Çekirdekte Saklı Hikmet: Turan Erdiren’in Gönül Sanatı

Tasavvufta derler ki; insan, özü kadar yol alır. Kimi ömrünü kabuğunda geçirir, kimi özüne iner.

Zeytin de böyledir… Kabuğuyla değil, çekirdeğiyle sır taşır. Belki de bu yüzden zeytin, asırlardır hikmetin, sabrın ve ilahi bereketin sembolü olmuştur.


Kur’an’da üzerine yemin edilen zeytin, tasavvuf ehline göre yalnızca bir meyve değildir; hakikatin remzidir. Çünkü zeytin ağacı kolay yetişmez. Sabır ister, zaman ister, çile ister. Rüzgâra direnir, kuraklığa dayanır, ama yine de meyvesini verir. İşte insanın seyr-i sülûku da böyledir. Kırılarak olgunlaşır, bekleyerek kemale erer.


Ve zeytinin en sert, en içte kalan kısmı olan çekirdeği… İşte orası özdür. Tasavvufta öz, insanın kalbidir. Dıştan bakıldığında küçük, sade ve sıradan görünen ama içinde sonsuz mana taşıyan yer.


Turan Erdiren’in yaptığı sanat tam da buradan başlıyor.


Çoğu insanın görüp geçtiği, belki kıymet vermediği bir zeytin çekirdeğine bakıp onun içindeki hikmeti görebilmek herkese nasip olmaz. Çünkü bu bakış, sadece ustalık değil; gönül gözü ister.


Turan Erdiren’in farkı da burada. O yalnızca el emeğiyle çalışan bir sanatçı değil; bakmasını bilen, sabrı bilen, özün kıymetini bilen bir gönül insanı.


Bir zeytin çekirdeğini tesbihe dönüştürmek, aslında tasavvufi manada çok büyük bir semboldür.


Çünkü tesbih, zikrin yol arkadaşıdır. Kulun Rabbine yaklaşırken parmakları arasında dönen her tanede bir isim, bir nefes, bir teslimiyet vardır.


Şimdi düşünün… Böyle kutsi bir yolculuğa eşlik eden tesbihin, zeytin gibi kadim ve bereketli bir ağacın özünden yapılması ne büyük inceliktir.


Turan Erdiren işte bu inceliği sanata dönüştürüyor.


Her taneyi sabırla oyarken aslında sadece çekirdeği işlemiyor; zamanın içinden geçen manayı işliyor.


Her tesbihte bir sabır terbiyesi, her dokunuşta bir teslimiyet var. Bu yüzden onun yaptığı tesbihler sadece elde taşınmaz; gönülde yer eder.


Tasavvuf bize öğretir ki, hakiki sanat; nefsin gösterişiyle değil, kalbin sadeliğiyle doğar. Turan Erdiren’in sanatında tam olarak bu sadelik ve derinlik hissediliyor. Onun eserlerinde gürültü yok; sükûnet var. İddia yok; hikmet var. Acele yok; sabır var.


Belki de bu yüzden yaptığı her tesbih, sadece bir sanat eseri değil; aynı zamanda bir tefekkür vesilesi.


2021 yılında “T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü Zeytin Çekirdeği Tesbih Sanatçısı” unvanını alması, onun bu yoldaki emeğinin resmi bir karşılığı olsa da; asıl kıymeti unvanında değil, gönlünde taşıdığı niyettedir.


Çünkü bazı insanlar sanat yapar, bazıları ise sanatı ibadete dönüştürür.


Turan Erdiren, zeytinin özündeki hikmeti gören, onu sabırla tesbihe çeviren ve her taneye manayı nakşeden ender ustalardan biridir.


Ve böyle ustalar oldukça biliyoruz ki, bu toprakların irfanı da, zanaatı da, ruhu da yaşamaya devam edecektir.


İnşallah, ülkemizin kıymetli sanatkârlarından Turan Erdiren’i bir gün “Cumhurbaşkanlığı Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri” ödülünü alırken de görürüz.


Çünkü onun yaptığı iş yalnızca bir zanaat değil; bu toprakların hafızasını, irfanını ve manevi mirasını geleceğe taşımaktır.


Zeytin çekirdeğine işlediği her tesbih, adeta bu kadim kültürün mihenk taşı gibi yarınlara bırakılan sessiz ama çok kıymetli bir emanettir.


Böyle ustalar oldukça biliyoruz ki, bu toprakların ruhu da sanatı da kökü de yaşamaya devam edecektir.