YAZARLAR

FETÖ ve Takistoskop benzerliği

Paralel ihanet çetesi FETÖ, sadece kendi örgüt üyelerinin anlayacağı şekilde işgal girişiminin mesajlarını tüm medyasına gömmüştü.

İsmail GÜZELiguzel@nestech.net

Paralel ihanet çetesi FETÖ, sadece kendi örgüt üyelerininanlayacağı şekilde işgalgirişiminin mesajlarını tümmedyasına gömmüştü. Terör örgütüne ait tüm gazete,dergi, televizyon ve örgüt mensuplarınıngünler, aylar, hatta ve hatta yıllar öncesindendarbeye işaret ettiği,milyonları subliminal mesaj yağmurunatutmuş olduğuanlaşılıyor.

 FETÖ'nün "askeri darbe" vurgusunu daimayapmış olduğu ve subliminal mesajlarlatakipçilerinin bilinçaltına nefret, kin ve darbeninkodlarınıkazıdığı ortayaçıkmıştı....

 Subliminal mesaj litaratürde;bilinçaltını farkettirmeden etkilemeyöntemi ya da gözümüzle göremediğimizkulağımızladuyamadığımız fakat beynimizlealgılayabildiğimiz mesajlarlakarşı karşıya kalma durumu.

Ülkemizde halk arasında çok fazla bilinmesedemaalesef bir çok alanda yaygın olarakkullanılıyor.Kızıl ötesi ışınlar ve düşükfrekanslı reklamlarla tüketiciye gizli propagandayapılıyor. Özellikle büyük markalarreklamlarda, masonluk ve benzeri gizli örgütler sinema ya datelevizyon dizilerinde subliminal mesajlar kullanarakinsanların algısındayönlendirme yapıyor...

 İşin en tehlikeli tarafı ise subliminal mesajlarınhedefinde çocuklarında olması. SUBLİMİNAL TEKNOLOJİSİ maalesefçizgi filmlerde şarkılarda reklam panolarında ve filmlerde yasalolmayan bir biçimde kullanılıyor...

Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgifilmlerin arasına açık saçık cinsel içerikli resimler, şiddetunsuru içeren görüntüler bu teknoloji ile sinsice saklanıyor...

Reklam ve sinema sektöründe yaygın olarak kullanılan bilinçaltımesajlarda hangi şeytani ayrıntılar gizli? Farkettirmeden zihnimizekimler yön veriyor? Özellikle çocuklar nasıl bir risk altında?Dünyada insan aklını ve hareketlerini etkilemeye yönelik iknataktiklerinin kullanımı tarihin çok eski yıllarına kadaruzanıyor...

 Ancak ilk kez 1859 yılında Alman fizyolog A.W Wolkmanntarafından geliştirilen takistoskop "tachistoscope" bir türprojeksiyon cihazıyla farklı bir gelişim sürecine girildi...

1920'li yıllarda BBC ilk olarak radyo yayınına başladığında halkarasında pek kabul görmemiş hatta şeytanın sesi olduğu görüşüağırlık kazanmıştı...

BBC toplumda ki bu kanıyı değiştirebilmek için bilinçaltınayönelik mesaj kullanmayı denedi. Bunun için radyo sesinin arkaplanında radyonun faydalı bir iletişim aracı olduğuna yöneliktelkinler verildi. Bu kelimeler ön planda ki seslere nazaran çokzayıftı fakat işitilebiliyordu...

Teknik başarılı olmuştu.

İkinci dünya savaşında bazı Amerikan askerlerinin uzak mesafedengelen uçakların dost mu düşman mı diye ayırt edemeyip bir çok dostuçağı vurduğu belirlendi. Bu problemi ortadan kaldırabilmek adınahava kuvvetlerine ait psikologlar "tachistoscope" adı verilen bucihazı kullanarak pilotları eğitime aldı. Düşman uçakların ve dostuçakların görüntüleri film karelerine yerleştirildi. Bu büyükgörüntüler giderek küçültülerek saniyenin yüzde biri zamandapilotların dost ve düşman uçakları ayırabileceği özelliğikazanıncaya kadar eğitim verildi. Böylece Amerikan pilotlarınınhata yapma payının en aza indirildiği görüldü.

Aslında cihazın çalışma prensibi çok basitti. Görme ekranındabelli zaman aralıklarında belli sayıda sözcük ve ya görüntüyü çokhızlı adeta şimşek çakar tarzda ortaya çıkarıyordu. Bir projeksiyonda resim gösterilmesine benzer bir teknikle çalışan tachistoscope'averilen görüntülerle zihinde tanıma hızını artırıyordu. İşte burdanhareketle bilinçaltını etkileyerek insan davranışlarınıyönlendirmeyi amaçlayan ve adına "Sublimimal" mesaj yani bilinçaltımesaj denilen kavram bu şekilde orta çıktı.

Amerikalı yazar Dakley Packard 1957 yılında bu gizli iknayollarını ele aldığı "the hidden persuaders" adlı kitabınıyayınladı. Kitabında umut, korku, suçluluk ve cinsellikler üzerineodaklanmış reklamlarla insanların ihtiyaçları  olmayan mallarıdahi satın almaya ikna edildiğini tesbit etti.

Ardından reklamların tüketici davranışları üzerindeki etkileriniaraştıran James Vicary, 1957 yazında New Jersey City sinemasalonunda Piknik adlı filmin gösterimi sırasında efsane deneyinigerçekleştirdi. Vicary, sinema salonunda projeksiyon makinasınınyanına görüş algısı denemelerinde kullanılan çok kısa anlıksürelerle resim ve harf gösteren bu cihazı  tachistoscope'uyerleştirdi. Film süresince her beş saniye de bir flaş şeklindepatlayan reklam mesajlarını ekranda görüntüledi. Bu mesajlarsaniyenin üç binde biri kadar kısa bir süre sinema perdesindegöründüğü için hiç kimse farketmedi. İzleyicilerin hiç biri bumesajları bilinçli bir şekilde algılayamadı. Ancak bilinçaltlarıikna olmuştu. Şartlı ve sürekli kendilerine aktarılan butekrarlamalar hareket ve davranışlarını etkilemişti.

Gönderilen mesajlar; kola iç, acıktınız mı, patlamış mısır yiyinşeklindeydi. Sonuç son derece ilginçti. Patlamış mısır satışlarıyüzde elli yedi, kola satışlarında yüzde yirmi artış olmuştu.

Farkına varılamayan ve doğrudan bilinçaltına yöneltilen bugörüntü ses ve diğer telkinlerle kişilerin belli davranışlarındadeğişiklik sağlamak mümkün olmuştu... 

Subliminal mesajların verilen mesajlar doğrultusunda insanıyönlendirme ve davranışlarına hükmetme gücüne sahip olduğu birgerçekti. Dünyada 60'a yakın ülke işte bu gücün kötü bir şekildekullanılmasından endişe duyduğu için kullanımını yasakladı. 1964yılında İngiltere ardından da 1974 yılında Amerikan Federaliletişim Komisyonu subliminal mesajların kullanımınıyasakladı...

Ancak Amerika ve batılı ülkelerin sözde uyguladığı bu yasaksadece kağıt üzerinde kalmaktan formalite olmaktan öteye geçemedi.Bugün Amerikan sinemasının kalbi Hollywood'da çekilen dev bütçelifilmlerde Amerikan resmi ideolojisini hakim kılmak için subliminalmesajlar yaygın olarak kullanılıyor.

İşin bir başka ürkütücü boyutuysa masonluk gibi gizliörgütlerin, satanizm gibi benzer sapkın new age tarikatlarının buteknolojiyi kullanarak kendi propagandalarını insanlarınbilinçaltına kazıyor olması.

Peki subliminal mesajlar insan davranışları üzerinde nasıl bukadar etkili oluyor? İnsanın gördüğü ya da duyduğu halde bilinçliolarak algılayamadığı bir çok şey bilinçaltı tarafından otomatikbir pilot gibi kaydediliyor...

Bu işi yaparkende en büyük yardımcısı halk arasında göz çukuruolarak bilinen "fovea"dır. Bu çukurun görevi net görüntüyüsağlamaktır...

Gözün küçük nesneleri ve ayrıntıları yakalayan noktasıburasıdır. İnsan baktığında bir görüntünün içinde ki yazıyı veresmi görmesede fovea bunu yakalar. İşte bu çukur tıpkı bir videokamera gibi bütün kaydettiği görüntüleri alır ve bilinçaltınaaktarır...

Bilinçaltı bunları yeri geldiğinde kullanmak üzere depolar.Bilinçaltı insanın heyecanlarını, korkularını, alışkanlıklarını,acılarını, duygularını açıkçası her türlü davranış özelliğini kayıteder.

 Bilinçaltı insanoğlunun ana rahminde beyni geliştiğiandan  itibaren bu kaydı tutmaya başlar ve ölünceye kadardevam eder.

Bilinçaltımızın görevlerinden biri de bunları yeri geldiği zamaneyleme dönüştürmektir. Yani kararlarımızı bilinçaltınadepoladığımız veriler yönünde gelecekte ki karar vehareketlerimizde uygulatmaktır. Bunları yaparken de sık sıktekrarlanan sürekli davranışlarımıza öncülük verir.

Bilincimizin aksine bilinçaltımızsa zayıftır. İşte bu sıktekrarlanan görüntüleri imgeleri sorgulamaz. Pekiştirir ve kabuleder.

Neticede,

FETÖ verdiği subliminal mesajlarla takipçilerinin ilk öncebeynini, kalbini ve ceplerini boşaltmış, ölüme terk etmişti...

Yorumlar3 yorum