YAZARLAR

Farelerle Öpüşmeyelim!

Son 15 yıldır Tayyip Erdoğan ile ülkemizde siyaset hem siyasi maksat ile yapılmaya başlandı hem de uluslararası alanlarda sesi gür ve haklı çıkan yönetim şekline dönüştü.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Terimler kılavuzuna baktığınızda siyaset için ilk söylenencümle; Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özelgörüş veya anlayış olarak çıkıyor.

Yani devletin yönetim kademelerindeki bireylerin devletinyararına ve çıkarına yönelik çalışma sanatı.

Ve özellikle devletlerarası çıkar çatışmalarının yaşandığı sanatalanı da diyebiliriz.

Gene aynı şekilde siyasi maksat ile devlet içi yönetim tarzınında belirlendiği alandır.

Bu açıklamalar ve tanımlamalar kanaatimce hemen bütün devletleriçin geçerlidir.

Türkiye’mize bakarsak durum nasıl?

2002 öncesi Cumhuriyet kuruluşu tarihine kadar ülkemizdesiyaset devletin ve milletin menfaatlerine yönelik çalışma sistemideğil devlet kademesinde görev yapanların ya şahsi menfaatlerineyönelik kapalılıktı ya da devletlerarası ezikliğimizin tizsesiydi.

Son 15 yıldır Tayyip Erdoğan ile ülkemizde siyaset hem siyasimaksat ile yapılmaya başlandı hem de uluslararası alanlarda sesigür ve haklı çıkan yönetim şekline dönüştü.

Buraya kadar olan durum meselenin yönetimsel açıdan sistemikişleyişinin izahatı idi.

Benim asıl maksadım bu sanatın icrasının devletler kademesindenasıl yapıldığını sizlere anlatmak değil. Zaten eminim ki bendençok daha fazla siyaset ilmini ihata etmişsinizdir.

Maksadıma gelince;

Siyasetin ilmi arasında yer alan en önemli şey söz ve cümlelerinnereye dokunduğu, nasıl manevraların yapıldığı, denklemlerin nasılgözetildiği, algı kademelerinin bir çember içerisinde nasıl ahenkile vücut bulduğu aşikârdır.

Hem siyasi parti yöneticileri ve bireyleri kendi aralarında builmi kuşatır ve en iyi şekilde kullanmaya çalışırlar hem desempatizanlarına karşı sevimli davranmaya çalışırlar.

Bunda bir beis yok hatta olması gereken de bu.

Yukarıda dediğimiz gibi Tayyip Erdoğan ülkemizdesiyasetin dilini de jargonunu da değiştirmiştir.

Ve milletine karşı daha önceki siyasiler gibi gayri dürüst biryaklaşım ile siyasetini icra etmeyip milletin adamı olarakdavasının en iyi sahibi olarak ilmi siyasetle milletinin yanındaolmaya da devam ediyor.

Maksadıma gelelim dedik ya. İşte burada önemli olarak söylemeyeçalıştığım şey şudur; siyasetin dili ve ilmi dostluklar arasındaevlere kadar, iş yerlerine kadar, insani iletişimlere kadar inersesıkıntı zuhur eder.

Özellikle STK’larda siyasi jargon ve yaklaşımlar kimlikbulup kendisine köşe bulursa bu ciddi bir sıkıntıdır.

Sivil toplum kuruluşları toplumsal sorunlara bağımsız olarakyardımcı olurlar.

Devletin bekasına yönelik kamuoyunu bilgilendirme veaydınlatmayı kendilerine görev olarak gören kişiler tarafındankurulan kuruluşlardır.

Tabir-i diğer ile dava bilinci olan bireylerin bir aradabulundukları hizmet etme mecralardır.

Çalışan veya üyeleri tamamen gönüllülük usulüyle görev yapan,kar amacı gütmeyen, gelirleri olmayan, millete ve devlete hizmetetme sevdası ile yanıp tutuşan kişilerini bir arada olduğuörgütlerdir.

İnsanlara ve topluma yardımcı olarak bilinçsiz olanlarıbilgilendirip hizmet alanında herkese yardım etmek içinkurulmuşlardır.

STK’lar ile ilgili bu kadar açıklama yapma sebebim şudur ki; bukuruluşlarda siyaset güdülmez ve bireyler birbirlerine karşı ilmisiyaset ile davranıp hareket etmez.

Çünkü siyaset sanatını ikili ilişkiler ya da dava ruhunun neşetetmeye çalıştığı yerlerde kullanmaya kalkarsanız dostluklara vedavaya zarar vermiş olursunuz.

Bir dostum şöyle bir şey söylemişti; dostluklar arasında siyasimanevralar yapıyorsan bunun izahatı “fare ile öpüşeceksinve miden bulanmayacak!” şeklinde ancak yorumlanabilir!

Dava bilinci ile bir araya gelen dostların vatanına ve milletinefaydalı işler yapılan ortamlarda siyasi manevralar yapmasısıkıntılar doğurur ve düşmanlık tohumlarını ortama serper.


Yorumlar3 yorum