YAZARLAR

Eşcinsellerde dindarlık…

Dünyanın bir çok ülkesinde eşcinsellerle ilgili çok katı kurallar var

Bilgi ve anlam kirliliği olmaması adına ‘’eşcinseller ve evlatları’’ başlıklı yazımda eşcinsellerle ilgili çiziktirdiğim cümlelerime dönmek istiyorum.

Şöyle ki; bir önceki yazımda, diğer konularla ilgili farklı tepkiler beklerken, ‘’Fransa meclisinin eşcinsel evlilik ve evlat edinmeye imkan sağlayan yasa tasarısının kabulü’’ ile ilgili yanlış anlaşılan yorumumu biraz açmak sonra kapamak istiyorum.

İki farklı grup eleştirdiği için söyle başlamak istiyorum; ‘’İçinize su serpecek bir haber, Fransameclisi eşcinsel evlilikleri kabul etti’’ derken, orada hafif bir ironi vardı Sayın okuyucum…

Asla eşcinsel ve heterosekseksüel olsun kimseyi aşağılamak adına değil, dünya ve gündemi bu kadar kaos yaşıyorken, ülkemizde taşlar bu kadar yerinden zıp zıp zıplıyorken, Fransa meclisi tarafından alınmış bu kararın şu an ki ehemmiyetsizliğini dile getirmeye çalıştım.

Bir okuyucum demiş ki;

‘’Eşcinsel çocukların hepsinin anne babasının eşcinsel olduğu için mi eşcinsel olduğunu sanıyorsunuz?(bir cümlede bu kadar eşcinsel kullanıldığı için özür) Eğer etkilenmeyle eşcinsel olunsaydı, heteroseksüellerin egemen olduğu bir dünyada herkes heteroseksüel olurdu, Eğer yazı yazıyorsanız, araştırıp öğrenerek yazı yazın. Masum insanların hedef gösterilmesi ve öldürülmesi için yazı yazmayın. Sizin cahilliğinizden etkilenip eşcinsellere karşı nefret duyan insanların oluşabileceğini unutmayın. Yoksa amacınız zaten eşcinsel nefreti oluşturmak, var olan nefretin cinayetle sonuçlanmasına sebep olmak mı?’’

Haşa !

Asla!

Üstelik ‘’Eşcinselleri seviyorum’’ başlıklı yazımı arşivimden bulup okuyabilirsiniz.

Karşıt olduğum düşünce asla eşcinsel evlilikler ve eşcinseller değil şu an bunu yazmaktan dahi rahatsız oluyorum.

Tek hassasiyetim; bu tür evliliklerde, evlat edinilmesine izin verilmesi...

Eşcinsel evlilikleri ilk kabul edenler, Kuzey Avrupa ülkeleri. Daha sonra Atlantik ve ABD’ye sıçrıyor. Amerika’nın bazı eyaletlerinde, eşcinsel çiftlere evli çiftlerin sahip olduğu bütün haklar veriliyor. Ama çiftler evlilik haklarından yararlansa bile bir çok ülkede evlat edinmelerine izin verilmiyor.

Dünyanın bir çok ülkesinde eşcinsellerle ilgili çok katı kurallar var, şimdi bunlara değinmek istemiyorum…

Eşcinsel evlilik/hakları /özgürlükleri okey, sıkıntı yok ama söz konusu evlat edinme olduğunda kafam karışıyor net söylemek istediğim budur.

Çünkü; eşcinsel anne/babanın çocuğun psikolojisini nasıl etkileyebileceği konusunda tıkanıyorum. Bu tür örnekler görmediğimden olabilir…

Diğer taraftan medyanın eşcinsel politikası başlıklı bir makalede ,’’ülkemizin güneydoğusorunu çözüldüğü takdirde Türkiye’nin gündemini işgal edecek yeni konu eşcinsellik sorunuolacaktır’’ şeklinde notlar görüyorum…

Türkiye’de lezbiyen-eşcinsel birey sayısı %5-10 arasında olduğu da belirtiliyor.

Eşcinsellik psikolojisine gelirsek;

Kişinin eşcinsel duygulara sahip olması istem dışıdır, ama bunu fiiliyata döküp dökmemesi kendi elinde. Bastırmak asla çözüm değil. Sonradan eşcinsel olanların hayat hikayelerine inildiğinde bir çok ortak yaşanmışlık olduğunu konunun uzmanları çok güzel açıklıyorlar.

Diğer taraftan eşcinsellerin, dini olmadığını savunanlara hararetle karşı çıkıyorum.

Bu durumun dinle/imanla/inançla bir bağlantısı olmadığını düşünüyorum. Üstelik çok fazla inançlı oldukları da belirtiliyor...

Geçtiğimiz aylarda, eşcinselliğin tartışıldığı bir programda aldığım notlardan yola çıkarak, şunları da eklemek istiyorum;

_Eşcinsellere göre; heteroseksüeller sadece neslin devamı açısından önemliler.

_Yalnız yaşadıklarında, daha yüksek standartlarda yaşadıklarını belirtiyorlar ve heteroseksüelliği kesinlikle sıkıcı buluyorlar.

_Heteroseksüeller tarafından yıllarca bastırıldıklarını fakat artık son dönemlerde, onlara karşı son derece sempatik davranıldığını bir nevi geçmişi telafi etmeye çalışıldığını belirtiyorlar.

_Eşcinsellerin olduğu yerde kadınların daha rahat eğlendiğinin belirtildiği programda, ayrıca çok daha fazla yetenekli olduklarının altı çizilmişti.

_Biseksüelliği riyakarlık olarak gören eşcinseller, azınlık psikolojsinden ve ötekileştirilmekten hayli rahatsız olduklarını belirtmişlerdi.

Sonuç olarak; dünyanın kimyasının hızla değiştiği ve 2013 itibariyle çok net görebildiğimiz ve şaşkınlıkla izlediğimiz şu süreçte, matruşka bebekleri gibi bölünürken, daha dün asla kabul etmeyeceğimiz, konuşmaktan dahi kaçındığımız/ürktüğümüz her şeyi bir bir yaşıyorken, karşıt olduğumuz tüm fikirlerimizin/düşüncelerimizin daha güçlendiğini görüyorken, karşıtlığın, karşı tarafı güçlendirmekten başka bir işe yaramadığını, ezilen/ezik durumunda olanın/kendini öyle hissedenin, ezik görünmenin verdiği,pozitif ayrımcılığın getirdiği şaşayla, kendini sahnede bulanların,coşkulu oyunlarını izliyoruz bizler…

Hiçbir durum kalıcı değildir.

Ötekileştirmekten şikayet eden, heteroseksüellerin haklarının aynısını talep eden eşcinseller, elbette bir gün tüm isteklerini alacaklardır. Karşı çıkmanın, halının altına süpürmenin, çözüm sürecini nasıl çıkmaza soktuğunu yakın tarihte farklı olaylarda yaşadık/yaşıyoruz.

Kamer Genç;

Mecliste Fatma Şahin’e, "Çanakkale zaferi için savaşan bütün askerlere teşekkür ederken Atatürk'ü neden anmadınız, Atatürk olmasaydı kimbilir şu an hangi ülkede kaç eşli olacaktınız, Atatürk'ü anmak sizi neden bu kadar rahatsız ediyor" diye soran Sayın Genç; söyledikleriniz de belki de yerden göğe kadar haklısınız! Ama kullanılan üslubun kişiyi belki de haklıyken nasıl haksız duruma düşürdüğünü bizzat sayeniz de gördük. Empati yaptığımda Sayın Şahin’in öfkelenmesine hiç şaşırmadım. Mecliste ki kadınların bu tür bel altı söylemlerle susturulmaya çalıştığını zaman zaman görüyoruz.

Ne diyelim; hiç yakışmıyor!

Yorumlar