiştirmelerini talep ediyor.

Dikkatimi çeken bir başka diyalog ise şöyle: Bir öğrenci rehber öğretmenine gidip “Hocam, benimle ne zaman ilgileneceksiniz, beni görüşmeye çağırmıyorsunuz” demiş. Normalde rehber öğretmenler
sıkıntısı ve sorunlu öğrencilerle görüşüyor. Ama öğrenci o kadar ilgiye muhtaç ki rehber öğretmen tarafından çağrılmayı dört gözle bekliyor.

Öğretmen, bu durumdan aileyi sorumlu tutarken aile de
sorunlarının çözümü noktasında öğretmenlerden çözüm bekliyor!

Gördüğüm kadarıyla eğitim konusu hala tam bir sorunlar yumağı. Çözebilene aşk olsun...

En çok garipsediğim durum ise öğrencilere ikinci yabancı dil olarak Almanca veya Fransızca’nın öğretilmeye çalışılması.

Niye garipsedim biliyor musunuz?

Sanki birinci yabancı dili öğretebildik de ikinci dil peşine düştük!

Normal şartlarda ikinci bir şey niye istenir?

Birinci olan halledilmiş sıra ikinciye gelmiştir.

Oysa biz daha çocuklarımıza İngilizce’nin “İ”sini öğretemiyoruz.

Yıllarca İngilizce eğitimi alıp da doğru dürüst bir cümle kuramıyoruz.
Yabancı bir ülkeye gitsek derdimizi asgari düzeyde anlatacak kadar İngilizce öğretemiyoruz çocuklarımıza.

Veya bir İngiliz turiste adres tarif edecek kadar bile İngilizce bilmiyor liseden mezun olanlar.

Ha diyeceksiniz ki İngilizce matah bir dil mi? Bu seslenişe elbette katılıyorum. Bence de matah bir dil değil. Lakin genel geçer algı maalesef bu dil üzerinde yoğunlaştırılmış olduğu için yazmak durumundayım.

Hal böyleyken ikinci bir yabancı dili öğretmeye çalışmak neyin nesidir anlayamadım? Anlayabilen varsa beri gelsin, bana mantıklı bir izahını yapsın.

Eğitim sistemimiz böyle garipliklerle dolu oldukça biz daha çoook boşa kürek sallarız.

Liseden mezun olan gencin meslek sahibi olması için üniversiteye gitmekten başka alternatifi yok. Haliyle her yıl üniversite kapılarında büyük birikmeler oluyor.

Üniversiteye ya da iyi bir liseye girebilmek için adeta yarış atına çevirdik çocuklarımızı!

Oysa daha farklı eğitim istemleri geliştirilemez mi? Elbette geliştirilebilir.

Birçok dünya ülkesi eğitim sorunlarını halletti.

Adeta bir eğitim okyanusu haline geldiler.

Ama biz hâlâ derede boğuluyoruz.

Dereyi geçemediğimiz için toplumun diğer sorunlarını da çözemiyoruz maalesef.

Devlet aklı eğitim konusunda niye işlemiyor anlayabilmiş değilim.
Birçok sorunu halleden devlet niye burada patinaj yapıyor acaba?

Yoksa her şeyin başı eğitim olduğu için mi?

Osmanlı’yı eğitim sayesinde yıkan güçler ülkenin eğitimle kalkınmasını istemedikleri için olmasın bütün bu gariplikler...

facebook.com/msbeser

twitter.com/msbeser

instagram.com/msbeser

Yorumlar 3 yorum