YAZARLAR

Çekilmez hale gelen tartışma programları

Televizyonlarda farklı farklı konularda yapılan tartışma programları, çoğu zaman benim ilgimi çeker...

Televizyonlarda farklı farklı konularda yapılan tartışma programları, çoğu zaman benim ilgimi çeker. Hem sizinle farklı düşüncelerde olan insanları dinleyip, farklı bakış açıları kazanırsınız. Hem de sizinle aynı düşünceleri paylaşanlardan konuyla ilgili yeni bilgiler elde edersiniz.

Ancak gelin görün ki, bu güzelim tartışma programları artık çekilmez bir hal almaya başladı. Bunun sebeplerinden bir tanesi; sırf adı tartışma programı diye gaza gelip sadece kendisi konuşmak isteyen konukların varlığıdır. Kendisinden başkasına görüşlerini ifade etme imkanı vermeyen ve kendisiyle aynı görüşleri paylaşmayan konukların her sözünü kesen, nezaketten uzak misafirler maalesef işin tadını kaçırıyor. Tabi burada programların sunucularına da çok iş düşüyor. Nihayetinde sadece sunuculuk yapmıyor aynı zamanda programların sevk ve idaresini de sağlıyorlar. Ancak her zaman bunu başarabildiklerini söyleyemem.

Programların tatsızlaşmasının bir başka sebebi ise; herkesin, her konuda bilgi sahibi olması! Çok basit bir örnek vereyim. Bir tartışma programı düşünün, konuk olarak emekli bir asker var. Bir avukat var. Bir anket firması sahibi var. Son olarak bir de, tartışılan konuyla alakası olmayan herhangi bir lisans programından mezun olmuş milletvekili var. Herkes elde ettiği bilgi ve zaman içerisinde edindiği tecrübeler ışığında fikirlerini beyan ediyor. Zaten bunu yapsınlar diye orada oturuyorlar. Ancak işin tatsızlaştığı anlar şöyle başlıyor: Hukuki bir konu konuşulurken, en az konuk avukat kadar, anket şirketi sahibi de fikir beyan ediyor. Hatta yetmiyor, bir de muhalefet ettiği konular üzerinde diretiyor. Ya da askeri strateji konusunda bir mevzu varsa ortada, örneğin emekli bir Albay’ın söylediklerinin tam tersi, milletvekilimiz tarafından savunuluyor ve bu konuda ısrarcı olmaya devam ediliyor. Tabi ki genel konularda herkes başkasının konusuna yorum yapabilir. Ancak konu ciddi bir bilgi birikimi sonucunda yorum yapılması gereken hassas noktalara geldiğinde susmak zor olmamalı. Özetle diyeceğim: Herkes karşısındakinin uzmanlık alanına mümkün mertebe saygı göstererek tartışmalara katılırsa, eminim programlar daha seviyeli ve faydalı olacaktır.

***

Sinop Cezaevi

Geç dahi olsa geçenlerde Sinop Cezaevi'ni ziyaret etme imkanı buldum. Gerçi şu anda cezaevi değil, müze. Bende tam olarak müze haliyle ilgili bir takım eleştrilerde bulunmak istiyorum.

Koğuşlar bomboş. Gezerken sadece duvarları görme imkanınız oluyor. Oysa ki yaşanmışlıkları daha yoğun hissedebilmeniz için; kullanılan eşyaların yerlerinde olması gerekir. Belki hepsi olmaz ancak ranzalar, bardaklar ve tabakların bazıları yerlerinde olmalı. Sinop Cezaevi'nin şu anki halinden çok daha etkileyici olması için bir takım çalışmaların yapılması şart. Sabahattin Ali'nin kaldığı oda nispeten daha doğal. Ancak diğer taraflar için onu söylemek mümkün değil. Yetkililere önerim; Ankara'daki Ulucanlar Cezaevi'nin müzeye dönüştürülmüş halini ziyaret ederek, bir revizyona gitmeleridir.

Sağlıcakla kalın...

Yorumlar 1 yorum