BIST 2.391
DOLAR 15,55
EURO 16,22
ALTIN 907,13

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun arkasındaki gerçek güç

Ramazan Bayramına “Şeker bayramı” demek gibi çocukça kelime oyunlarıyla onlara olan mesafenizi hep belli ettiniz.

Aslında bugün Erdoğanistlerin, çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’na dönük yaptığı akıl almaz yorumlar için birkaç söz söyleyecektim.

Şöyle düşündüm: Seçime daha 50 gün var. Bunlar daha çok azgınlaşacak, daha kontrolden çıkacaklar. Daha sefil bir ruha bürünecekler. İleride bunları çok konuşup, yazacağız.

Bu nedenle bu yazıyı şimdilik erteledim. Çünkü daha önemli bir konu var.

***

CHP  Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterdiği için bunalıma giren, karalar bağlayan; solcu, Kemalist, laik ve ulusalcılara bir çift sözüm var:

Yıllarca bu toplumla aranıza mesafe koydunuz. Onları adam edilecek, eğitilecek, medenileştirilecek bir cahiller topluluğu olarak gördünüz.

”Dincilikle”, dini siyasi ve ticari çıkarlarına alet edenlerle, alet edilmesiyle ‘mücadele ettiğinizi” söylüyordunuz.

Keşke bunda başarılı olsaydınız.

Fakat kullandığınız dil, gerçek din ve dindarlara gösterdiğiniz sorunlu yaklaşım ve tavırlarınız bu çabanızı değersizleştirdi.

Hiçbir ayrım yapmadan temiz, namuslu, ahlaklı, dini sade bir inanç olarak gören dindarların hepsini “dinci”, “gerici” diye yaftaladınız.

Bu insanlara saygı, hürmet, dostluk, nezaket göstermek tek bir gün aklınıza gelmedi.

Ramazan Bayramına “Şeker bayramı” demek gibi çocukça kelime oyunlarıyla onlara olan mesafenizi hep belli ettiniz.

“Halbuki bu ülkede beraber yaşıyoruz. Bu insanlara saygı için, nezaket için ben de ‘Ramazan bayramı’ diyeyim ne olacak ki” bile demediniz.

Sadece dindarlarla değil, dine de mesafeli bir tutum benimsediniz.

Dinin bu ülke kültürüne, örfüne, adedine, yaşam biçimine kaynaklık ettiğini bir türlü kabullenemediniz.

Toplumun büyük bir kısmı için din ve dindarlığın vazgeçilmez değerler olduğunu hep görmezden geldiniz.

Bir röportajında rahmetli Attila İlhan şöyle demişti: Bu ülkenin ateistleri bile Müslümandır.

İşte bunu bir türlü anlamak, kabullenmek istemediniz.

CHP’den Ankara adayı olan Mansur Yavaş anlatmıştı: “Seçim dönemi CHP ilçe teşkilatlarını geziyorum, Ankara’nın taşrada bir ilçe teşkilat binasına gittim. İçeri girerken de hani ortamı ısındırmak için yüksek sesle ‘selamün aleyküm’ diye selam verdim. Fakat tek bir kişi ağzını açıp da "aleyküm selam" demedi. Çok şaşırdım bu sessizliğe.”

İşte bu! Selamın sıcaklığı ile dinciliğin pespayeliği arasındaki bu farkı hep görmezden geldiniz.

Toplumu dinden uzaklaştırıp “adam etmeye” uğraşmaktan bu ülkede esaslı işler yapamadınız.

Bir asırdır ülkede bir şekilde siz söz sahibisiniz. Medyada, sanatta, sinemada… en önemli noktalarda hep siz vardınız.

Ülkenin geldiği nokta ortada.

Sizler bu ülkeye esaslı değerler katmadığınız için toplum, dindar-sağcı iktidarların modern gecekondularını, gökdelen saçmalıklarını, rant esaslı imar çalışmalarını bile çok değerli icraatlar olarak gördü.

İç barış sizin zamanınızda büyük yara aldı. Özgürlükler, demokrasi gibi değerlerin içi sizin zamanınızda boşaldı.

Siz, bütün enerjinizi dindarları “adam etmeye” harcadığınız için tepki olarak dindarlık iktidar olmanın anahtarı haline geldi.

Bu anahtarı siz ürettiniz.

Toplumun büyük bir kısmı bu iktidar için “çalıyorlar ama çalışıyorlar da” aşamasına gelmişse bunda en büyük kusur on yıllardır ülkede söz sahibi olup da hiçbir şey yapmayanlardadır.

Şimdi CHP gibi bir partinin dindar kimlikli Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermesi çok zorunuza gidiyor.

Hatta gururunuz inciniyor.

Haklısınız. Aslında bu sizin yenilginizin de ilanıdır. Sorunlu bir tarz ve üslupla yanlış bir mücadele içindeydiniz.

Yenilmeniz de kaçınılmaz oldu.

Yıllardır toplumla aranıza mesafe koydunuz. Şimdi o toplum size mesafeli davranıyor. Size güvenmiyor, oy vermiyor.

Çünkü içinizde; Sosyal demokrat, özgürlükçü, nazik ama aynı zamanda din ve dindarlıkla barışık ve bu değerlerin önemini fark eden kimse çıkmadı.

Fakat, belki siz farkında değilsiniz ama Kemal Kılıçdaroğlu ülkemiz için; birliğimiz, bütünlüğümüz için çok önemli fedakarlıklar yapıyor.

Dini, dindarlığı, İdeolojileri siyaset için ortak payda olmaktan uzaklaştırıyor.

Dini, dindarlığı ‘dincilerin’, ‘islamcıların’  tapulu arazisi olmaktan çıkarıyor.

Gerçek dini ve dindarlığı sizin tabirinizle “dincilerin” elinden almaya çalışıyor.

Mezhep savaşının bölgeyi yakıp yıktığı bu dönemde unutulmayacak bir fedakarlık yaparak toplumda ‘mezhep ayrımcılığının’ önüne geçmeye çalışıyor.

Ülkenin selameti, geleceği konu olduğunda ideolojilerin feda edilebileceğini hepimize gösteriyor.

Bugüne kadar sıkça dillendirdiği “artık dindarlara saygılı olacağız” sözlerini eyleme dönüştürüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, sizin bu güne kadar yapmadığınızı yapıyor. Yani bu ülkenin değerlerine, dindarlarına saygı ve nezaketle yaklaşıyor.

Olanca muhalefetinize rağmen Mansur Yavaş’ı aday yaptı. Ankara’da, tarihinizde görmediğiniz oranda oy aldınız. Bana göre seçimi kazandınız. Fakat ‘dindarlar’ hileyle elinizden aldı.

Mansur Yavaş’a da benzer tepkiler göstermiştiniz. Sonra, size getirdiği o sıcak ruhu ve dili çok sevdiniz.

Onun efendiliği, saygılı üslubu sayesinde sonuç almak için mücadelenin nasıl yapılacağını hatırladınız.

Şimdi benzer tepkiyi Ekmeleddin İhsanoğlu için gösteriyorsunuz.

Ama yanlış yoldasınız.

Ekmeleddin İhsanoğlu’na sizi mecbur bırakan bu toplumun büyük çoğunluğunun benimsediği değerlerdir.

Kabul edin ki ektiğinizi biçiyorsunuz.

Peki ben nasıl bir cumhurbaşkanı adayı isterdim?

Muhafazakar iktidarın üstünde dindar geçmişten gelen demokrat, özgürlükçü ve her kesimle barışık birini değil, Sosyal demokrat geçmişi olan ama din ve dindarlarla da barışık, onların da gönlünü kazanmış birini görmeyi çok isterdim.

Böyle biri yok. Ne yazık ki bu sizin kusurunuz. twitter.com/acikcenk