YAZARLAR

Düşüyoruz…

Millet ve devlet olarak bir an önce aklımızı başımıza devşirip acil tedbirler almalıyız.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Çok sevdiğim dost bir ağabeyim yazmış olduğu öykü kitabınıneditörlüğü noktasında benden ricada bulunması ile birlikte hızlıcakitabı edit etmeye başladım. Okudukça toplum olarak bazıdeğerlerimizden ne kadar uzak kaldığımızıhissettim.

Buğday, nohut, köy, tarım, çiftçi, rençper, gübre, harman, hasatkavramlarının yeni nesil tarafından artık yabancı kavramlarlistesinde olduğunu müşahede ettim.

Kitabı tanıtacak değilim. Lakin okudukça bu kavramlarınberaberinde kardeşliğin, imecenin, birlik olmanın, üretkenliğin veçalışkanlığın, üretimin, mahsulün, fikir teatisi içerisinde bulunantoplulukların, büyüklere gösterilmesi gereken saygının, küçükleresevginin, toprağın, eğitimin, kültürün ve daha bir sürüAnadolu’yu yani bizi biz yapan değer vedüşüncelerin artık günümüzde yok olmaya yüz tuttuğunuokudum.

Okudukça hayıflandım ve üzüldüm.

Ve sonra neredeyse son 3-4 yıldır hem yazılarımda hemsohbetlerimde pelesenk haline getirdiğim bir cümle geldi oturduzihnime.

“Türkiye uçuruma doğru gidiyor…”

Son zamanlarda gerek sohbetlerimde gerekse tartışmalarımdakullandığım bir cümleydi bu: “Türkiye uçuruma doğrugidiyor…”

Ülkemizin içinde bulunduğu durumu anlatmak için bundan dahauygun bir cümle bulamıyordum. Ancak son yaşadığım bazı olaylar vehaberler bu fikrimi değiştirdi.

Uzun yıllardır yayın dünyasının içinde olan birisi olarakyayıncılığın son durumu hakkında bilgi sahibiyim. Yani birtoplumu toplum yapan kültürün, sosyalleşmenin,eğitimin…

Ne mi yayıncılığın son durumu?

Yayıncılar bugünlerde ciddi ciddi kitap basmamayıdüşünüyorlar.

Üstelik sadece düşünmekle kalmıyorlar bazı yayıncılar budüşüncelerini hayata geçiriyorlar.

Çünkü şu anda kitap basmamak, basmaktan daha kârlı…

Okuduğum öykü kitabı ve değerlerimizin ve kültürümüzün idamesiiçin mihenk taşı olan yayıncıların bu hali kullandığım cümleyi sarfetmeme sebep oluyordu…

“Türkiye hızla büyük bir uçuruma doğrugidiyor…”

Çünkü kültür ölüyor, ayaklar altına alınıyor,kitaptan uzaklaşılıyor, değerdenuzaklaşılıyor…

Ancak bugün okuduğum bir haber bu cümlemi düzeltmeme yolaçtı…

Efendim, Türkiye hızla büyük bir uçuruma doğrugitmiyor…

Uçurumdan düşüyor…

Cümlemi değiştirmeme neden olan haber DünyaGazetesindenAli Ekber Yıldırım imzalı…

Haber “Çiftçi Üretim Yapmamanın MaliyetiniAraştırıyor” başlığını taşıyor. Tam da okuduğum öykükitabı ile haberin detayları özdeşleşmiş oluyor.

Haberin içeriği ise özetle şöyle:

“Tarımda yeni bir sürece giriliyor. Her geçen gün daha dazorlaşan üretim koşuları yerini üretmemeye bırakıyor. Birçok üründehasat tamamlandı. Çiftçi 2017-2018 sezonunda ürettiği ürünü büyükoranda sattı. Genellikle borçlanarak üretim yapan çiftçi, ürününüsattıktan sonra borçlarını öder. Kalan paraya yeni borç ekleyereküretime devam eder. Bu çarkı döndüremeyenler üretimibırakır.

Bu yıl, sattığı ürünle borçlarını kapatan çiftçi sayısı çokaz. Şimdi yeni üretim sezonunun hazırlıkları yapılıyor. Yakındakışlık buğday ekimi yapılacak, sonra diğer ürünler. Fakat hangiçiftçi ile konuşsanız "bu girdi fiyatlarıyla üretim yapılmaz,yapılamaz" diyor.

Çiftçi belki de ilk kez bu kadar karamsar ve ümitsiz. Aynızamanda da kararlı. Birçoğu üretmeyeceğini söylüyor. Yine ilk kezciddi olarak üretmemenin maliyetini hesaplıyor.

Üretmezsem bunun bana maliyeti ne olur? Nasıl geçinirim diyehesap yapılıyor.

Üretmemenin maliyetini yapmak gelecek açısından çok büyüktehlike. Türkiye'nin daha çok ithalat yapması, ithalat olmaz ise açkalması demek.

Diğer girdiler bir yana, yüzde 100'ün üzerinde artan gübrefiyatlarına karşılık buğday fiyatının yüzde 10-11 artması ileüretim nasıl yapılacak? Çiftçi hangi parayla gübre alacak? Diğergirdileri nasıl alacak?

Gerçekçi olmak gerekirse ya çok büyük borcun altına girerekgübre ve diğer girdileri alıp üretim yapacak veya üretimyapmayacak. İşte tam da bu nedenle çiftçi "gübre almazsam, üretimyapmazsam bunun bana maliyeti ne olur"un hesabını yapıyor. Büyükçoğunluğu da üretim yapmamayı tercih edeceğini söylüyor.”

Yazının tamamını ve detayları Dünya Gazetesindebulabilirsiniz.

Şimdi anladınız mı niçin cümlemi değiştirip “Türkiyebüyük bir uçuruma doğru gitmiyor, uçurumdan düşüyor”dediğimi…

Üretmeyen bir Türkiye düşünebiliyormusunuz?

Fikir üretemeyen gençliği düşünebiliyormuşunuz?

Siyaset peşinde köşe kapma sevdasında yetiştirilengençliği ve fikirsizliği düşünebiliyor muzunuz?

Kafe köşelerinde gecenin ilerleyen saatlerine kadarkızlı-erkekli gençliğin duman ve zevk içinde telef olduğunudüşünebiliyor musunuz?

Üretemeyen bir gençlik düşünebiliyormusunuz?

Özellikle çiftçisi üretmeyen bir Türkiye…

Artık geriye yapılabilecek tek şey kaldı…

O da uçurumdan düşüşün oluşturacağı etkiyiazaltmak.

Eğer bunu da yapamazsak bu düşüşün sonu Allah korusun ölümlesonuçlanır…

Millet ve devlet olarak bir an önce aklımızı başımıza devşiripacil tedbirler almalıyız.

Yoksa maazallah bir sonraki cümlemiz şöyle olacak:

“Ruhumuza el-Fatiha”

SOSYAL MEDYATAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
Yorumlar3 yorum