BIST 3.574
DOLAR 18,59
EURO 18,23
ALTIN 1.024,34

Gündüz Aktan ulusalcılığı..

    Biliyorsunuz; 8-10 yıl öncesine kadar Türk sağı denilince, siyasi liberalizme uzak ekonomik liberalizme taraftar olanlar anlaşılıyordu, Türk solu denilince ise tam tersi bir anlayış hakimdi..
     
     Türk sağı, sendika haklarına muhalefet ederken aynı zamanda bireyin temel hak ve özgürlüklerine de muhalifti..
     
     O kadar ki, Türk sağı YÖK’ün kaldırılmasını talep edenlere dahi şiddetle karşıydı..
     
     İşte tam bu sırada, Doğu Perinçek sahneye çıktı..
     
     Kabul etmek gerekiyor ki, Doğu Perinçek Türkiye’de “ulusalcılık” kavramının yerleşmesine büyük katkı sağlamış olan bir siyasetçi ve yazardır; etkili bir kavramın özellikle aydınlar arasında kök salmasında ciddi katkısı olmuştur..
     
     “Ulusalcı” denilen kişi, grup ve odakların beslendiği yegane kaynak, toplumun popülist akımlara kapılma alışkanlığıdır..
     
     O yüzden, ufuk kavramına vurgu yapıyorum zaten..
     
     Örneğin; Yale Üniversitesinin en genç profesörü olma başarısını gösterecek kadar bilgili olan bir Prof. Oktay Sinanoğlu’nun eserlerini okuyup, söyleşilerini dinlediniz mi hiç?
     
     “Üniversite” sözcüğünün Türklüğe zarar verdiğini söyleyen, bu kelime yerine “evrenkent” sözcüğünün kullanılmasını öneren bir Oktay Sinanoğlu’nun, kendini “profesör” olarak takdim etmesindeki çelişkiyi ne ile izah edeceğiz?
     
     Yine bir başka “evrenkent” hocası Erol Manisalı’nın, üstelik iktisat profesörü olan Erol Manisalı’nın, tamamen 3. Dünyalı bir söylemi dillendirmiş olmasının altında yatan sebep ne olabilir?
     
     Gündüz Aktan gibi, “..bütün entelektüel enerjilerini özgürlüklerin genişletilmesi gibi pek de karışık olmayan talepler yaparak tükettiklerinden..” diyecek kadar düşünce özgürlüğünün kutsallığını içselleştirememiş olan ve ismi “Radikal” olan bir gazetede yazan bir emekli diplomatın söylediklerinin ufuk ile bir ilintisi olabilir mi?
     
     Köşesinin ismi “ufuk ötesi” olan Altemur Kılıç’ın “öteden beri” ufuk ile ilgisi bulunmayan bir fikriyat üzerine “kılıçtan keskin” yazılar yazmasının bu topluma sağladığı düşünsel açılım nedir?
     
     Milliyetçiliği yanlış tanımlayan, içe kapanmacı bir zihniyetin temsilcisi olan bu yazarların ortak noktası, vizyona ters bir füzyon geliştirmeleri, aksiyonu değil reaksiyonu yüceltmeleridir..
     
     Ama hata bir değil ki; aynı hatayı Ertuğrul Özkök de yapabilmektedir..
     
     Ertuğrul Özkök’ün “Felluce’deki olaylara Araptan daha Arapçı bir tepki göstermenin bir nedeni yoktur..” dediği bir atmosfer, ulusalcı zihniyetin kök salmasına katkıda bulunmaktan başka bir işe yaramamaktadır..
     
     Elbette anti-ABD’cilik oynamamak gerekiyor, muhakkak ki Felluce’deki trajediye tepki göstermek gerekiyor..
     
     Ama siz bunu “Araptan daha Arapçı olmamız için sebep yoktur” kalıbı ile dillendirirseniz, bu da bir başka ırkçı anlayışın devreye girmesine kapı aralamaktır..
     
     Ne hazindir ki, bu memlekette Hitler’in kitabını, Erol Güngör gibi milliyetçiliği ırkçılık olarak telakki etmeyen yazarların kitabını basan bir yayınevi basabilmiştir..
     
     Çünkü Hitler, hem komünist düşmanı hem de Yahudi düşmanı idi..
     
     Milliyetçiler de komünist ve Yahudi aleyhtarı olduğuna göre, demek ki Hitler sağcıdır; öyleyse iyidir..
     
     (Bu satırlardan, “Türk milliyetçileri Hitlercidir” anlamının çıkmayacağı da açıktır..)
     
     İnanıyorum ki, PKK terörizminin en azgın olduğu zamanlarda dahi kışkırtıcı bir üsluba asla yanaşmayan ve o netameli günlerde iç savaş çıkarabilme gücü olmasına rağmen bunu yapmayacak kadar vatansever olan Alparslan Türkeş bugün yaşamış olsaydı, ulusalcılık akımına saplanıp kalmaz, milliyetçiliğe devam ederdi..
     
      Evet benzin, yurtsever de olsa, benzinle yangın söndürülmez..
     
     Yangın; Türkiye’de, Ermenistan’da, ABD’de, Irak’ta, Lübnan’da velhasıl dünyanın her yerinde “su” ile söndürülür..

 
      Çünkü su, azizdir..