YAZARLAR

Eski kocaya açık mektup!

Değişiyoruz. Dünya nasıl çalkalanıyorsa/taşlar nasıl yerinden oynuyorsa, maneviyat da öyle.

Değişiyoruz. Dünya nasıl çalkalanıyorsa/taşlar nasıl yerinden oynuyorsa, maneviyat da öyle. Nasıl bir değişim süreci yaşıyorsak, maneviyat da daha güçlü bir süreç yaşanıyor.

Artık gizli/saklı yok. İçimiz dışımızda. Maneviyat en büyük çalkantımız.

Sosyal medya, çanak tutan mecra. Bununla ilgili attığım bir twitte gelen cevap; ‘’Tıp literatürüne yeni hastalıklar giriyor, yakında bunların karşılıklarını tıpta bulacağız.’’

‘’Kocamla Veda fotoğrafı;(kocasıyla olan fotoğrafı eklemiş) Kuwait’de evde son buluşma, ne ben bana benziyor, ne o sevdiğim adama. Hayatlar yol ayrımındayken kimse iyi durmuyor objektif karşısında.

Yine de kocama ‘’beni gelini yaptığı için teşekkür ederim’’ Yazar facebook sayfasına, İzmir kadının tüm güzelliğini ve estetiğini tepe tepe almış,kalemi kuvvetli, gönlü/yüreği güzel yazar arkadaşım.

Özel hayatını/evliliğini/ayrılığını, buna dair duygularını/travmalarını onun hisli/kuvvetli kaleminden ben ve tüm facebook arkadaşları hayretle ve üzülerek izledik…izledik…izledik.

Hissediyordum; kimisi bu denli açık olmasını yadırgıyordu.Öyle ya; ‘’kol kırılır yen içinde kalır’’ atasözleriyle büyümedik mi bizler…

Ama o yaşadıklarına ve çektiği acılara kayıtsız kalamazdı. Kendisi gibi ortak sorunlar yaşayan milyonlarca kadın vardı ve haykırıyordu…

Çünkü o seven ve Aşk için büyük fedakarlıklar yapmış duygu insanıydı. Yazacaktı…Yazmalıydı. O aynı zamanda yaşadıklarını yazmak için bu dünyadaydı.

En son geçtiğimiz hafta eski kocaya açık bir mektup yazıldı. Kendisinden izin alıp, İsimleri değiştirerek mektubu aynen yayınlıyorum.

ESKİ KOCAYA AÇIK MEKTUP

Merhaba Ahves;(Ahves eski koca) bu gece uyku tutmadı, çünkü bu akşam bir randevum var:

Romantik bir randevu.
Bana taaa 5 ay evvel , ben daha seninle barışma umuduyla alev alev yanarken ailendeki kadınların; Aylin’in, Seda’nın, hatta Merve Annenin söylediğini yapacağım…

"Git başka erkek bul Aynur" diyen bu acımasız kadınlar ordusuna ikimiz de yenik düştük...
Ben Kasım’da senin için ağlarken o çok beğendiğiniz kuzenin Zeynep; "Amaaan neağlıyorsun, çık sokaklara bir yakışıklı bul, unut kocanı, git eğlen" diyordu...
Ve Seda otelde bana; " Git başka erkekle aldat kocanı, biz affederiz seni Aynur ama sakın Ahves’'den bir bebek doğurma, yoksa asla affetmeyiz seni" diyordu.

Ve Annen; Yasemin setten arayıp "Merve teyze bunlar birbirini çok seviyor, gelin Ahves veAynur’u" barıştıralım’’ dediğinde "Sevgi de neymiş, üç günde unuturlar, gitsin başka adam bulsun kendine" diyordu.

Ve tabii Kuveyt’teki Türk kadınlar; "Aynur seni istemeyeni sen hiç isteme, git kendine güzelbir sevgili bul, Kocanı aklına bile getirme " diyordu.

Özellikle Zerrin seni bana çok fena kötüleyip sonrasında ‘’canım Ahves'ciğim’’ dediğinde canım yanıyordu canım!…

Ve ben bekledim Ahves...Hep bekledim…
Bu kötü kalpli kadınlar ordusu üstüme gelirken, ben hep bekledim. "seni bekledim" Umutla, aşkla, inatla bekledim...

Sen sevgimi göreceksin, evlilik yeminine bağlı kalacaksın diye…
Ama sen bana değil, bu kötü kalpli, kötü niyetli kadınlar ordusuna hak verdin...

Boşandın... Elimizle kurduğumuz güzelim yuvamızı yıktın!
Gelmeyi bırak, telefonla bile beni aramadın...
Çok ağladım, çok özledim seni... Ama sen kalbini kapattın...
Ve Allah bana acıdı; mahkeme sonrası şans eseri tanıdığım, Bodrum’da bile beni günde iki kere arayan, hayatında beni görmek isteyen, bana bakarken gözlerinin içi gülen bir adam var şimdi ve bana aşkını sunmaya hazır...
Tabii ben seni daha "kocam" olarak hissederken bu sıcakkanlı adama ne verebilirim, bilemiyorum...
Ama senin çevrendeki "tecrübeli kadınları" dinleyip bu yakışıklı güzel adama bir şans vermek istiyorum...
Herkesin istediği bu değil mi?... Kuwait’ten, senden, denize bakan evimden, beni bir ordu olup kovarlarken hayatındaki her kadın bunu emretti bana:

"Aynur, git kendine başka adambul.

Ahves’i unut"...
Dilerim Ahves; bize karanlığı yaşatan Seda/Aylin/Annen mutlu olur...

Kimseyle buluşamazdım ama Nermin Hanımın bir lafı beni kendime getirdi:

"Kızım bu adamseni bir parça sevseydi aile emriyle boşansa bile bir defa telefonla arar ‘’nasılsın Aynur?’’diye sorardı, Sen karısıydın, sahip çıkmadı, sildi attı seni ve bizi" dedi benim çok şeye dayanıklı, sabırlı anneciğim.
Sen sormadın beni Ahves... Hiç...
Ve ben "bekledim"... inan seni çok bekledim..
Hep sevgiyle.... (Şu an ezan okunuyor ve ben her şeyin ikimiz için ve hepimiz için "iyi olmasına" dua ediyorum...)

Bu mektubu okuduğunuzda onu nerede yadırgadınız nerede hak verdiniz, biliyorum…

Bakın kendisi nasıl bir açıklama getiriyor;

‘’Benim hikayem özel gibi algılansa da, bizler gibi "dedikodu" kazanıyla kaynayan, kişilik hakları ateşlere atılan, hobisiz, meşgalesiz, üretimsiz ve yaratımsız toplumların "ana direği" kadınımızın dramıdır aslında...

Ben çölde bir vaha, bir "yuva" kurdum, eşimin canı gibi sevdiği kaç kadının sözü uzandı taaa Kuveytlere, şaştım kaldım...

Suçlu yok, suç yok; benimki bir durum tesbiti.

Diyorum ki "Mutluluk yemini edip evlenen iki kişiye kimsecikler karışmasın. Yuvalar dağılmasın boş vakitlerde "dillere malzeme" olmasın hiçbir çift...

Aşık kalpler kırılmasın. Ağlamasın sevgililer. Adına ‘aile" dediğimiz hapishane zindanında esir düşmesinler...

Ve erkekler; Allah huzurunda "karım" dediğini aile meclisine çiğnetmesinler... Çok zor değil bu... Sadece sevgi yeter... Yetmeli…

Devam ediyor…

Bu hafta "anne" oluyordum ben. Dindar geçinen Kadıköy doğumlu elli yıllık Kuveyt’li, hükümet gibi kara iktidar sahibi kayınvalidem elimi hakkaniyetle tutabilseydi.

"Çok Yaşlısın Aynur, kör doğar/ topal doğar, bizi mahveder bu bebek" dedi ve yerlere serdi beni, namaza duran sözde müslüman bu hanım.

Ve ben bebeği kaybettikten sonra bir de evliliğimi "katli vacip" ilan etti ki başka bebek gelmesin benden...

Ben hakkımı helal etmezsem cennete asla giremez diyorlar.

Bana ettikleri her türden eziyeti bir tek şartla affederim ki "başka bir kadını canevindenyakma" kuvveti bulmadığı sürece bağışlarım bana günah edeni.

Kocaya açık mektupta yazdıklarıyla onu değerlendirmeyin. Onu anlamaya çalışın. Çevrenin ve duyguları masumluğunu yitirmiş tüm arkadaşlıkların ve aile faktörünün neler yapabileceğini düşünün.

Erkek annesinin bir yuvayı ne hale getirebileceğini görün. Bu zaten bizim toplumumuzda çok yaşanan bir vaka değil mi?

Hepimiz aynıyız. Onun tek farkı var çoğunluktan, duygu ve düşüncelerini ve yaşadıklarını cesaretle paylaşıyor olması.

Kulağımda yankılanan;

‘’Bu hafta anne oluyordum’’

facebook.com/aylanametwitter.com/aylaname

Yorumlar