YAZARLAR

Dikkat, tehlike geçmedi...

Yerel seçimler öncesi süt liman gibi görünen sessiz zeminin seçimlerden sonra bütün gümbürtüsüyle gelme ihtimalinin yüksek olduğunu unutmayalım!

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Güzel memleketimin son günlerine baktığımızda adeta birbahar havası esiyor. Birkaç ay önce iç ve dış düşmanlarıntüm güçleriyle saldırdığı ülkemde adeta her şey sütliman.

Sanırım vazgeçtiler… Acaba öyle mi?

Son bir yıla bir flash back yapıp baktığımızda neler yaşamadıkki?

Amerika Birleşik Devletleri ile tarihimizin en büyükkrizini yaşadık. Adeta kopma noktasına gelen ilişkiler sonucu dolartarihi zirve yaptı.

Rusya ile adeta savaşın eşiğindendöndük. Yaşanan krizi devlet büyüklerinin aklı selimhareketleri sonucu badiresiz bir şekilde atlattık.

Suriye’de yaşananlar ise başlı başınabir kitap konusu. Sınır ötesi harekâttan tutun damültecilere varıncaya kadar çok büyük sorunlar yaşadık.

Ekonomik gelişmeleri hatırlamak bile istemiyorum. Dolargünlük değil saatlik artarken altın ve Euro da alıp başınıgitmişti.    

İflas eden veya konkordato ilan eden şirketlerinsayısını hatırlamak bile zor…

Özel bir Üniversite şimdilerde “konkordato” seminerleri ve kurslarıvererek bu alanın sertifikasını dağıltıyor.

Oysa son bir aya, özellikle son bir haftaya baktığımızdasanki bu kötü günleri hiç yaşamamışız gibi bir havavar.

ABD ile yeniden müttefik olduk. Öyle kiAmerikalılarPKK terör örgütüelebaşlarının kellesine ödül koydular.

Rusya ile adeta can ciğer kuzusarmasıyız. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor.

Suriye ise gündemden düştü. Sanki sonyılların en büyük savaşlarından birisi hiç yaşanmamışgibi…

Vahşice katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti neçabuk gündemden düştü.

Eğitimdeki serzenişler ne ara sükun buldu?

Ekonomide ise kavak yelleri esiyor. Dolar nerdeyse 6 ayöncesindeki seviyenin de altına inecekmiş gibi hareketediyor.   

Türkiye ile baş edemeyeceği anlayan düşmanlarteslimi silah eylediler adeta…

Peki, gerçekten öyle mi?

Bu soruya yürekten “evet” diyebilmeyi o kadar çokisterdim ki?

Ama maalesef öyle değil.

Olan sadece şu:

Düşmanlar doğrudan cepheden saldırmaktan vazgeçtilersadece.

Şimdi bizi içeriden çökertmenin peşindeler.

Beş yıl önce tedavülden kaldırılan ırkçı söylemlerle doluokullarda okutulan andın tekrar geri getirilmeçalışmaları bu içten çökertmenin ilk adımıydı.

Türkçe ezan tartışmalarıyla ateşe körüklegittiler.

Ve biz hala bu ateşle oynamaktayız.

Bir an önce bu ateşin harını düşürücü adımlaratılmalıdır.

Yoksa cephe saldırısı ile yapılamayan fitne vefesatlıkla yapılacak.

Anlayacağınız tehlike henüz geçmiş değil.

Tam aksine eskisinden daha tehlikeli ve dahayıkıcı.

Rehavete kapılmanın zamanı değil.

Hele kavga etmenin hiç zamanı değil.

Yerel seçimler öncesi süt liman gibi görünen sessizzeminin seçimlerden sonra bütün gümbürtüsüyle gelme ihtimalininyüksek olduğunu unutmayalım!

Düşmanlar yüz yıl önce uyguladıkları taktiği yeniden uygulamayakoydular.

Cennetmekan Abdülhamid Hanı tüm saldırılarakarşı yıkamayanlar Jön Türk hamlesiyle ve Harekât Ordusudarbesiyle içeriden bitirmişlerdi.

Jön Türklerin yerine milliyetçileri koymaya çalışıyorlar.Başardılar gibi de…

Harekât Ordusu yerine koyabilecekleri piyonlarıbulmanın önüne geçilmelidir.

Vazgeçmediler, asla vazgeçmeyecekler de...

Unutmayalım ki,

Su uyur, düşman uyumaz…

Son bir aydaki rahatlığa, gelişmelere bakıpta rehavetekapılmayalım.

Tehlike henüz geçmiş değildir vesselam…

Hiçbir zaman geçecek de değildir…

Yeter ki biz uyanık olalım…

Gerisi laf-ı güzaf…

SOSYAL MEDYATAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
Yorumlar4 yorum