YAZARLAR

Cumhurbaşkanı; “tarih, bilgi, ilim, araştırma, özgüven, üretim, başarı” dedi?...

Araştırma bilinci; ilkokuldan başlamalı, üniversitede kesintisiz devam etmeli.

YENİ YIL; YENİ BİR BAŞLANGIÇ, YENİBİR ÖZLEM, YENİ BİR DİRİLİŞ, YENİ BİR KENDİNE GELME, YENİ KARARLARDEMEKTİR. YENİ YILDA; SAĞLIK, MUTLULUK VE BAŞARI DOLU GÜNLERDİLİYORUZ…

GÜNCEL/TBMM VEVEKİLLERİMİZ: Her yıl, TBMM Bütçe Görüşmelerini izliyor veüzülüyoruz. Salonda, toplasanız 50 kişi var-yok!...O kadarilgililer MV’leri!... Sakin ve güzel Türkçe ile konuşan çok az.Oysa; gençler ve Türk Dili korumamız gereken değerlerdir. Sürekli;suçlama, bağırma, argo sözler ve karşıdakini  tehdit…Ve, ençok duyulan; “ispatlamayan; müfteridir, alçaktır, namussuzdur”sözleri… Bu ağır ve tahrik edici kelimeler; her yerde, her zaman,olur olmaz kullanılmamalı. Hele, TBMM çatısı altında asla...Varsaelinizde belge; savcılıklar bir adım ilerinizde…Çeşitli yaşgruplarından insanlar; bilgilenmek için sizi  izliyorlar vesizlerin kürsüde kavga edip, sonra kol kola yemeğe gittiğinizibiliyorlar. Oy için bari, dilimizi bozmayın…Kürsü bağımsız diyesataşmalar yaparak, insanları germeyin…İzlerkenyoruluyoruz…Lütfen!..

Bilimödülleri…

Sn.Cumhurbaşkanımız;(28.12.2017/TÜBİTAK Ödülleri) 4 bilim ödülü ile 11 teşvik ödülününverildiğini belirterek, ödül alan isimleri açıkladı; ödül alanisimlere bundan sonraki çalışmalarında başarılar diledi,kendilerinden Türkiye’nin önünü açacak, bilim dünyasına yön verecekçok daha büyük başarılar beklediğini  söyledi.

Her akademisyenin altına imzaatacağı bir konuşmaydı… Bir Cumhurbaşkanı’nın, sürekli; “tarih,bilgi, ilim, araştırma, özgüven, üretim, başarı” demesi iyi birşey, tabii ki, yetkililerin uygulaması şartıyla!…

Şimdi, bazı sözleriniörneklendirerek/açarak değerlendirelim;

1/ "Bilginin,kendine kayıtsız kalan kişileri ve toplumları affetmediğini ifadeederek, bir milletin geleceğinin bilgi kaynaklarıyla kurduğuilişkinin niteliğine bağlıdır. İlimle bağı güçlü olan toplumlar,uzun yıllar boyunca varlıklarını sürdürürler, bu bağın zayıf olduğumilletlerin ise ayakta kalma şansı zayıftır."

G.AY: Benzersöylemleri 15 yıldır dinliyoruz. Ancak, Cumhurbaşkanımız; gelinennoktada, geçmiş başarılardan örnekler verirken, uluslar arasıarenada  “bugün neden gerideyiz?” sorusunu sormak zorundakaldı. Oysa, her ile; üniversiteler, yüksek okullar açıldı. Aralık2017’e göre, Yüksek öğretimde, nicelik olarak; 112’si devlet, 67’sivakıf üniversitesi ve 5’i vakıf meslek yüksek okulu olmak üzeretoplam 184 yüksek öğretim kurumumuz mevcut. Akademisyen sayısı,nicelik olarak artmış, öğrenci sayımız 7.764.607’e ulaşmış. Ama;kalite, buluş, nitelik v.b. ölçüldüğünde durum iyi değil. İlimebağlı olmak; bir milletin gelişmesinin ve ayakta kalmasınınşartlarından biri. Bu dönemde; ARGE merkezi sayısı 16’dan 762’ye,tasarım merkezi sayısı 7’den 138’e yükseltilmiş. 2010’da ARGE vetasarım merkezlerinde 10 bin kişi çalışırken, bugün bu sayının 45bin olmuş. 2002’de 5 adet teknoloji geliştirme bölgesi varken,bugün 55’i faal, 14’ü yapım aşamasında toplam 69 bölgeyeulaşılmış.

Cumhurbaşkanımız diğer gelişmeleride şöyle özetledi; “teknokentlerde 5 bine yakın firma faaliyet gösteriyor. 2002 yılına göre patent başvurusu 16 kat,marka başvurusu 3 kat, tasarım başvurusu 2 kat arttı. Konya,Kocaeli, Bursa, Kayseri ve Elazığ’da bilim merkezleri kurduk. İlkmillî yer gözlem uydusu GÖKTÜRK 2 uzaydaki 5’inci yılını tamamladı,IMECE yer gözlem uydusu projesine bu yıl başlandı, ilk millîhaberleşme uydusu TÜRKSAT 6A,  2020’de tamamlanacak, kurulacakuzay üssüyle Türkiye’nin kendi uydusunu fırlatmanın yolunuarayacağız.”

2/ "Bu milletintarihinin bu gerçeği bizzat teyit ettiğine işaret ederek, “Kendimazimize baktığımızda ecdadın inkişaf, yani yükseliş dönemlerinin,aynı zamanda ilmi açıdan da yeninin öncülüğünü yaptıkları dönemleretekabül ettiğine şahit oluyoruz. Beytül Hikme’yi anlamadanAbbasileri, Nizamiye Medreselerini bilmeden Selçukluları,İmparatorluğun dört bir yanını süsleyen Osmanlı Medreselerinianlamadan cihan devleti olmanın sırrınınçözülemeyecektir."

G.AY: Aynenkatılıyoruz…Tarihini bilmeyen bir kişi; zayıf kalmış, toplumdanuzaklaşmış  demektir. Yazılarımızda, kurumların; “tarihini,geçmişini, amaçlarını, hedeflerini  bilmeyen” akademisyenlerleyol almanın, aynı amaçta birleşmenin zor olduğunu belirtiyoruz.Kurumu; sadece “maaş için çalışılacak”, vatanı; sadece “yaşanacak”yer olarak görenlerle bir adım yol alınamaz. Geçmişimizle öğünmekyetmiyor!.. Atalarımızın; günün şartlarına göre yaptıklarıbaşarıları/buluşları özümsemek  ve devam ettirmekönemli…

 3/ "Butoprakların asırlar boyu İbni Sina’dan Farabi’ye, Attar’danHayyam’a, Ali Kuşçu’dan Harezmî’ye ve Cabir’e kadar dünya bilimtarihine yön veren çok sayıda ilim adamı yetiştirdik.  Peki,yüzyıllarca sayısız yeniliğe imza atmış bir ecdadın torunlarıolarak acaba neden bunca mevzi kaybettik? Nasıl oldu da bilim veteknoloji konusunda geriye düştük?”

G.AY: Evet, sonyıllarda, ilim adamı yetiştirmede neden gerilerdeyiz? Günlük,siyaset bunu engelliyor mu? Parasal sıkıntılar mı var? Neden mevzikaybettik? Soruların cevaplarını; 15 yılda değişen 6  faklıuygulama yapan 6 bakanda, her yıl değiştirilen sistemlerde, ezbercieğitimde ve niteliksiz ve amaçsız öğretmenlerde, liyakatsız üstmakam atamalarında, uygulanmayan MEB Şuraları’nda v.b. aramakgerekmektedir. “Sağlıklı, akıllı, paylaşılmış, siyasettenarındırılmış kararlarla” yürümek en doğru yoldur. Yoksa, busöylemler; hedef çizilen 2023’te de tekrarlanmak zorunda kalınır…Buda iyi ülkemiz için olmaz!...

4/ "Ancak soniki asırda yaşadığımız geri kalmışlığı yalnızca maddiyatla,bütçeyle veya insan kaynağıyla açıklamak bana göre hatalı biryaklaşım olacaktır. Ben, burada temel sıkıntının zihniyet meselesiolduğunu düşüyorum. Evet, biz mücadeleyi önce zihinlerimizle vegönüllerimizde kaybettik. Bu süreçte en büyük hatayı öz güvenimizi,kendimize olan itimadımızı, başarabileceğimize dair inancımızıtörpüleyerek yaptık."

G.AY: Elbette,Cumhurbaşkanımızın belirttiği konularda çok önemli. Türkiyegelişti; büyüdü, kendi insanlarımızla önemli eserler ortaya çıkmayabaşladı. ilk Boğaziçi Köprüsü’nü Japonlar’ın yapması, F.S.MehmetKöprüsü’nü, Marmaray’ı v.b.yerli iş adamlarımızın yapması önemlibir aşamadır.1973’ten, 2017’e bir başarıdır, yükselmedir, amayetmez!.. “Karar vermek, o konuda en iyi olmak, özgüvene sahipolmak” bir zihniyet meselesidir. Atalarımız; başlamak, bitirmeninyarısıdır” demişler. 25. yılını, bu sene  kutlayacağımız “İstanbul Türk Müziği Günleri/Festivali” bir zihniyetin başarısıdır.

5/ "Okullardaçocuklara yıllarca neden yapamayacaklarının öğretildiği, eğitimsistemi; kendinden utanan, tarihinden, kimliğinden, inancındanhicap duyan nesiller yetiştirmeye ayarlandı. Bunun neticesi olarak;batı karşısında ezik, ilerlemeyi batıya öykünmekte gören, öteyandan kendi değerlerine karşı da nobran kuşaklar yetişti. Farabidediğinizde, Ali Kuşçu dediğinizde, Piri Reis dediğinizde, hafifealan, bilimin merkezi olarak sadece batıyı gören hastalıklı biranlayış zihin dünyamıza hâkim oldu. Oysa; başarının sırrı, önceyapabileceğine inanmaktır. Başarının anahtarı; öz güven sahibiolmak, kendi kabiliyetlerinin farkına varmaktır. 15 yıldır süreklikaramsarlık aşılayan bu anlayışı değiştirmek için de mücadeleveriyoruz.  Bu ülkede; çabalayan, emek veren, zihin ve alınteri döken herkes gayesine ulaşabilir. Bizim bu öz güvene sahipolmamız, yetişen nesillere de bu öz güveni aşılamamız gerekiyor.Her zaman ifade ettiğim gibi; iman varsa Allah’ın izniyle imkân davardır. İnsanı büyük yapan haslet, cüssesinin değil düşüncesinincesametidir."

G.AY: Maalesef,doğru tesbitler..Alanımızda, yıllarca; Türk müziği, Türk çalgıları,Türk bestekarları, Türk şairleri,Türk aşıkları okullardaokutulmalı, hala okutulmamaya çalışılıyor. (Bak. Müziköğretmenini  kim yetiştirmeli başlıklı yazım.) Önemli birkuşak, eğitim almak için yabancı ülkelere gitti. Bazıları,döndüğünde kendi insanlarını beğenmedi, onlara yukardanbaktı…Batının kurallarını almak yerine; yaşayışını, sanatını,değerlerini kopyalamak peşine düşen, kendi değerlerine yabancılarlaülkemiz çok şey kaybetti. Bir ülkenin yüz ölçümünün büyüklüğü, onubüyük/önde yapmaz. Bilim/teknik/sanat/kültürde ileri olması onufarklı ve önde kılar.

6/ "Takliteden, hep bir adım geride olmaya mahkumdur. Bizim artık; takipetmekten, taklit etmekten çıkıp, öne geçmeye, takip ve taklitedilen olmaya ihtiyacımız var. Bizim artık, bize çizilen sınırları,zihnimize vurulan prangaları parçalayıp atmamız gerekiyor. Kenditeknolojimizi üretmezsek, kendi ürünlerimizi yapmazsak, gerçekmanada bağımsız olamayız. Siyasi bağımsızlık; ekonomik veteknolojik açıdan desteklenmediği sürece, kâğıt üzerinde kalmayamahkûm olacaktır. Şayet Türkiye bugün bağımsızlığından zerre kadartaviz vermiyorsa, bu ekonomiden üretime, teknolojiden savunmasanayiine kadar farklı alanlarda elde ettiğimiz mesafesayesindedir. Bilim adamlarının projeleriyle, bu başarının çıtasınıdaha da yükselteceklerine inanıyorum. Cumhurbaşkanlığı olarak,kendilerini desteklemeye, ilmi ve akademik çalışmalarında daimayanlarında olmaya devam edeceğiz."

G.AY: Ancak; günlüksiyasetin içinden çıkamayan; iletişim araçları, köşe yazarları v.b.dahi gelişmeler, ülkemizde yapılanları kaleme almıyor. Çünkü, bizde“araştırmacı gazetecilik” yok…Oturdukları yerden–güncel-  ahkam kesiyorlar. Araştırma Üniversiteleri’nedahi yeni geçiyoruz. Metinde yer verilen  merkezleri;tasarımları  bilim insanlarımız yapıyor, ne kadar önemlive gurur verici  değil mi? “Bizim artık; takipetmekten, taklit etmekten çıkıp, öne geçmeye, takip ve taklitedilen olmaya ihtiyacımız var.” cümlesi, çok şeyi ifade ediyor. Bizsanat insanları, bu anlayıştan çok çektik. “Taklit eden değil,taklit edilen” olmak için; “ülkeyi tanımak, ülke insanına değervermek, ülke insanını sevmek”  le beraber; liyakat,nicelik, kalite, üretim şarttır.

Not: Bu konuşmametni, Cumhurbaşkanlığı WEB sitesinden alınmış, ancak Türkçenoktalama işaretleri tarafımdan konulmuş ya dadüzeltilmiştir.

KAMU ZARARIKALDIRILDI DA,  HABERİMİZ MİYOK?!..

İstifa eden/ettirilen BelediyeBaşkanları’nın, yaptırdığı (elbette meclis üyesi partililerinoylarıyla) işler bir bir ortadan kaldırılıyormuş. Son haber:“Dinozorlar, ANKAPARK’taki  “HERO” yazısı, Belediye binasıönündeki fıskiyenin ardından şimdi de Kızılay'da MeşrutiyetCaddesi'ni kesen sokakları birleştiren üst geçitler sökülmeyebaşlandı. M.Gökçek’in meslek odalarının “işe yaramaz, atıl kalır”itirazlarına rağmen yaptırdığı üst geçitler senelerdirkullanılmıyordu. Artık yıkılma tehlikesi baş gösteren yapılarınsökme emri Mustafa Tuna tarafından verildi. Caddenin girişleribelediyeye ait kamyonlar tarafından kapatılırken söküm işlemi degece saatlerinde gerçekleştirildi.” Peki halkın vergileri ileyapılan; “bu masrafların”,  oluşturulan “kamu zararlarınınhesabını”  kimse vermeyecek mi? Siyaset bu kadar acz içindemi? Fırından ekmek, marketten sakız çalanı cezalandırmaya gücüyeten Devlet;  bunun hesabını sormayacakmı?Bekliyoruz…

 GÜNÜNTÜRKÜSÜ, Neşet Ertaş’tan…

Cahildim dünyanın renginekandım
Hayale aldandım boşuna yandım
Seni ilelebet benimsin sandım

Ölürüm sevdiğim zehirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

Sözüm yok şu benden kırıldığına
Gidip başka dala sarıldığıma
Gönülüm inanmıyor ayrıldığına

Gözyaşım sen oldun kahirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

Garibim can yıkıp gönül kırmadım
Senden ayrı ben bir mekan kurmadım
Daha bir gönüle ikrar vermedim

Batınım sen oldun zahirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

Resim: İBB Halk Ekmek satış büfeleriyenilendi ve ortaya güzel bir tasarım ortaya çıktı.Teşekkürler.

Yorumlar1 yorum