YAZARLAR

En tehlikeli gidişat…

Türkiye için en tehlikeli olan nedir? Seçimlerin iptal edilip yeniden yapılması mı?

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Bana sorsalar ki;

Türkiye için en tehlikeli olan nedir?

Amerika’nın Türkiye’ye ekonomik ambargo uygulaması mı?

Vatan hainlerinin darbe yapma girişimi mi?

Seçimlerin iptal edilip yeniden yapılması mı?

Rusya’nın Türkiye’yi yalnız bırakması mı?

Suriye, Yunanistan gibi ülkelerin Türkiye’ye savaş açması mı?

Tarihte görülmemiş büyüklükte bir ekonomik kriz mi?

İç politikanın kilitlenmesi ve bir hükümet krizi çıkması mı?

Bu ve benzeri olarak sıralanacak sorunların hepsine tabiri caizse güler geçerim.

Çünkü bu millet; tarihinde çok sayıda savaş, birçok ekonomik kriz, çok defa hükümet krizleri, birçok kere de darbe girişimleri görmüştür. Ama hepsinden de yüzünün akıyla, başarıyla, daha da güçlenerek çıkmıştır.

Ben bunların hiç birinden korkmam ve endişe etmem lakin benim endişe ettiğim ve korktuğum bir şey var…

Ahlaki yozlaşma ve çöküş…

Son zamanlarda seçimle yatıp seçimle kalkıyoruz, dolar indi mi çıktı mı dakika başı kontrol ediyoruz, Amerika F-35 anlaşmasını iptal edecek mi, Türkiye Rusya’dan S-400 füzeleri “almalı” mı “almamalı” mıyı tartışıyoruz.

Bütün bu hay huylar içerisinde gözden kaçırdığımız o kadar çok şey var ki…

Kız ve erkek çocuklarına tecavüzlerin sayısında hiç de azımsanmayacak bir artış var…

Boşanma sayıları bir önceki yılların kat be kat üzerinde. Aile yapımız s.o.s veriyor.

Gayrimeşru ilişkiler bir marifetmiş gibi sunuluyor.

Cinsiyet eşitliği safsatası adı altında cinsiyetsizlik özendirilmeye çalışılıyor.

LGBT adı altında erkek-erkeğe veya kadın-kadına olan sapık ilişkiler legalleştirilmeye çalışılıyor.

Öğretmenlere yönelik şiddet, eğitimciye saygısızlık had safhada.

Zengin ile fakir arasındaki uçurum gittikçe açılıyor.

Toplumun bir kesimi Çırağan Saraylarında israfın zirvesine ulaşan düğünler yaparken, parasızlık nedeniyle düğün yapamayan gençlerimiz var maalesef.

Bir tarafta bir ailenin her ferdinin altında son model lüks arabalar varken diğer tarafta asgari ücret ile geçinmeye çalışan insanlar var toplumda.

Televizyon dizilerinden toplum ahlakını yerle bir eden sahneler boca ediliyor.

Diziler o kadar pespayeleşti ki bekâret kanını konu eden aşağılık  bir senaryo yazılıp televizyonlarda gösterilebiliyor.

Siyasi rakibi alt edebilmek için olmayan kurgular icat edilip gerçekmiş gibi algı operasyonları yapılıyor.

Vahşice işlenmiş cinayetler toplum ahlakının ne derece sefahate uğradığının bir göstergesi.

Hayvanlara yönelik yapılan işkenceler vicdansızlığın en açık delili.

İnsanların aç kalması pahasına derelere dökülen soğan ve patatesler nimete karşı saygısızlığın en aşağılık olanı...

Korkarım bu gidişle toplumu geçmiş kavimlerin uğradığı gibi bir son bekliyor.

Erkek-erkeğe ve kadın-kadına ilişkilerin yaşandığı Lut Kavminin uğradığı gibi bir sona doğru hızla yol alıyoruz.

Sodom ve Gomore’nin sonu gibi bir sonla karşılaşmamız hiç de uzak bir olasılık değil.

Vezüv yanardağının yerle bir ettiği Pompei halkı gibi bir yok oluşla karşı karşıya kalmamamız için bir neden göremiyorum.

Amerika’nın ambargosu, düşmanların topu tüfeği, iç düşmanların sinsi oyunları ile baş edebiliriz ama ahlaki çöküntü sonucu gelecek olan İlahi cezayı durdurmaya hiçbirimizin gücü yetmeyecektir.

Ve korkarım İlahi azabı celbeden ahlaksızlık katsayımız her geçen gün artıyor…

O gün gelmeden önce Yunus Peygamberin kavmi gibi tövbe edip kurtuluşa erebilmemiz dilek ve temennileriyle…

facebook.com/msbeser

twitter.com/msbeser

instagram.com/msbeser

 

  

 

 

Yorumlar 11 yorum