YAZARLAR

Ensar olamadık, bari zebani olmayalım...

Nefret ve öfkenin gölgesinde, gözümüzü bürümüş olan hırsın perdelediği karanlıkta yol alıyoruz.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Suriyeli muhacirler evlerini barklarını bırakıp savaştan kaçarak ülkemize geldiğinde herkes Türkiye’nin “Ensar” olacağı konusunda hemfikirdi.

Gerek yazılı ve görsel medyada gerekse sosyal medyada herkes “Ensar” olabilmenin faziletlerinden dem vuruyordu.

Burada hemen "Ensar" ile ilgili okuyucularımıza kısa bir bilgi vermek yerinde olacaktır kanaatindeyim. 

Ensar; Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sas) Mekke'den Medine'ye hicret ettiği zaman, Mekke'den gelen "Muhacir" (Hicret eden) Müslümanları konuk edip, onlara yardım edenler için kullanılmıştır. 

"Ensar", Arapça bir sözcüktür. Arapça'da "yardımcılar, yardım edenler" anlamına gelmektedir.

Heyhat, bugün geldiğimiz noktada bırakın “Ensar” olabilmeyi adeta insanların kâbusu haline geldik.

Özellikle son birkaç haftada yaşananlarla özellikle çocuklara korku travmaları yaşatır olduk.

Maalesef toplumun geldiği nokta hiç açıcı değil.

Oysa ki biz bir “vakıf medeniyeti”nin çocuklarıyız. Ceddimiz Osmanlı bırakın insanları dağdaki hayvanları bile düşünmüş, kışın onların aç kalmaması için vakıf kurmuştu.

Sadece dağdaki hayvanlar mı?

Hayır, elbette ki değil.

Osmanlı’nın kurduğu şu vakıflara bir bakar mısınız:

-Sokak Hayvanlarına Ekmek Veren Vakıf,  -İpekböcekçiliğini Geliştiren Vakıf, -Hayvanlara Mera Açan Vakıf,  -Leyleklerin Korunması Vakfı,  -Halkın ve Yolcuların Hayvanlarını Sulayan Vakıf,  -Güvercinhane Yaptıran Vakfı,      -Hayvan ve Tohum Islah Eden Vakıf, -Câmî, mescid, tekke, zâviye ve türbelerin inşâ ve bakımı vakıfları, -Aşevleri, çocuk emzirme ve büyütme yuvaları, -Esir ve köle âzâd etme vakıfları, -Fakirlere yakacak temin etme vakıfları, -Efendileri tarafından azarlanmaması için, hizmetçilerin kırdıkları kâse ve kapların yerine yenilerini alma vakıfları, -Yetim kızlara çeyiz hazırlama vakfı, -Borçluların borçlarını ödeme vakfı, -Dul kadınlara ve muhtaçlara yardım etme vakıfları, -Mektep çocuklarına gıda ve giyecek yardımı yapma vakıfları, -Fakir ve kimsesizlerin cenazesini kaldırma vakıfları, -Bayramlarda çocukları ve kimsesizleri sevindirme vakıfları, -Yaşlı ve kimsesiz hanımları koruma vakıfları...

Herhalde Osmanlı’daki vakıfların sadece isimlerini yazmaya kalksak ciltler dolusu kitap yazılır.

Şimdi ise gazetelerde gün aşırı çocukları döven insanların haberlerini okuyoruz.

Yerinden yurdundan edilen insanların haberleri, bu insanların istismar edilme, aldatılma haberleri medyamızın sayfalarını süsler oldu.

Nerede kurda kuşa sahip çıkan atalarımız, nerede hırsını hıncını çocuklardan çıkaran biz.

Nerede yaşlı ve ihtiyarlara sahip çıkan atalarımız nerede yaşlı insanları sokaklara atan biz...

Birbirimize merhamet gözlerinin ışığı ile bakmadığımız gibi her istenildiğinde karşılıksız el uzatanın kapısında, nefsimize de merhamet dilenmeyi unuttuk.

Nefret ve öfkenin gölgesinde, gözümüzü bürümüş olan hırsın perdelediği karanlıkta yol alıyoruz. Nefrete verilen verginin sorumlusu olan kimliklerimizle.

Az biraz yapmacık dua ve gözyaşı, yoğun hamasi sözlerle sosyal medya aracılığıyla temizlemeye çalışıyoruz vicdanlarımızı.

Bizi şekillendirmek isteyenlerin süslü zamanında israf ettik insaf duygularımızı, muhabbet ve sevgiye dair biriktirmemiz gereken merhamet hislerimizi.

Sahi, ne oluyor bize?

Biz ne zaman bu hale geldik?

Ne zaman bu gaddar ve zalim olabildik?

Ne zaman çocukları hayatından bezdiren bir toplum haline geldik?

Ne zaman yoksulu istismar eden bir toplum haline geldik?

Biz birbirimizi ne zaman nerede kimin aracılığı ile yitirdik?

Birbirimize nasıl oldu da bu kadar bilendik?

Oysa biz birbirimizi bilendik.

Atalarımız gibi Ensar olamadık bari zebani olmasaydık.

Heyhat, onu da beceremedik.

Bari bıraksaydık da gariban kendi başlarının çaresine bakabilseydi. Bari yardım etmiyoruz en azından köstek olmasak... 

****

Şanlı ordumuz ve askerimiz hem mazlumların hakkını korumak hem de ülkemizin güvenliğini sağlamak için Suriye’de bir barış operasyonu yürütüyor.

Rabbimden niyazım odur ki tek bir Mehmetçiğimize zarar gelmeden bu kutsal görevi başarıyla yerine getirecek olan şanlı ordumuz muzaffer bir şekilde ülkemize döner.

Dualarımız şanlı ordumuz ve Mehmetçiğimizle birlikte...

facebook.com/msbeser

twitter.com/msbeser

instagram.com/msbeser

Yorumlar 7 yorum