BIST 1.998
DOLAR 13,61
EURO 15,19
ALTIN 787,35
HABER /  GÜNCEL

Gazeteciler gerçeği yazamıyor

Basında sansür 98 yıl önce kaldırıldı ama değişik şekillerde kendini hissetiriyor.

Abone ol
Bugün basında sansürün kaldırılmasının 98"inci yıldönümü. Ancak çoğu gazeteci bu 98 yıl boyunca sansürün sadece kağıt üzerinde kalktığına inanıyor.

24 Temmuz günü, 1948"de Basın Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Ancak 1971"de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetimi, Anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerin bayram kavramıyla bağdaşmadığını belirterek 24 Temmuz"u “Geleneksel Gazeteciler Günü” olarak tanımladı. Gazeteciler bugünü, basın özgürlüğü yolunda bir mücadele günü olarak nitelendiriyor ve 1971 yılından bu yana gazetecilerin bayram yapma haklarının ellerinden alınmış olduğuna inanıyor.



“ŞEMDİNLİ SAVCISIYLA İLGİLİ YAŞANANLARA DOĞRU DÜRÜST TEPKİ VEREMEDİK”
(Ece Temelkuran/Milliyet)
Türkiye"de sansür uygulanıyor, sansürün illa yazılı kurallara bağlı olması gerekmediği çok açık. Hepimiz bal gibi biliyoruz ki hakikatleri yazamıyoruz. Yazamadıklarımız nedeniyle de Türkiye hep bir alacakaranlık kuşağında yer alıyor.


Türkiye"de sansürün hiçbir zaman kaldırılmadığı gibi kaldırılacağını da zannetmiyorum. Şemdinli Savcısı ile ilgili yaşananlarda hepimiz hukukun ne gerektirdiğini bilmemize rağmen olup bitenler hakkında doğru dürüst tepki veremedik ve yazıp söyleyemedik. Şu anda sansür, Türkiye"nin sansürcüsü ortalamanın faşizmi ile siyasi ve sosyal tabulardır.

“İSTEDİKLERİ KANUNU ÇIKARSINLAR YASAKLAR ZATEN VAR”
(Mine Kırıkkanat/Vatan)
Bir ülkede yazılı ve yazısız kanunlar vardır. Yasalar ne olursa olsun, temel konularda kanunlara uyulmuyor ve bu yüzden basın özgürlüğü giderek daraltılan bir cendere içerisine giriyor.


Şu anda basında var olan otosansür endişe verici boyutlara ulaşmış durumda ve Türkiye"de bence basın özgürlüğü halen yok. İstedikleri kanunu çıkarsınlar ama yasaklar zaten var. İster yazılı ister yazısız olsun yasaklar uygulanıyor ve Türkiye"de tartışılması gereken hiçbir sorun tartışılmıyor. Sansür şekil olarak kalkmış olsa da medyada otosansür uygulanıyor.

Sansürün kaldırılışının 98"inci yılı


“ÖZGÜRCE YAZIP ÇİZME KONUSUNDA BATILI DEĞİLİZ”
(Musa Kart/Karikatürist)
Bugün sansürün kaldırılışının 98"inci yıldönümü kutluyoruz ancak basın dünyasındaki herkes bilir ki sansür kalkmış değil. Çeşitli dönemlerde ve çeşitli maddelerle basın üzerinde tıpkı Demokles"in Kılıcı gibi tehdit unsurları oluşturulmuştur, bu her dönemde böyle olmuştur.


Bu durum bugün de sürmektedir. Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin, yazarların ve çizerlerin değil bütün halkın haber alma özgürlüğüdür. Bu nedenle basın özgürlüğü konusunda topyekün mücadele gerekir, Avrupa Birliği ile ilgili birçok özgürlük projesi var ancak Türkiye"de çelişkili uygulamaların olduğunu hepimiz görüyoruz. Gazetecilerin, özgürce yazıp çizmeleri konusunda henüz batılı normlar ülkemize yerleşmiş değil.

“İPEKÇİ, MUMCU VE KIŞLALI CİNAYETLERİNİN KARANLIĞI GAZETECİLER ÜZERİNDE TEHDİTTİR”
(Melih Aşık/Milliyet)
Türkiye"de sansür yasal olarak kalktı ve eski, kaba, çağdışı yasaların çoğu temizlendi ama daha ince bir sansür uygulanıyor. Medya kuruluşları aynı zamanda ticari kuruluşlar olduğu için bu kuruluşlar hem okuyucuyu ve izleyiciyi mutlu edecek haberler yapmak zorundalar hem de kendi varoluşlarını düşünmek zorundalar. O yüzden medya kuruluşları mevcut ideolojiye yakın yayın yapıyor ki bu bir sansürdür. Başbakanın "bildiklerimi açıklarsam" şeklindeki tehditleriyle basını birşeyler yazmamaya yöneltmesi de bir sansürdür. Üçüncü bir sansür türü ise öldürülen gazetecilerle ilgilidir. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı gibi gazetecilerin ya failleri bulunmamış ya da o cinayetler aydınlatılmamıştır. O cinayetlerin aydınlatılmaması, bütün gazeteciler üzerinde bir baskı ve tehdittir. Çünkü her gazeteci "cesurca birşeyler yazarsam ben de cinayete kurban giderim" diye endişelenmektedir. Yani Türkiye"de sansür olmadığını söylemek komik olur.

“TÜRKİYE"DE SANSÜR YOK”
(Timuçin Tüzecan/Hürriyet Okur Temsilcisi)
Bence Türkiye"de sansür yok. Ancak bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi her yayın organının kendi yayın çizgisine uyan perspektifte yayın yapma eğilimi var ki bu da doğal bir durumdur. Türkiye"de yaşayan insanlar bu ülkede çıkan bütün gazeteleri satın alıp okuma fırsatına sahip olsa, bir gün içinde Türkiye ile ilgili gelişmeleri bütün siyasi renkleriyle okuyabilir. Her gazetinin olaylara kendi açısından bir bakışı vardır bunu otosansür olarak nitlendirmek gereksizlidir.

“SANSÜR KALKMIŞ MI ŞÜPHELİYİZ”
(Bahadır Baruter/Penguen Dergisi)


Ben Türkiye"de sansürün kalktığına yönelik herhangi birşey hissetmiyorum. 98 yıl önce durum nasıldı bilmiyorum ama bugün basının kendi kendine uyguladığı bir otosansür var. Bizim çok özgür olamadığımız bir ortam var. Yani 98 yıl öncesine göre daha mı özgürüz, sansür gerçekten kalkmış mı yoksa biz hala kalktığını zannettiğimiz sansürle mücadele halinde miyiz, karikatüristler olarak bizim böyle bir şüphemiz var.

Kaynak:
ÖNCEKİ HABERLER
Gazeteci Reha Mağden öldü
Gazeteci Reha Mağden öldü
Yeni Honda Civic İlham Kaynağı Kendisi
Yeni Honda Civic İlham Kaynağı Kendisi
Seks köleleri kurtarıldı
Seks köleleri kurtarıldı
Ağardan çok iddialı söz
Ağardan çok iddialı söz
Carrusca imzaya geliyor
Carrusca imzaya geliyor
Fenerbahçeye 100üncü yıl kıyağı
Fenerbahçeye 100üncü yıl kıyağı
Casus değilsen Kuran oku
Casus değilsen Kuran oku
Lugano için geri sayım
Lugano için geri sayım
Türkiyeye ikinci çuval şoku
Türkiyeye ikinci çuval şoku
MB imzalı e-mail tuzağı
MB imzalı e-mail tuzağı