YAZARLAR

Ertuğrul'un Ufkunda 'Diriliş Erdoğan'

“İnşallah devlet olacağız, bunun için sıkıntılara duçar kalacak ama yine de daha öteye giderek denizi dahi geçeceğiz!”

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

TRT’nin projeleri arasında Diriliş Ertuğrul dizisi nerdeyseülkenin çoğunluğu tarafından izleniyor.

Daha net anlaşılsın diye bir diziyi örnek vererek analiz yapmayaçalışacağım.

Osmanlının kuruluşuna kadar gidecek olan sürecin kırılmanoktası; Ertuğrul’un göç ediyor olması. Göç ile birlikte KayıAşiretinin hayatının devam etmesi de beraberinde geliyor.

Bir başka aşiretin misafiri ya da sığıntısı olarak idameedilmeye çalışılan bir hayat var önümüzde.

Ama Ertuğrul dik durarak ve her şeyi göze alarak Kayı Aşiretininyaşaması ve bağımsız olması için tabiri caizse gemileri yakıyor veobası ile birlikte yeni mekân ve tarihe doğru yol alıyor.

Seferler, siyasi salvolar, düşman ile boğuşmalar neticesindedoğru ve pısırık olmayan bir ilmi siyaset ile yönetiyoraşiretini.

Sonrası malum; Osmanlı neşet ediyor ve 600 yıl bütün dünyayaadalet, mertlik ve dürüstlük ile hükmediliyor.

Gelin burada biraz soluklanalım ve farklı bir kurgu ile senaryoçizelim.

Ertuğrul’un kendisinden büyük iki ağabeyi vardı, Gündoğdu veSungur Tekin.

Ağabeylerinin yukarıda söylediğimiz tarih serüvenini yönettiğinihayal edelim bakalım ne olurdu.

Ta başından bir defa böyle bir göç sürecine başlanmaz veyaşanılan tarih sahnesinde rol alınamazdı.

Osmanlı diye bir devletten bahsedilemez dahası daimabirilerinin güdümünde yönetilen bir geçmişten bahsetmek zorundakalırdık herhalde.

Efendimiz (a.s)’ın hadisinde işaret ettiği askerler vekomutanlar olma şerefine nail olunamazdı.

Bizans mağlup edilip İstanbul fethedilemezdi.

Dünyanın en güzel şehri diye övündüğümüz İstanbul; gavurAvrupa’nın sınırları içerisinde kartpostallarda ya da sanal dünyadaki “gidilip gezilecek yerler” arasında görüntüden ibaretkalırdı.

En güzel mimari yapılara sahip, medeniyetimizinsütunları gibi göğsümüzü kabartan camilerimiz olmazdı.

Bu teşhisi yapmaya çalışmamdaki en büyük saik; Ertuğrul göçettikten sonra ağabeylerinin gelerek geri dönmesi noktasında teklifsunmuş olmalarıdır.

Ertuğrul ise; “İnşallah devlet olacağız, bunun içinsıkıntılara duçar kalacak ama yine de daha öteye giderek denizidahi geçeceğiz!” yanıtını vermişti.

Hedef ve idealleri büyük, ufkuna ise ağabeyleri yetişemiyordu.Ne kadar fazla zorluk ve sıkıntı ile boğuşsa da asla ufkunungenişliğindeki hayallerinden vaz geçmedi.

Her daim ufkunda tek hedef vardı; devletolmaktı.

Sadece yaşamış olduğu zamanın gereksinimleri arasında sıkışan yada yeterli gören bir yönetici-siyasetçi değil geleceğin inşasınınzeminini hazırlayabilmenin derdi ile yöneticilik yaptı.

Mevcut şartların bahaneleri arasında ağabeyleri gibisıkışıp kalsaydı bizler bugün Yıldırım Bayezid’in, Fatih’in,Selim’in, Süleyman’ın, Abdulhamid Han’ın torunlarıyızdiyemeyecektik.

Ertuğrul, Bizans’a (gavur Avrupa) ve içerideki satılmış hainlererağmen taviz vermeksizin devlet olabilmenin ufku ile geri adımatmadan, kimseye sığıntı olmadan, tarih sahnesinin en önemli vebüyük karakteri olmamız için yaşadı, savaştı ve yönetti.

Evet, bin yıl sonrasına yani şimdi ki tarihimize bakalım!

2007’den beri ülkemizin üzerinde oynanan oyunlar, bizden görüneniçimizdeki hainler ve aklı kıt şekilde şartlara göre yönetimisınırlandırmaya çalışanlar ile boğuşuluyor.

2008 Cumhurbaşkanlığı seçiminden itibaren yaşanılan sıkıntılısüreç, gezizekalıların gavur Avrupa mihmandarlığında ortayaçıkarmaya çalıştıkları Gezi olayları…

17/25 Aralık Fetö olayları, 15 Temmuz Fetö darbe girişimi, 16Nisan referandum sürecinde başta gavur Avrupa’nın devamında ülkeninbütünlüğünü istemeyenlerin anlamsızca “hayır” demeleri…

Arada yaşanan bir sürü terör olayları ve siyasi girişimlerisaymıyorum bile.

Bütün bu süreçlerin sebebi sorulmuş olsa emin olun duyacağımızyanıtlar; “eskisi gibi güçlü bir devlet olmamızın imkânsızolduğundan” düşüncesi olacaktır.

Birilerine sığıntı yaşamak, zamanın şartları gereği yeterligörülecektir.

Bir düşünelim; Tayyip Erdoğan bütün bu süreçlerde Ertuğrul gibideğil de ağabeyleri gibi davranmış olsaydı tarih sahnesinde geleceknesillerimiz nerede olurdu?

Erdoğan’a da geri dur diyen, yapma-etme diyen yanında veetrafında arkadaşları ve kardeşleri yok muydu?

Duçar kalmış olduğu bütün sıkıntılar ile boğuşmasınıntek nedeni; bağımsız şekilde her türlü kararı kendi başınaverebilen bir Türkiye Devleti.

Devlet olmak adına, Fatihlerin, Selimlerin, Abdulhamidlerin,Erdoğanların önünü açmak için Ertuğrul yanındaki arkadaşları vetebaası ile büyük bir tarih yazdılar.

Erdoğan da bütün milleti ile birlikte yeniden bir tarihyazmanın temellerini atıyor gelmesi yakın olanlariçin.

twitter.com/msbeser
facebook.com/msbeser

msberser@gmail.com

Yorumlar14 yorum