YAZARLAR

Değer mi? Önem mi? Hangisi ağırlık taşıyor?

Değer-önem ilişkisi, insanların gündelik hayatlarında, iş ve yönetim ilişkilerinde tercih ve kararlarını belirlerken farkında olmasalar da temel hareket noktası olarak karşılarına çıkıyor.

Değer-önem ilişkisi, insanların gündelik hayatlarında, iş veyönetim ilişkilerinde tercih ve kararlarını belirlerken farkındaolmasalar da temel hareket noktası olarak karşılarına çıkıyor.

"Değer" mi yoksa "önem" mi önde gelir? İki terim arasında negibi bir ilişki var? Türk toplumu daha çok hangisine ilgigösteriyor?

Önem, bir nesneye, olguya ya da kişiye birileri ya da toplumtarafından atfedilen ağırlığı ve gösterilen ilgiyi anlatır. Değerise, nesne, olgu veya kişinin zatından ve doğrudan doğruya sahipolduğu niteliklerden dolayı üstünlük taşıması ve özde takdiredilmeye layık olmasıdır.

Bir şey salt önemli olduğu için değerli olmaz; ama değerliolduğu için özünde önem taşır. Değerli olan her şey önemlidir,ama önemli olan her şey değerli değildir.

Değer aslidir, önem arızidir. Değer mutlaktır, önem izafidir.Değer kalıcıdır, önem geçicidir. Değer cevheridir, önem itibaridir.Değer hak edilir, önem atfedilir. Değer takdir edilir, önem farkedilir. Değeri takdir edebilmek olgunluk ve meziyet gerektirir,önem ise herkesçe anlaşılır.

Asli nitelik ve birikimleriyle değer taşıyan kişiler ya davarlıklar uzun süre değerlerini ve önemlerini korurlar. Bilinmemişya da takdir edilmemiş olmak değerli olanın değerini azaltmaz.Ancak atfedilen veya belli şartlara bağlı olarak kazanılan önem,şartlar ortadan kalktıktan sonra hızla kaybolur. Esas olan, öneminpopüler bir ilgi ya da güç sahibi olmaktan değil, gerçekte var olanasli niteliklerden ve özdeki değerden kaynaklanmasıdır.

Önem-Değer ilişkisi ve insanlar:

Değer, insanların sahip oldukları bilgi birikimi, ehliyet veyaliyakat gibi meziyetlerle; önem ise ellerindeki güç, para veyamevki gibi araçlarla ilgilidir.

Önemli olmak şöhret kazandırır, değerli olmak ise saygınlık.Önemli olanın şöhreti geniş bir kitlenin ilgisini çekerken değerliolanın taşıdığı saygınlık sınırlı bir çevreden gelir. Önemindendolayı kendisine ilgi yönelen kişinin tanınırlığı arttıkça önemi deartar. Önemi arttıkça daha da tanınır. Ancak bunun bir sonu vardır.Kısa zamanda kazanılan populerlik yine kısa zamanda kaybedilir.Şöhretin zirvesine tırmananlara yönelik ilgi ortadan kalktığındadüşüşleri de o derece hızlı olur. Önemli olan kişi her zamanönemini kaybetme korkusu taşır. Değerli olanın değerinin bilincindeolması kendisine özgüven sağlar, ayrıca değerini kaybetme korkusuyoktur.

Kişilerin gerek toplumsal statü ve rollerinden, gerek içindebulundukları kurumsal ve hiyerarşik pozisyonlarından doğan güç herzaman hükmünü icra eder ve başkalarını etkilemelerini sağlar. Para,mevki, iktidar veya şöhretin kazandırdığı önem asla görmezdengelinemez. Maddi zenginlik ya da statü araçları insanları mıknatısgibi kendine çeker. İnsanlar her zaman güçlü ve önemli kişilerinetkileşim ağı içinde yer almak ve onlarla ilişki kurmak isterler.Böyle bir yapı içinde yer tutmak güçten pay almanın ve amaçlarınıgerçekleştirmenin yoludur.

Etkili insanlarda önem ve değer birikiminin bir arada bulunmasıbeklenir ve genelde iki özelliği de taşıdıkları varsayılır. Ancakgüçlü ve önemli olmak aynı zamanda birikimli, ehliyetli veliyakatli olmak demek değildir. Önem sıralamasının üstbasamaklarında yer alabilmenin pratikte nitelik sahibi olmaktan vedeğer birikiminden çok, güç yapısı içinde uygun pozisyon almaktanve ilişki yönetiminde sağlanan başarıdan geçtiğini görüyoruz.

Para kağıttan ibarettir, ama önemlidir. Güç ve nüfuz kazandırır.Değeri geçici ve itibaridir. Sınırsız enflasyonda soba tutuşturmayayarar. Altın ise özde değerlidir ve değeri kalıcıdır. Önemleri güçve şöhretten doğan insanlarla değerleri sahip oldukları nitelik vebirikimden kaynaklanan insanlar arasındaki fark da böyledir.

Değer "asıl"dır. Kökü derinlerdedir ve etkisi geleceğe uzanır.Beslendiği toprak münbit olduğu sürece meyve verir. Piyasadapazarlanan ise ağacın meyveleridir. Ağaç uzun süre yaşar, meyveleriise bir anda tüketilir. Ancak insanlar genelde ağaçtan çok onunyetiştirdiği meyveye önem verirler.

Toplumsal durum ve Türk toplumunun bakışı:

Toplumları "önemi önceleyen toplumlar" ve "değeri önceleyentoplumlar" olarak ikiye ayırabiliriz. Elbette bunlardan hangisinindaha çok ağırlık taşıyacağı ortak kültürlerine ve gelişmişlikdüzeylerine göre şekillenir. Önemi önceleyenler, şan, şöhret, para,servet gibi geçici itibar ve maddi zenginlik araçları peşindekoşarlar. Değeri öne alanlar ise, saygınlık, erdem, bilgi, kültürelgelişme ve bilimsel ilerlemeye daha çok ağırlık verirler.

Önem araçları hayatı tümüyle kuşatsa da uygarlıklar, yapılar vesistemler gelip geçici unsurlar üzerinde değil, değer üzerindekurulur. Asıl önemli nokta, toplumların gelişme ve kalkınmadinamiklerinin temelinde değer mekanizmalarının mı, yoksa önemskalasında yer alan unsurların mı ağırlık taşıdığıdır.

Değer esaslı hareket etmek; değer üretim süreçlerineodaklanmayı, değer araçlarının keşfedilmesini, analiz edilmesini,işlenmesini, bir sistem içinde geliştirilmesini ve daha üst birdeğer bütününün oluşturulmasında bir girdi olarak kullanılmasınıgerektirir. Bunun için de bir üst akıl düzeyine erişmek, uzunvadeli öngörü sahibi olmak, tutarlı stratejiler geliştirmek,gerçekleştirilebilir hedefler koymak, uygun bilimsel ve teknikyöntemler kullanmak gerekir. Elde edilen her değer yeni değerlerinüretilmesini tetikler ve böylece aşama aşama büyüyen sürdürülebilirbir değer üretim sistemi kurulmuş olur. Güçlü kurumsallaşmaaltyapısına ve istikrarlı siyasi rejimlere sahip, bilimsel veteknolojik gelişmeye dayalı, yenilikçi ve rekabetçi toplumlarıntemelinde bu tür bir değer üretim anlayışı vardır.

Oysa önemi önceleyen ve ilgilerini gelip geçici maddi statü veprestij araçları üzerinde yoğunlaştıran toplumlar tutarlı,sürdürülebilir sistemler ve kalıcı değer zincirleri kuramazlar.


Önem odaklı gelişme ve ilerleme çabası yeni değerlerin keşfini,geliştirilmesini, değerlendirilmesini ve sistem içindekullanılmasını gözardı eder. Her şeyden önce, güç yapılanmasıiçinde pozisyon almak ve güç kaynakları arasındaki ilişkilerdenolumlu bir çıktı elde etmeye çalışmak akılcı bir toplumsal gelişmeve ilerleme stratejisinin temelini oluşturamaz.

Kişilerin ya da kurumların ilgilerini önem esaslı ilişkiler vesüreçler üzerinde yoğunlaştırdıkları toplumsal ve siyasalyapılarda, tüm çabalar yeni değer sistemi kurmak ya da var olanıbüyütmek yerine halihazırda oluşmuş bulunan sisteme eklemlenmeye veondan pay kapmaya yönelik olacaktır. Değer esaslı yapı vesistemler, bilginin gelişme ve kalkınmada dinamik bir unsur olarakyer almasını, kaynakların en yüksek verimlilikte kullanılmasını vegörevlerin dağıtımında birikimli ve nitelikli insanların tercihedilmesini sağlayan olumlu ayıklama sürecini öne çıkarırlar. Oysaönem esaslı olanlarda, güç ilişkilerinden çıkar sağlama ve rantdevşirme amacına yönelik hakkaniyetsizlik, ayırımcılık ve nepotizmgibi uygulamaların yaygınlaşmasıyla bilgi, nitelik ve liyakat gibideğer unsurlarını geçersizleştiren olumsuz ayıklama süreci ortayaçıkacaktır.

Türk toplumu hangisine itibar ediyor? Asli nitelikleri yönündenbir cevhere, değere sahip olana mı, yoksa popüler ilgi çekmesi veyagüç ve nüfuzu itibariyle önemli olana mı?Türkiye'nin rekabetçilikve yenilikçilik sıralamasında dünya ülkeleri arasındaki yerini,dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına kaç üniversitemizingirebildiğini ve kaç tane küresel markaya sahip olduğumuzu gözönünde bulundurduğumuzda bu sorunun cevabı ortaya çıkmış olacaktır.Türkiye'nin bilim ve teknolojide, sosyal ve ekonomik kalkınmada veinsani gelişmişlikte dünyada hak ettiği yeri alabilmesinin, gerekkamuda gerek özel kesimde meziyet, erdem, bilgi, uzmanlık,nitelikli insan kaynağı gibi değer esaslı unsurların tartışmasız önplana alınmasıyla sağlanabileceği gözden uzak tutulmamalıdır.

Yorumlar3 yorum