YAZARLAR

Gebelik beslenmesi nasıl olmalı?

Bu yazı hamilelikte kilo alan yada almayan her anne adayı ve annelerin kilolarını kendine dert eden 3. kişiler için yazılmıştır!

Önce Buse Terim'in doğum kilolarını veremediği konuşuldu(Konuşuldu ifadesi nezaketen yazılmıştır zira zavallıkadına demediğimizi bırakmadık!!!)

Ardından adı şu sıralar Şarkıcı Berkay'ın burnunu kırmasıylagündem olan milli futbolcu Arda Turan'ın eşi Aslıhan Doğan'ın 6.5ayda sadece 4 kilo aldığı konuşulmaya başlandı. (Konuşulmaifadesi burada da nezaketen yazılmıştır zira leopar desenli minibikinisiyle resmen hanımefendiyi kutsadık, önündeeğildik!!!)

Son olarak da karısı Gizem Hatipoğlu'nun hamileliğinde kiloalmamasıyla övünen Hakan Hatipoğlu çıktı karşımıza. 

Ve geçmişte sayısını hatırlamadığımız benzer açıklama yapanlarıgördük...

Kimisi çok yedi diye eleştirildi kimisi de yemediği için...

Ama hamilelikte beslenme konuşulurken hep anne adaylarınınbedeninin görüntüsüne takılıp kaldık. Derdimiz büyüyen poposu yadasarkan göğüsleri oldu hep.

Kimse 'bebek nasıl, bebeğin geleceği nasılolacak?' diye sormadı! Oysa ki hamilelikte beslenmeannenin beden numarasıyla değil bebeğin tüm hayatıylasorgulanması gereken önemde bir konu. 

Yazının bundan sonrasında ben değil bilim konuşsun! Üstelikezber bozan türden bir konuşma olsun. 

Daha önce yazdığım Bundan daha heyecanlı bir Survivor olabilirmi? başlıklı yazımda Annie Murphy Paul'ü tanıtmıştım.(Okumayanlar ve okumak isteyenler burayatıklayabilir) 

Annie Murphy Paul, anne karnındaki öğrenme süreçleri üzerineçalışan bir bilim insanı. Kökenler (Orijins) kitabının dayazarı. 

Annie'nin kitabına da konu olan anne karnında öğrenme süreçleritam da yazının başında bahsettiğim hamilelikte beslenmenin üzerinekurulmuş durumda. Annie'e göre anne karnındaki beslenmenin şeklibebeğin 30 belki 40 yıl sonra karşılacağı hastalıkların biletemelini oluşturuyor. 

Nasıl mı?

Başlıyorum!

Annie karnındaki bebekler annelerinin yedikleri yiyeceklerdenbolluk içinde mi yoksa kıtlık içinde bir dünyaya mı doğacaklarını;anne rahminden sonraki hayat güvenli ve korunaklı mı olacak yoksatehlikeli bir dünyaya mı geleceklerini öğreniyorlar ve buöğretilerle bedenleri şekilleniyor.

Annie bu durum için: Beslenme ve stres düzeyleri bebeklerinhazırlıkları için parmak izi oluşturur diyor!

Yani asla değişmiyor ve kendilerine has oluyor.

Devam edelim...

Anne karnında öğrenmeyle ilgili yapılan bilimsel çalışmasonuçları tam da Annie'nin anlattığı gibi olduğunu kanıtlamak adınaçok önemli aşamalar oluşturuyor. 

Araştırmalardan biri 2. Dünya Savaşı sırasında doğan çocuklarlailgili. 

1944 sonbaharında 2. Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde,Alman birlikleri Batı Hollanda'yı abluka altına alıyor ve gıdayardımlarının tamamını geri çeviriyor. Nazi kuşatması tarihe KıtlıkKışı olarak anılan şiddetli bir kış izledi. Su kanalları biledonunca yiyecek üretmek imkansız hale geldi. Stoklar tükendikçeyiyecek kıtlığı ve toplu ölümler baş göstermeyebaşladı.  

Durum öyle bir hal aldı ki insanlar günde en fazla 500 kalorialabilir hale geldi ki bu normalde tükettiklerinin 4'te biriydi. Budönem hayatta kalanların lale soğanı yediği de bir başka acı tarihigerçek. Bu süreçte 10 bin kişi yaşamını yitirdi ve binlercehastalıklardan zayıf düştü.

5 Mayıs 1945'te Nazi ablukası kalkıyor.

Nazi kuşatması sırasında ve Kıtlık Kışı'nda tahmini 40 binkadının hamile olduğu düşünülüyor. Bu hamileliklerden bazılarıyetersiz beslenme sonucu yüksek ölü doğumlar, düşükler ve besineksikliğinden gelen süt çocuğu ölümleri olarak kayıtlaragiriyor.  

Ancak yine de hayatta kalmayı başaran ciddi oranda çocuk vardı.Yaşanan eksik beslenmenin uzun vadedeki etkileri o yıllardadüşünülmemişti. Onlarca yıl sonra beslenme eksikliğinin uzun vadelietkilerini incelemek için Kıtlık Kışı'nda doğan ve sonrasındayetişkin olanların sağlık durumları inceleme altınaalındı. 

Tablo şaşırtıcıydı!

Kıtlık Kışı'nda beslenme eksikliğine karşın doğup hayattakalmayı başaranların büyük bir çoğunluğunda obezite, diyabet vekalp hastalıkları vardı.  Ve hemen hepsinde yüksek kanbasıncı, zayıf kolesterol ve düşük glikoz toleransı teşhisikonuldu. 

Peki neden yetersiz beslenme ileri ki yaşlarda böylehastalıklara yol açıyordu? 

Bunun iki yanıtı var;

1'ncisi fetüsler olağanüstü durumlarda hayatta kalmak için gelenkıt sayıdaki besini kalp ve karaciğer gibi organlar yerine hayattakalmasını sağlayacak beyne gönderiyor. Böylece hayatta kalıyorlar.Ancak yetersiz gelişim gösteren kalp ve karaciğer yaşamın ileri kidönemlerinde çabuk pes ediyor ve hastalanıyor. 

2'nci neden ise bilim insanları için çok daha dikkat çekici.Araştırmacıların öngörülerine göre, kıtlık döneminde anne karnındahayatta kalmayı başaran bebekler kıt bir dünyaya doğacaklarışekilde fiziksel donanımlar kazanıyorlar. Bu donanımı şekillendirentek şey ise ANNENİN BESLENMESİ!

Hollanda'da kıtlık döneminde fetüsler kendilerini kıt birdünyaya hazırlamışlardı. Az yiyecekle hayatta kalabilecekdonanımlara sahiptiler. Üstelik dışarısı stresli ve tehlikeliydi kibuna da hazırlardı. Ancak doğduklarında bolluk içine düştüler veanne karnındaki tüm ezberleri bozuldu. Bu onlar için yanlışanlatılmış bir hikaye gibiydi. 

Az yiyeceği hazırlanan bedenleri yiyecek bolluğu yaşayıncaonlarla baş etmenin yollarını bulamadılar. Bir süre sonrabeslenmeye bağlı hastalıklar görülmeye başlandı. Yüksek obezite,diyabet, kalp hastalıkları, tansiyon...

Çünkü öğrenilen dünya ile doğulan dünya aynı değildi!

Gelelim yazının başındaki derdimize!

Artık hamile beslenmesini annenin pantolon bedeninden, sarkangöğüslerinden yada bikinili fit fotoğraflarına özenerek bakmanınötesinde bir iş olduğunu anlayalım. Bu gelecek nesillerinsağlıklarının nasıl olacağını belirleyen önemli bir konu. 

Ve sevgili anne adayı! Kilo alacağım diye yememezlik etme yadaaman nasıl olsa veririm zaten hep kiloluydum diye kontrolsüzceyeme! Lokmanı seçerken çocuğunun geleceğini düşün.

Herkese sağlıklı iştahlar dilerim!

Deniz Temur'u sosyal medyahesaplarından da takip edebilirsiniz.

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem

Yorumlar